• Reklamın Tanımı ve Amacı

    Mal veya servis satışını arttırabilmek maksadıyle yayın araçları ile yapılan bir çeşit duyuru. Yayın araçları; elle dağıtılan kağıtlar, gazete, dergi, radyo, televizyon, sinema olabilir. Reklam, gazetede bir satır veya sayfanın tamamını da kaplayabilir. Yirminci asırda bilhassa ABD’nin ticari faaliyetleri reklama bağlanmıştır. İstatistiki değerlere göre ABD’de senede 15 milyar doların üzerinde bir para reklama harcanmaktadır. (Bkz. Propaganda)

     

    Reklam gayesi ya ürünü tanıtmak veya firmayı tanıtmak şeklinde iki türdür. Reklam yapılış şekline göre de iki türlüdür. Doğrudan faaliyet gerektiren reklamlarda ürünün hemen satışı veya kupon karşılığı verilmesi gibi acil işlem vardır. Dolaylı faaliyet gerektiren reklamlarda ise, okuyucu veya seyirci üzerinde ürünün hayaliyle etki uyandırılır. Perakende satıcılar doğrudan faaliyetli reklamı tercih ederken; imalatçılar ve fabrikalar ise, dolaylı faaliyetli reklamı tercih ederler

     

    Reklamın ekonomiye faydası, ekonomide dinamizm ve genişlemeyi davet etmesidir. Reklam aynı tür ürünleri çıkaran firmalar arasında rekabeti de kamçılayacağı için ekonomiyi olumlu yönde etkiler. Birçok kişi reklamın ürün fiyatını yükselteceğini zanneder. Halbuki fiyatı etkileyen iki ana faktör üretim maliyeti ve pazarlama ile talepteki artma veya eksilmedir. Reklam bu iki faktörü de desteklediği için fiyat da düşer. Reklamın milli gelirle de bağlantısı vardır. Reklam ekonomik kriz veya patlama yaptıracak kadar etkili olmamakla beraber, para darlığında firmalar daha kaliteli mal yapmak suretiyle bunu reklam konusu yaparlar. Netice olarak satış da, mal kalitesi de artar. Reklam, gazete, radyo ve televizyon gelirlerinin büyük bir kısmını teşkil eder.

     

    Reklam, firma tarafından reklam işleriyle uğraşan ajanslara yaptırılır. Reklam ajansları reklam cinsini maksada en uygun olacak şekilde seçerler. Reklam yapılırken ressamlar, matbaacılar, artistler, film şirketleri, araştırma kurumlarından da istifade edilir. Reklam faaliyetlerini yerine getirmek için çeşitli yayın organlarından faydalanılır. Bunlar, basın (günlük gazete ve dergiler), radyo, televizyon, sinama ve afişlerdir.

     

    Reklam programı, pazarlama programına göre hazırlanır. Reklam hazırlayıcı veya reklam ajanslarının reklam kampanyasında takip edeceği bazı önemli hususlar vardır. Reklamı yapılacak malın önce kime, nerede pazarlanacağının incelenmesi gereklidir. Kişilerin bu mala isteği, bütün mala temayül oranı, bu malın kişiyi psikolojik veya ihtiyaç yönünden tatmin etme özelliği, reklamın yapılacağı ortamda kişilerin okuma ve dinleme ve seyretme miktarı en önemli inceleme konularıdır. Reklamı yapılan malın ikna edici, menfaat sağlayıcı olması lazımdır. Mesela çay reklamı yapılırken, çayın sıhhate faydası, zihni açtığı da dikkate alınır. Reklamın cinsi mala göre seçilir. Reklamın ele aldığı konu, mal veya servis satmaktır.

     

    Reklam yapılırken dikkat edilecek diğer önemli bir husus da, yapılacak reklamın süre ve miktarıdır. Mal satışlarını kademeli bir şekilde arttırmak için zaman zaman reklam yapmak gerekir. Firma bir evvelki sene yapmış olduğu satışın, mesela yüzde beşini o sene belli fasılalarla yapacağı reklam harcamalarına ayırır.

     

    Reklam yapılırken istenilen husus okuyucu, dinleyici veya seyircinin en iyi bir şekilde dikkatini çekmektir. Reklamda kısa fakat çekici cümleler, sözler, resimler esastır. Dekor, renkler, mizanpaj, televizyonda ses ve görüntü seçimi dikkati çekecek özellikte olmalıdır. Yazılı reklamda başlık çok mühimdir. Zihinlerde yer etmesi için sesle, yazıyla ve görüntüyle reklamı yapılan mal veya hizmet sık sık tekrar edilir.

     

    Ekonomik ve ticari olayların paralelinde reklamcılık da günümüzdeki aşamaya gelmiştir. Basın reklamları 16. asırda Almanya, 17. asırda da İngiltere’de başlamıştır. Ülkemizde ise, 19. asrın ortalarında rastlanır. Ülkemizde reklamcılığın başlama ve gelişmesinde basın araçlarının önemli yeri vardır. 1945’lerde toplam gazete ve dergi baskısı 200.000 dolayındayken, bütün basının reklamlardan sağladığı gelir 750.000 liraya yaklaşmıştı. Günümüzde günlük gazetelerin toplam baskısı 2,5 ila 3,5 milyon arasındadır. Reklam geliriyse milyarlarla ifade edilmektedir. Bu, bize reklam harcamalarının önemli bir düzeyde olduğunu göstermektedir.

     

    Batı Avrupa ülkelerinde 1950’lerde başlayan basın-televizyon rekabeti ve reklam payını arttırma mücadelesi, ülkemizde 1972 yılında televizyonun reklam kabul etmeye başlamasıyla yoğunluk kazanmış ve 1973 yılında basın organlarının televizyon reklamlarına karşı çıkmalarına kadar varmıştır. Ancak, basının reklam gelirinde mutlak bir düşme görülmediğinden, günümüzde bu mücadelenin etkinliğini kaybetmeye başladığını söyleyebiliriz.

     

    Ülkemizde ilk radyo istasyonu 1927 yılında hizmete girmiştir. Bunu 1938 yılında kurulan Ankara ve 1949’da kurulan İstanbul radyoları takip etmiştir. Radyoların reklam kabul etmeye başlamaları ancak 27.1.1951 tarih ve 3/12/402 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesiyle mümkün olabilmiştir. Radyo reklamcılığının asıl gelişimi, 1964 yılında TRT Kurumu oluşturulduktan sonra başlamıştır.

     

    Gerçekten TRT döneminin ilk yıllarında radyo yayın sürelerinin hızla artması, güçlü vericilerin hizmete sokulması sonucu reklama olan talep büyük oranda artmış ve bazı basın reklamlarının da radyoya kaymasına yol açmıştır. Dolayısıyla Türkiye Radyolarının toplam reklam gelirlerinde büyük artışlar görülmüştür. Fakat televizyonun 1972’de reklam almaya başlamasıyla birlikte, radyo ikinci planda kalmış ve reklam gelirleri giderek azalan oranlarda artış göstermiştir. İlk kez 1975’te bir önceki yılın düzeyinin de altına inmiştir.

     

    Radyo reklam gelirlerindeki azalmanın nedenleri; televizyonun reklam yayınlarına başlaması ve özellikle radyoda akşam saatlerinde yayınlanan reklamların televizyon yayın saatine rastlamasıdır. Ayrıca, hemen her yıl radyo reklam ücretlerine televizyonla birlikte yüksek oranlarda zam yapılması da bunu etkilemektedir.

     

    Ülkemizde televizyon, 1968 yılında TRTAnkara Televizyonunun deneme yayınlarıyla başlamıştır. Kısa sürede gelişerek günümüzde Türkiye’nin hemen her yöresinden rahatlıkla izlenebilen geniş bir yayın alanına kavuşmuştur.

     

    1972 Mart ayından itibaren reklam araçları arasında yerini alan televizyon; aynı yıl reklamlardan 35 milyon lira gelir sağlamıştır. 1978 yılında bu rakam 1.200 milyon liraya ulaşmıştır.

     

    1990’dan itibaren özel televizyon kanallarının da yayına başlamaları ile reklam pastasından pay kapma yarışı hızlanmış, bunun neticesinde trilyonlarca lira reklama harcanmıştır. Bunun yanında reklamla anında pazarlama yayınları da devreye girmiştir.

     

    Televizyon, etkinliği oldukça yüksek bir reklam iletişim aracıdır. Bunun sebepleri, televizyonun ülkemizde yeni bir araç olması, izleyicilerin ilgisini çekmesi ve dolayısıyla yayın alanının hızla genişlemesidir.

     

    Televizyonun bu özelliğinden dolayı, genel olarak 1970’lerden sonra reklam gelirlerinde görülen artış sepeplerini şu şekilde sıralayabiliriz:

     

    1. Okuma yazma oranının oldukça düşük ve okuma alışkanlığının çok az olduğu ülkemizde, kulak ve göze yönelen kitle iletişim araçlarında yayınlanan reklamların etkinliğinin yüksek olacağı görüşünün reklam veren firmalarca benimsenmesi.

     

    2. Televizyona karşı halkın gösterdiği ilgiden dolayı, çeşitli yetersizlikleri olmasına rağmen reklamların duyuruyu sağlamak yoluyla, tüketiciler üzerinde talep arttırıcı etki yapması ve özellikle dayanıksız tüketim malları bakımından bu etkilerini kısa sürede göstermesi.

     

    3. Türkiye’deki enflasyonist ortam sebebiyle, reklam tarifelerinde yükselmeler olmasına rağmen, reklamların artmaya devam etmesi.

     

    4. Televizyon reklamlarında gösteriş etkisinin yüksek olması sonucu, zaman zaman aynı malları üreten firmaların prestij yarışmasına girmeleridir.

     

    Sözlükte "reklam" ne demek?

     

    1. Bir şeyi halka tanıtmak, beğendirmek ve böylelikle sürümünü sağlamak için denenen her türlü yol.

    2. Bu amaç için kullanılan yazı, resim, film vb..

     

    Cümle içinde kullanımı

     

    Şehirde canlı reklam dolaştırmak hiçbirimizin aklına gelmemişti.

    - R. N. Güntekin

     

    Reklam kelimesinin ingilizcesi

     

    adj. advertising, promo, promotional

    n. advertisement, commercial, promotion, publicity, promo, build up, canvassing, ballyhoo, spot, advert

    Köken: Fransızca

     

     

  • Kalıcı Reklam Yöntemleri Nelerdir?

    Günümüz teknolojisinin hızla gelişmesiyle birlikte rekabet ortamlarında da artış görülmektedir. Firmalar ve kuruluşlar daha güzel ve güvenilir hizmet vermek için birbirleriyle yarışır duruma gelmiş bulunmaktadırlar. Bu rekabet ortamından üstün çıkmak, müşteri kaybetmemek ve müşteri kazanmak için bir dizi kampanyalar düzenlemeye başlamışlardır.Bunlara örnek vermek gerekirse GSM sektöründe büyük bir rekabet söz konusu diyebiliriz. Turkcell, Vodafone ve Avea GSM şirketlerinin müşteri kazanmak için büyük bir rekabet içine girmişlerdir. Tabiî ki bu kampanyaların birde tanıtımı vardır. İşte burada devreye reklam sektörü giriyor. Kaliteli bir kampanyayı, diğer rekabet içinde oldukları şirkete müşteri kaptırmamak için kaliteli reklam olması gerekir.  Kalite bir reklam ise akılda kalıcı asla unutulmaya yüz tutmayan reklam demek diyebiliriz. Unutulmayan reklamlarda ise kuruluşlar ve şirketler kazanır, reklam sektörü kazanır ve halk kazanır.

     

    Hatırlarsınız ki bir zamanlar Turkcell, Avea ve Vodafone kurumları arasında numara taşıma kampanyaları düzenlenmişti. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte bu kampanyalar 1 adım daha ileri giderek yerini 3g teknolojisine bıraktı.3g’nin Türkiye’ye ayak basmasıyla birlikte GSM operatörleri hemen işe koyularak ilk bu hizmeti kalite ve en hızlı şekilde hizmet vermek için bir takım sözleşmeler, yenilikler yapmışlardı. Bu yenilikleri en hızlı ve en büyük kitleye Televizyon ile duyuracakları için en güzel reklamı ve doğru reklamı seçmeleri gerekti. Hatta unutmuyorum Turkcell bir kampanya düzenlemişti “Turkcellin çekim gücü” adlı hem yarışma hem müşteri çekme amaçlı.Bu kampanya’ya da ödül koyarak kişilerin katılmasını teşvik edici bir harekette bulunmuştu. Ödül büyük olunca katılımda büyük oluyor ve bundan hem kişiler hem firma kârlı çıkıyordu. (Ödül yurtdışında eğitimdi belki merak edenleriniz olabilir.)

     

    Gördüğünüz gibi hala ben bu reklamı unutmadığıma göre bu reklam “AKILDA KALICI” bir reklam.Bir reklamın akılda kalıcı olması için kişilerin dikkatini çekmeli, merak uyandırmalı,ilgi alanlarına hitap etmelidir.Reklam sektöründe en önemli konu merak ve güvendir.Merak insana her şeyi yaptırabilir.Eğer bir reklamda insana merak duygusu uyandırabiliyorsa o reklamın akılda kalıcı, unutulmamaya yüz tutmaması için hiçbir sebep yoktur.

     

    Merakla beraber güvenilirlikte ön planda yer alıyor. Hangi insan güvenmediği bir markanın malını alıp kullanır ki? Cevabın hayır olduğu tahmin etmek hiçte zor değil. Reklam yapılırken firmanın popülerliği ve güvenilirliği ön sırada yer alır.Bir reklam bir firma ve kuruluşu vezirde yapar rezilde yapar. O yüzden reklam yaptırılırken her şeye dikkat edilmesi gerekmektedir.

     

    Televizyonda verilen bir reklamı düşünelim. Bu reklamı yedisinden yetmişine milyonlarca kişi izleyecektir.Bu yüzden her yaşa hitap etmesi firmaya kazançlı olarak geri dönecektir.7 yaşındaki çocuk o reklamdan bir şeyler öğrenmeli ve aklında kalmadı.Geniş kitlelere hitap edecek olan reklamlar profesyonel bir şekilde hazırlanması gerekmektedir. Unutulan reklamın müşterisi az olur. O yüzden unutulmamalı hem reklamı yapan hem de reklamı yaptıran kuruluş kazanmalıdır. Bu noktada devreye kalite,deneyim ve tercüme giriyor.

     

    Kaliteli bir reklamda görsellikte önemlidir. Mesela banka reklamlarında genellikle yeşil renk kullanılır. Yeşil, güveni sembolize eder. Siz güvenmediğiniz bir bankaya para yatırır ya da o bankadan işlerinizi yürütür müsünüz ? hayır cevapları duymak hiçte zor olmayacak bu soruya. O yüzden bir güvenilir firmanın reklamını yaparken her açıdan profesyonel olmak gerekir ve en iyi şekilde anlam yüklü mesajların verilmesi gerekir.

     

  • Reklamın Tarihçesi

    Reklam fikri ve anlayışı insanlar arasında alışverişin başlamasıyla beraber doğmuştur.

     

    Bununla birlikte kitle iletişim araçları ile reklamcılığın tarihsel gelişimi arasında da yakın bir ilişki vardır. "M.Ö. 3000'li yıllar, Sondape ve Frybyiarper gibi yazarlarca reklamcılığın başlangıç tarihi olarak kabul edilir.

     

    Bu dönemde tüccarların, çığırtkanlar aracılığıyla satış yapma çabaları, dükkanlarının önlerine koydukları tabelalar reklamcılık tarihinin ilk mecra örnekleri olarak bilinmektedir.

     

    Özellikle eski Mısır'da cadde üzerinde aynı reklama rastlanması, bugün de kullanılan tekrarlama sisteminin o zamanlardan düşünüldüğünün misalidir. Ortaçağda reklamcılık daha ziyade çığırtkanlar, tellallar vasıtasıyla yapılmaktaydı. Bu ise radyo reklamcılığının primitif numunesi sayılabilir.

     

    Reklamcılık eski dönemlerde çok iptidai örneklerde, daha ziyade sesli reklamlarla yapılıyordu. Çığırtkanların, tellalların yaptığı bir uygulamaydı. Kişisel büyük rol oynamaktaydı. Espri gücü, hitap kabiliyeti olan bir satıcı diğerinden daha fazla başarılı olmaktaydı.

     

    Böylece sesli spotlarla başlayan reklamcılık, marka ve amblemlerin gelişmesi ile değişik mecralara yöneldi: özellikle Ortaçağ esnaf loncaları kalite kontrolü esasını benimseyince markalaşma şart oldu.

     

    Osnabrück dokuma imalatçısı kalite kontrolü sayesinde diğer Westphalia dokumacılarından % 20 yüksek fiyatla satış yapabiliyordu. Tabii ki malın ayırt edilebilmesi için de bir işaret koymak zorunda idi. İmalatın merkezileşmesi ve nakliyecilikte gelişme sayesinde çeşitli malların çok uzaklardan getirilebilmesi, farklılaştırmayı sonraki dönemlerde bariz biçimde öne çıkardı. Eskiçağ ve Ortaçağ Avrupa'sında işaretler sembolikti. Romalı bir sütçünün işareti keçi, fırıncınınki ise değirmeni hatırlatması nedeni ile katır idi. Dayak yiyen bir çocuk okulu temsil ediyordu. Ortaçağ İngiltere'sinde han kapılarına armalar asılı idi, Londra gemi üreticileri, direklerine amblem olarak çubuk içen Hintli figürünü işliyorlardı.

     

    Ancak matbaanın 1450 yılında icadıyla reklam, bugün algıladığımız biçimde, kitle iletişimiyle birlikte var olmuştur. Matbaanın bulunuşundan 30 yıl sonra İngiltere'de bir matbaacı bastığı kitapların pazarlanması sorunuyla karşılaşınca, 1480 de ilk duvar afişi Londra'da bir kilise kapısına asıldı, William Caxlon'un rahipler için hazırladığı "The Pyes of Salisbury Use" adlı kitabinin ilanı idi bu.

     

    Bu uygulama, reklamcılık tarihinin ilk basılı reklam mecrası örneği olarak kabul edilir. Sonraki yıllarda diğer Avrupa ülkelerinde de yayınlanmaya başlayan gazeteler birer reklam mecrası olarak gelişmeye başlar.

     

    17. Asır başlarında İngiltere'de reklamcılık ilk adımlarını atıyordu. Nicholas Bourne ve Thomas Archer'ın 1622 de yayınlanmaya başladığı The New, ilk İngiliz gazetesidir. Reklam tarihçisi Henry Sampson 1650'de ilk gazete ilanlarına rastladığını söyler bu Several Proceedings'in Parliament gazetesinde çıkan ve çalınmış 12 atın geri getirilmesi halinde mükafat vaadeden bir ilandır.

     

    Başka bir tarihçi olan Frank Presbery ise ilk ilanın Mercurius Britannicus'da 1625'de çıkan bir kitap reklamı oldugunu ileri sürmekledir. Her halükarda 17.yüzyılın, yeni bir medya olan basının doğuşu ile modern reklamcılığa ilk adımın atıldığı devir olduğu söylenebilir. Bilinen gazete ilanı 1525 de Almanya'da neşredilen bir ilaç reklamıdır. Bundan tam bir asır sonra 1625 de Londra Gazetelerinde de ilanlara rastlanmaya başlanır ki 1650'de Londra gazeteleri çay, kahve, çikolata ilanlarıyla dolup taşıyordu,

     

    Çok ileri bir görüşle reklam yaptıracak müşterinin reklamlarının bir ajans tarafından yönetilmesi düşüncesi ilk kez 1588'de Fransız düşü­nürü Montaigne tarafından şöyle ortaya atılmıştır: "Biri­sinin satılık incileri varsa, bir hizmetçi veya Paris'e seyahat için müracaat edeceği bir büroya ihtiyaç vardır." Bu, günümüzün reklam ajansına ilk referans olarak alınabilecek bir tanımlamadır.

     

    Reklamcılığın öncülerinden Joseph Addison, 1710 yılında Tatlere'e yazdığı bir mektupla, reklamcılık anlayışını şöyle açıklıyor: "Reklam yazarlığı denen büyük sanat okuyucuyu avlamak için keşfedilmiş en uygun metottur, Bu sanat olmasaydı bir çok güzel şey görünemez, kaybolurdu."

     

    Tatler, hükümetteki işinden ayrılınca Addison ve Richard Steele île Spectator gazetesinde birleştiler. Yayınları arasında çay, kahve, çi­kolata kitap, ev eşyası, mezat ve buluşma reklamları yer alıyordu. 1710 da Spectator'da bir diş macunu söyle tanıtılıyor.

     

    "Dişleri temizleyen bu eşsiz toz. İngiltere'de asiller ve kibarlar arasında büyük memnuniyet uyandıracaktır."

     

    Montague dükü, halkın reklam vasıtasıyle herşeye inandırabileceğini savunan İngiliz asillerinden biridir. Dük, arkadaşı Lord Chesterfield ile bu konuda bahse tutuşur. "Tiyatroda bir adam. Yalnız bastonu ile bir or­kestranın çalabileceği bir parça çalacak ve alelade bir şarap şişesine girerek şarkı söyleye­cektir." şeklinde bir ilan ile halkı kandırabileceğini iddia eder. Lord Chesterfield tam tersini düşünmektedir. 1849 da bu ilan birkaç Londra gazetesinde yayınlandı. Montague dükü haklı çıkmıştı, bina kalabalıktan sıkıştı, hayal kırıklığına uğrayıp bu şakadan hoşlanmayan halk tiyatroyu yerle bir etti.

     

    Aynı yıllarda Amerika'da bir reklamcı faaliyetteydi: Paratoneri icad eden ve fizik tarihine adını yazdıran Benjamin Franklin, reklamcılık ve halkla ilişkilerde gerekli bütün özelliklere yaradılıştan sahip bir kişiydi. 1729 da Pennsylvania Gazette'in ilk sayısında baş makalenin üstünde ilk sabun ilanını yerleştirmiştir.

     

    1864'de bir biografist, Franklin için şunları yazmaktadır; "Franklin reklamcılığın ana prensiplerini vaazeden, ilancılığı bir lokomotif olarak kullanan adamdır. Biz şimdi onun sistemlerim kullanıyoruz."

     

    Franklin iyi bir yayıncı, iyi bir satıcı ve iyi bir reklamcı olmasının yanı sıra iyi bir reklam yazarıdır da. İşte ondan bir örnek:

     

    "Soğuk havalar insanı tedirgin etmesinin yanı sıra tehlikeli sonuçlar da doğurabilir. Bilhassa bütün gün evde oturan kadınlar, üşütüp nezle, grip gibi hastalıklara sık sık yakalanarak genç yaşta çökerler. Özellikle Kuzey kolonilerinde çok yaygın olan bu duruma mani olmak için Pennsylvania şöminelerini kullanın."

     

    Bu örnekte görüldüğü gibi Franklin, günümüzün usta reklam yazarları gibi direkt olarak malın değil, dolaylı olarak, sıhhat ve konfor temasını işlemek yoluyla, fonksiyonun reklamını yapmaktadır.

     

    18. Asrın İngiltere 'sinde reklamcılık ağırbaşlı kişilerin gözüne batmaya başlar.

     

    Dr, Samuel Johnson 1759'da Idler'de: "Reklamlar bir hayli çoğaldı. Vaadlerin ih­tişamı ve belagatli sözler karşısında dikkatli olmak gerekiyor." Diyor ve şunu da itiraf ediyor:

     

    "Reklamcılık mesleği artık mükemmelliğe yaklaşmıştır. Herhangi bir ıslahata lüzum yoktur." Dr. Johnson reklamcılığın kudreti sayesinde çok aptal ve çok zeki iki adamın aynı kabiliyette gösterilebileceğini söylemektedir.

     

    1788 de , John Walter, hala muteber bir gazete olan London Times'i yayınlamaya başlarken. Şu prensibi benimsemişti: "Gazete bir hana benzer. Aynen bir han gibi, ahlak ve kanuna mugayir olmamak ve parasını ödemek şartı ile herkese kapıları açık olmalıdır."

     

    Bu prensibi sayesinde büyük reklam gelirine sahip oldu. Eski bir İrlanda'lı muharip ve koyu bir İngiliz aleyhtarı olan Mathew Carey, Dublin de yayınladığı Volunteers Journal gazetesinde 1784'de, reklamcılara şöyle seslenmektedir:

     

    "Lütfen bugünkü geniş yayın imkanları ile yüksek okuma ve kültür seviyesiyle mütenasip reklam fikirleri kullanınız."

     

    Amerika'lı Faul Revere meslek olarak hakkaklık, gümüş, altın ve takma diş imalatının yanı sıra bunların tanıtımını da yapardı. 1768 de yayınladığı bir ilanın metni şöyle:

     

    "Talihsiz bir kaza sonucu ön dişlerinizi kaybederek büyük zarara uğrayabilirsiniz. Üzülmeyin takma diş kullanın ve bizim yaptığımız dişlerin ne kadar kullanışlı ve tabii görünüşlü olduğunu kullananlardan sorun."

     

    Başkan George Washington'da reklama inanmış ve kullanmıştı. 1789'da topraklarına yerleşmek üzere göçmenleri davet eden reklamlar kullanmıştı.

     

    Benjamin H. Day. İlk defa çocuklar vasıtasıyla gazete satmayı deneyen ve 1833 de muhtemel müracaatları karşılamak üzere devamlı bir reklam müşaviri tutan ilk gazete sahibidir.

     

    Kabiliyetli kişilerin şahsi çabalarıyla ilerleyen reklamcılık 1841 de ilk reklam ajansının kurulması ile daha bilinçli, planlı bir devreye girdi. 1841'de PHILADELPHIA'da kendi adına ilk reklam ajansını kuran Volney B.Palmer, reklamcıyı şöyle tanımlıyor:

     

    "Reklamcı, tanıdığınız herkesin üstünde hikaye anlatma gücüne sahip, mücevherlerle kaplı tarlalarda, elinde altın bir asa ile köy köy dolaşıp sipariş toplayan, özel kabiliyetleri ve kendine müthiş güveni olan bir adamdır."

     

    Palmer; 1845'de BOSTON. 1849'da NEWYORK'ta 2 şube açtı. Gazetelerden % 25 komisyon alıyor, ayrıca müşteriden ne koparsa kar sayıyordu.

     

    NEW HAMPSHIRE'li bir çiftçi çocuğu olan George P.Rowell 19. Asrın ortalarında önemli reklam ajanslarından birini kurmuştur. Rowell'in ajansı. Palmer'in aksine yalnız basın değil, birçok sahalarda reklam faaliyetinde bulunuyordu. Medyalardaki reklam yerlerinin tamamını toptan kiralıyor, sonra bölerek yüksek fiyatla reklam yapacaklara satıyordu. Bu işteki başarısını gören birçok reklamcı bu rolü taklit ettiler. Tarihçiler ilk Amerikan Reklamcılarının, ekonomi piyasasında önemli ve hayati rol oynadığına hak vermektedirler. Tarihçi Ralph Hower. 1841-69 yılları arasındaki reklam ajanslarının faaliyetlerini şöyle özetlemektedir:

     

    "Reklam ajanslarının mevcudiyeti, reklamverenler ve yayıncıların budalalığı sonucudur... Ajanslar, bu sağlam ekonomik kuruluşların sırtından kazanç sağlamaktadırlar. Ancak şunu da inkar etmemelidir ki ajanslar mal ve medyaların satışlarını büyük çapta kolaylaştırarak pazarlamanın gelişmesi ve ucuzluğun yayılmasına hizmet etmişlerdir.

     

    Fransız ihtilalinden sonra is hayatında da büyük gelişmeler oldu. Teknik gelişmeler el işçiliğinden makine çağına geçişi sağladı, dolayısıyla bu önüne geçilmez gelişme sonucu, pazarlama ve reklamcılıkta büyük tatbikat sahaları açıldı,

     

    Phineas Taylor Barnum, bu devrede yetişen büyük reklamcılardan biridir. En ilginç reklamlardan biri Joice Heth adlı bir kadınla ilgilidir. Meşhur Barnum sirkinde rol alan bu kadın sözde George Washington'un dadısıdır ve 1835'de 161 yaşındadır. Dişsiz ve kördü olan kadın... "Onu ben büyüttüm" demesini öğrenmişti. Barnum Nem York'un her tarafını el ilanları, duvar afişleri ile donattı, gazeteleri hikayelerle doldurdu. Kadın ölüp muazzam bir cenaze töreni ile kaldırılana kadar bu iş devam etti. Ancak otopsi sonucu kadının 80 yaşlarında olduğu anlaşıldı. Barnum buna karşı yayınladığı bir seri makale ile aslında kadının inancı ve imanı sayesinde sahip olduğu sağlam bünyesi nedeniyle böyle göründüğünü savunarak reklamına devam eti.

     

    Barnum. Enteresan buluşlarla halkı defalarca aldattı. Bu durum Federal Trade Commission tarafından endişe ile karşılanıyor, bazı kişiler Barnum'un bu son moda usullerinden hoşlanmıyordu.

     

    James Gordon Bennett halkı reklamları takip için gazete okumaya alıştıran ilk gazetecidir. Bennett bugün de kullanılan sınıflandırılmıs reklam tarzını uyguluyor, her konu için ayrı bir kolon ayırıyor ve reklamlar ait olduğu konuya ait kolonun dışına çıkmıyordu.

     

    Fransız ihtilali sonrasında Aristokrasi yıkılmış, orta sınıf duruma hakim olmuştur. Tenkitçi Norman Foerster bu dönemi şöyle tanımlamaktadır:

     

    "Yeni kralların saltanat asaları makinelerdir"

     

    Bunun sonucu doğan büyük endüstri ve dolayısıyla geniş tüketici kitleleri ihtiyacı 1880'den sonra fabrika reklamlarının yaygınlaşmasını Sağladı.

     

    1575 - 1905 arası, reklamcılığın en süratli gelişme gösterdiği dönemlerden biridir. Bu dönem ulusal düzeyde pazarlama devridir, bu devir büyük şehirlerin doğduğu, demiryolunun Amerika'yı baştan başa sardığı dönemdir,

     

    özetle bu devir "Bırakınız yapsın" devridir.

     

    1840'da 200 bin nüfusu olan New York 1870'de 1.5 milyona. 1905'de 3,5 milyona çıkmış. Chicago, Pittsburg. Cleveland. Kansas ne Omaha bu devirde büyük şehir hüviyetine bürünmüştür.

     

    Böylece Endüstri; şehirlilerin yaşantılarım kolaylaştırma amacına yönelmiş, kesif tüketici kitleleri doğmuştur.

     

    Amerika'da basın ilancılığı biraz geç başladı ama baş döndürücü bir süratle ilerledi; 24 Nisan 1704 de Boston News Letter gazetesinde ilk ilanın çıkmasından sonra, 1820 de Amerika'da 532 gazete 9.635,000 Amerikalıya hitabediyordu.

     

    Bir Amerikan gazetesinde çıkan ilk tam sayfa reklamın 1878'in Aralık ayında John Wannamaker tarafından Philadeiphia Record'a verildiği söylenir; ne var ki bu ayrıcalığa San Francisco'daki White House da sahip çıkmaktadır. "Modern Reklamcılığın Babası" olarak tanınan John Wannamaker'm, 1874'da bir reklamın yayın hakkını alan ilk büyük mağaza sahibi olduğu kesindir. Tüccarlar prensinin, bulduğu reklam fikirlerini başka mağazaların çalmasını engellemek amacıyla almak zorunda kaldığı bir önlemdi bu.

     

    Erken dönem reklamları çoğu zaman abartılıydı; gazetelerde ve dergilerde yayınlanan birkaç nükteli reklamı öne çıkarmak için pek çok şamatalı şeyler yayımlanıyordu. Örneğin Philadeiphia Sunday Gazette, 1877'de büyük Wannamaker mağazasını alaya alan bir yapmacık reklamlar dizisi yayımlamıştı.

     

    Wanamaker. Reklam için şöyle der:

     

    "Bu sanıldığı gibi haince bir oyun veya

     

    anormal bir hareket değil sadece itici bir kuvvettir.

     

    Artemus Ward iyi bir yazar ve felsefecidir. 1900'de Sapolio sabunları için meşhur "Lekesiz Şehir" kampanyasını uygulamıştır. Reklam metni açık, ayrıntılı ve esprili idi. Calkins ve Holden, bunun ilk başarılı çıngıl olduğunu söylerler

     

    "O lepiska saçlı ünlü bir hizmetçidir.

     

    Lekesiz şehrin döşemelerini temizler,

     

    İşini bitirdikten sonra bir değil, iki gözlük bile taksanız,

     

    Tek leke bulamazsınız.

     

    İşi yavaş da değildir

     

    Çünkü Sapolio kullanır,"

     

    Bir başka temizleyici Phoebe Snow hakkında. Earnest Elmo Calkıns, Lackawanna demiryolları için bir seri reklam yapmış. O da şöyle:

     

    Buffalo'ya deyin ki

     

    Sabahtan okşama kadar Antrasit yollarında seyahat ettiğim halde

     

    Phoebe Snow sayesinde Eldivenim temiz kaldı

     

    1905'de Calkins. Gilette traş bıçakları için ulusal düzeyde bir kampanya düzenledi, Prof P.D.Converse'e yazdığı bir mektupta Calkins çalışmalarını şöyle özetliyor: "Bütün safhalar açıklanmıştır. Grafik çalışmalarla resimlendirilmiş, istatistikler, gazete ve mecmualar için eskizler, ticari yayınlar, afişler, dekaller. Broşürler ve eğitim planları hazırlanmıştır."

     

    Londra'da 1812 de ilk reklam acentesinin kurulmasından sonra 1841'de Philadelphia'da Volney B.Palmer, ilk Amerikan reklam acentesini kurdu ve 4 yıl sonra Boston ve New York'da iki şube açtı.

     

    1870'lerde Amerika'da çeşitli reklam ajansları faaliyetteydi. 1883 de aylık Ladies Home Journal ile dergi reklamcılığı da başladı. 1890 da bankaların kesif bir kampanyaya girişmesi reklam ajanslarını teşkilatlanmaya zorladı.

     

    Bir İngiliz icadı olan bisikletin Amerika'ya girişi yeni bir saha doğurdu. 189I de Richard W. Sears. "mail-order" sistemiyle 100 milyon dolarlık bisiklet satışlarından en büyük hisseyi elde etti. 1892'de Kanada'da Mc.Kim ilk reklam şirketini kurdu.

     

    1911 de Amerikan basının sekizde birini otomobil reklamları işgal ediyordu...

     

    1880 de 200 milyon dolar tutan basın ilanına mukabil 1911 de 1 milyarlık reklam yapılmış. Bu tarihten itibaren baş döndürücü süratle artan reklam bütçeleri sadece basın sahasında 1946'da 3, 1950'de 5, 1960'da 11,6, 1963'de 13,2 milyar dolara erişiyor.

     

    Reklamcılık uzmanı Julian Lois Watkins'in The World's 100 Greatest Advertise-ment/Dünyanın En Büyük 100 Reklamı için seçtiği dört büyük mağaza reklamının ikisi Macy's reklamlarıydı. Bunların en ünlüsü, 1948 Noel'inde, "Ah, Sevgilim bunu almalıydın!" diyen ve Macy mağazasından alınmış Noel armağanım açtıktan sonra kocasını öpen bir kadını gösteriyordu. Watkins Macy's mağazasında çalışan Barbara Coliyer tarafından yazılan bu reklamın, reklam çıkmadan önce ve çıktıktan sonra, müşterilerden çok sayıda mektup, telefon ve kişisel ziyaret almalarına yol açtığı belirtiliyor. Bloomingdale's, Lane Bryand, Rich's, Penny's ve daha pek çok mağaza dikkate değecek ölçüde erken bir zamanda çeşitli reklamlar düşünüp geliştirdiler; Bu arada Penny's mağazasının "Penny Düşüncesi"

     

    bunlar arasında belki de en ünlü olanıydı. Lyman Bloomingdale, zekasıyla, New York'taki perakende satış mağazalarının başlattığı ilk ve en büyük kampanyasını oluşturdu.

     

    Lyman Bloomingdale yüzyılın başında, bütün trenlerin ve troleybüslerin üstünü şu sloganla kaplattırdı;

     

    "Bütün vagonlar Bloomingdales'e aktarma yapacaklar!";

     

    1902'de, bu sloganı görsel olarak yaygınlaştırmak üzere "The Yellow Kid" ile "Buster Brown" adlı resimli öykülerin babası olan Richard F. Outcault, tutuldu. Bunun sonucunda, duvarlarda ve kentin her köşesinde açılan şemsiyelerin oluşturduğu tasarım ortaya çıktı.

     

    1900 ile 1920 yılları arası sermayenin konsantrasyonu sürecinde Birleşik Devletler'de beliren tekelci eğilim ve giderek artan işyeri kapanmaları, reklamın gücünü yadsıyanlar için büyük bir gerçeği ifade etmektedir. Özellikle, 1903 yılından sonraki dönem, pazarlama açısından reklamcılık literatürünün hızlı geliştiği bir zaman dilimi olmuştu.

     

    Bu süreç içersinde ders kitapları ikiye ayrılmıştır. İşadamlarına, uygulamada yararlanabilmeleri için hazırlanan reklamcılık kitapları, ders malzemesi olarak kullanılmamıştır. Reklamcılığı bir bütün olarak ele alan kitaplarda; reklam metninin hazırlanması, düzenlenmesi, reklam kampanyası, ekonomi ve psikoloji gibi konulara yer verilmişti.

     

    Reklamcılık konusunda yazılan ilk eserlere örnek olarak; Walter D. Scott, The Theory of Advertising ve The Psychology of Adverti­sing, Small Maynard Co. Boston, 1903 ve 1908 verile­bilir. Reklamcılığın işletmecilikle ilişkisini ilk kuran yazar ise Paul T. Cherington olmuştu. Cherington; mal ve hizmetlerin dağıtımında reklamın oynadığı rol ile ilgili üç faktör tanımlamıştı. Bunlar; mallar, tüketiciler ve bunları birbirine bağlayan araçlardı. Cherington; dağıtımı, kanallarında bir işletme tekniği olarak reklamın kullanımı savunmuştu.

     

    Reklamcılığın birdenbire büyük bir ivme kazanmasında en etkili faktörlerden biri olan ilk ticari radyo istasyonu 1922'de WEAF adı ile kuruldu. 1924'te "N.W.Ayer and Son" firması EVEREADY saati adı altında ilk özel reklam programını hazırladı. (Bu konuya sonraki bölümlerde değinilecektir)

     

    Ayer.11 gazetenin birden bütün reklam yerlerini satın alıp bunları müşterilerine kiralıyor, hangisinde ümit görürse ona ağırlık veriyordu. 1880-1895 arasında müşterileri için metin hazırlamaya başladı. Homer'e göre bu konuda hizmet eden ilk ajanstır. Bu yönleri ile N. W. Ayer & Son bugünkü tam hizmet reklam ajanslarının, öncüsü sayılabilir.

     

    Chicago'nun kalburüstü kişilerinden Albert Lasker, konusu öncelikle reklam yazarlığı olan bir ajans kurdu, reklamcılık tarihinin en büyük iki yazarı sayılan John E. Kennedy île Claude C. Hopkins. Yardımcıları idi. Kendi beyanına göre bu işten 60 milyon dolara yakın para kazanmıştır. Hopkins başarısını halk üzerinde yaptığı etüdlere borçludur. Görüşüne göre "Halk satın almaktan hoşlanmakla ancak satın almak için ikna olacağı sebepler aramaktadır. " Buna dayanan Hophins. "Taklit değil, hakiki ve özet ikna unsurları bulunması" fikrinin babasıdır. Lasker'in talimatı üzerine Hopkins. Schilitz biraları konusunda çalışmaya girişmeden, fabrikayı bastan aşağı dolaşıp imalatı tetkik etti. Bu arada şişelerin istimle temizlendiğini gördü. Aslında bu, o dönemde bütün gelişmiş ve ileri teknikle çalışılan bira fabrikalarında kullanılan bir yöntem olduğu halde Hopkins, Schiltz biraları için hazırlayacağı kampanyanın daya­nacağı platform olarak bu özelliği kullandı. Schiltz'in temizliği temasını işledi, bu amaçla şişelerin istimle temizlendiğini gösterdi: ancak bu konuda Schiltz'in tek fabrika olduğunu hiçbir zaman ileri sürmedi. Yine de rakipler aynı noktaya dikkati çekmekte tereddüt ettiler: zira taklitçi addedilmeleri en büyük kor­kuları idi. Ayrıca Hopkins ilk defa pazar araştırması yapanlardan biridir. Anketörlerini kapı kapı dolaştırıp şöyle konuşturuyordu: "Ajansımız Van Camp's müessesesi için bir kampanya düzenlemektedir. Bize yardımcı olmak üzere, mamullerimizin özellikleri, pişiri­mi, sindirimi hakkındaki fikirlerinizle, geliştirilebilmesi hususunda öğütlerinizi öğrenmek istiyoruz."

     

    20. Yüzyılın ilk 20 yılında reklamcılık baş döndürücü hızla gelişmesine devam etti. Bu dönem tröstlerin kurulduğu ve bu büyük kuruluşlara yan gözle bakıldığı devirdir. 1900'ler yeni kuruluşlar ve o nisbette kapanış ve iflas yıllarıdır. Birçok kişi bu hayati hareketleri reklamcılığa bağlar. Bir arada bilhassa tıbbi ilanlar büyük hücumlara maruz kalıyordu.

     

    Bu ilanlardan biri bütün hastalıkları kat'i su­rette tedavi ettiği savunulan bir ilaca aitti. Birçok yayın organı bu hareketli devirde bat­mamak için mecburen bu tür ilanları dahi kabul etmek zoruda kalıyordu.

     

    Dikkatle incelenecek olursa gerçekten kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kalan ya da kapanan işletmelerin büyük çoğunluğu, reklam olgusuna gerekli önemi vermeyen firmalardır. Reklamın öneminin yüzyılın başlarından itibaren kendini kriz dönemlerinde hissettirmesi reklam uygulamalarının ilk başladığı 1880'de ABD'de yayımlanan Tarım Dergisi'nin bir sayfasında reklamcılık konusunda okuyuculara hitap eden bir makalede: "Bu dergide yayımlanacak bütün reklamlar güvenilir şahıslara ait olacak" tır. Okuyucularımızın menfaati ile oynamak isteyenler, derginin sütunlarından yararlanamayacaklardır. Bilerek bu yola sapanların okuyucularımıza verecekleri zarar karşılanacaktır." şeklinde bir hatırlatma yer almaktadır.

     

    Bir taraftan pazardan pay alabilmek için reklama önem veren işletmeler diğer taraftan ise gelirlerinin o dönem için belirli bir bölümünü reklamdan karşılayan gazete ve dergiler, halkı, bir enformasyon ve iletişim bombardımanına tutmaya başlamışlardır.

     

    1903'de Scripps Mc. Rae gazeteciler birliği, bir oto sansür uygulayarak, reklam metinlerinin dikkatle incelenmesi iddiası ile orlalığı iyice tahrik etti. Willard G.Bleyer'e göre bu nedenle bir yıl zarfında 500.000 dolarlık reklam reddedildi. Çok geçmeden Amerikan Birleşik Reklamcılar Derneği, Amerikan Reklamcılar Federasyonu'na dönüştü.

     

    Reklamcıların yayım organı Printers'ınk de mücadeleye katıldı. Baştan çıkmış, aldatılmış reklamcıları ve asılsız taklit yayınları cezalandırmak için bir yasa hazırlamak üzere anketörlerini görevlendirdi ve bu çalışma sonucu meşhur Printers'ınk nizamnamesi hazırlandı.

     

    1910 da meşhur bir dergi yayıncısı olan Cyrus Curtis, "Curtis Advertising " ilaç ve alkollü içki reklamlarının kati surette yayınlamayacağını bildiriyordu.

     

    Psikolog Walter Dill Scott, reklamcılığın akademik bir disipline alınmasını ilk savunanlardan biridir. 1903'de Theory Of Advertising adlı eserinde şöyle demektedir:

     

    "Her önemli teşebbüsün teorik bir dayanağı olmalıdır. Ana prensiplerin dayanacağı mantı­ki bir reklamcılık tüzüğü oluşturulmasına reklamcıların dikkati çekilmelidir"

     

    Tarım Dergisi örneğinde ilk kez gördüğümüz halkı yalan ve yanlış beyanlardan ko­ruma cabası, 1911 'de reklamcılık ahlakı konusunda çıkarılan bir yasaya kadar sürmüş, bu yasanın çıkarılmasıyla birlikte Amerikan Reklamcılar Demeği "Truth in Advertising - Reklamda Doğruluk" ilkesini benimsemiştir. Ekonomik alanda reklam, sanayileşme hareketi ile birlikte gelişmeye başlamıştır. Tüketici haklarını korumaya yönelik ilk göstergelerden biri olan bu ilandan sonra Milletlerararası Ticaret Odası'nın kendi kendine denetleme yoluyla uygu­lanacak, hukuka uygun ticari ahlak kurallarını getirmeyi amaçlayan tutumu doğrultusunda 1937'de yayımlanan, 1949, 1955, 1966'da tekrar gözden geçirilen bu ahlak yasası, sanayi ve ticaret çevrelerinin ve reklamla ilgili tarafların toplum ve tüketiciye karşı sorumluluklarının bilincinde olduklarının bir göstergesi olarak reklamcılığın tarihsel gelişim sürecinde yerini almıştır.

     

    Bu alanda reklamı ortaya çıkaran makineleşme hareketi ve bunun doğal sonucu olarak da kitle üretimidir, denilebilir. Ancak bu dönemde yapılan reklamlar gerek teknik açıdan, gerekse mesaj ve stratejik çalışmalar yönünden detaylı ve profesyonelce hazırlanmadıkları için yeterince etkili değillerdi. 1920'ler ise, reklamcılığın büyük bir hızla gelişmeye başladığı yıllar oldu. Bu yıllarda pazarlama çalışmaları, satış ve reklamı da kapsayarak ön plana çıkmış, imalat kadar önem kazanmıştır. 1919'da 2,282 milyar olan toplam reklam harcamaları, 1929'da 3.426 milyar dolara ulaşmıştır.

     

    Wood bu dönemi söyle anlatıyor:

     

    "Birinci Dünya savaşı sonundan 1929 a kadar olan devri, büyük satış müesseselerin yıkıldığı, ifratlar, coşkunluklar, istihzalar, ulu­orta iyimserlikler, romantik üzüntüler çağıdır. Her şey yeni, heryer; eskidir. Bu çağ lüle lüle saçlı kızların çağıdır. Yepyeni kotralar ve hurda çöp mavunaları bir aradadır."

     

    Sloganların da reklam dünyasına girmesi ve ortama egemen olması bu döneme rastlar. Kuvvetli satıcı ve reklamcılar 1920'lerin en gözde kişileriydi. Çünkü her ikisi de kitlesel imalatın gerektirdiği kitlesel pazarlamada büyük gelişmeye yardımcı oluyorlardı. Bu devirde sloganlar reklamcılığa yerleşmeye başladı. Mezar taşına "Büroda pis kokulu nefeslerin babası yatıyor" diye yazılmasından korkan reklam yazarı Gerald B. Lambert en büyük süksesini Absorbine Jr. Mamulü için bulduğu "Atlet Ayaklan" sloganı ile yaptı, bu sayede milyonlarca şişe ürün satışı sağlandı.

     

    İpana "inci dişler" sloganını kullanırken Pepsodent, Claude Hopkins'in buluşu olan "Dişlerde koruyucu film tabakası" sloganını uyguluyordu.

     

    Bu arada otomobil üreticisi ve iyi bir reklamcı olan Edward S. Jordan kendi imal ettiği Jordan otomobilleri için The Saturday Evening Post'un 23.6.1923 tarihli sayısında bir reklam yayınlıyordu:

     

    "Laramie'nin batısında bir yer" başlığı altında, direksiyonda bir kadın olan otomobil resmi yer alıyor ve ana metin şöyle başlıyordu;

     

    "Laramie'nin batısında, parıldayan şimşeklerin çarpıştığı bir yerde,

     

    sevimli midillisinin dizginlerine asılmış ve

     

    vahşi duruşlu bir kızla ne konuştum,

     

    biliyor musunuz?

     

    1100 Poundluk bir çelik yığının üstünde gidişiyle harikulade bir görünüşü yardı"

     

    diye devam ediyordu.

     

    Bu direkt olarak özellik göstermekten ziyade hayali ve edebi metinlerle duygulara yönelen reklam biçimine iyi bir örnek teşkil etmekledir.

     

    80'li yıllarda gördüğümüz "Cadillac'a binecekler" ibaresi de bu tarzın örneklerinden biri olarak gösterilebilir.

     

    Jordan'in bu ilanı, yeni bir arabanın çıkışı ve lansmanına kadar büyük satışlar sağladı.

     

    Bu. 1927 de orijinal bir kampanya ile sunulan Ford'un meşhur "A" modelidir.

     

    Önce bir Teaser (Merak) kampanyası düzenlendi, bu ara da bazı dedikodular, esrarlı sızıntı haberler ve Henry Ford'un çekingen ve üstü örtülü beyanları yer alıyordu. Nihayet şu ilan patlatıldı.

     

    "Yeni Ford'a dair mühim hadiseler,

     

    Yeni Ford eşsiz bir desen ve renk güzelliğine sahiptir.

     

    Yeni Ford her bakımdan yeni ve modern bir arabadır,

     

    Fevkalede süratli ve kuvvetlidir.

     

    Yeni Ford kolaylıkla saatte 55-60 mil yapabilmektedir.

     

    Tecrübe sırasında 65 mil sürat yapmıştır"

     

    Reklamcılık tarihindeki tarihindeki başarılı pazarlamacılar arasında Albert D.Lasker'in müşterisi American Tobacco'nun müdürü George Washington Hill'in adını vermek gerekir. Patronlarını, tatlı sevenler ve kadınları sigara içmeye teşvik amacını güden reklamlar yapmaya ikna ederek; 1931 yılında 19 milyon dolarlık bir reklam harcaması ile düşündüklerinin çok üstünde bir satış artışı sağladı. Advertisino Age'e göre sadece bu konu için Albert Lasker metin yazarına on bin dolar ödül vermiştir.

     

    J.Walter Thompson'un ilk defa Lux' sabunları reklamlarında sinema yıldızlarının tavsisiye ve tecrübelerini kullanmasının sık sık taklit edilen bir yol olduğu bugün bile görülmektedir.

     

    20'li yılların reklamcılık açısından belki de en önemli olayı radyonun bir reklam aracı olarak yerini almasıdır. Matbaa makinesinin icadı geniş çapta basın ilancılığına nasıl yol açtıysa 1907 de Marconi'nin ilk radyo yayınını yapmasından itibaren radyoculuğun gelişimi de yepyeni bir reklam mecrasının doğuşuna sebep oldu. Öyle ki Amerika'da 1927 yılında 7 milyon radyo alıcısına karşılık 4 milyon dolarlık reklam yapılırken 1960 da 166,5 milyona çıkan alıcı adedine paralel 672 milyon dolarlık bir radyo reklam harcaması doğdu. Bu rakam 1963 de 779 milyon doları bulmuştu.

     

    Başlangıçta sa­dece üründen bahseden basit mesajlardan ibaret spotlar kullanılıyordu. Bu sırada Printers Ink ve ticari sekreteri Herbert Hoover, radyonun bir reklam aracı olacağı fikrine karşıydılar. Halbuki kısa bir süre sonra radyo sayesinde büyük paralar kazanmaya başladılar.

     

    Daha önce yukarıda da bahsettiğimiz gibi Reklamcılığın birdenbire büyük bir ivme kazanmasında en etkili faktörlerden biri olan ilk ticari radyo istasyonu 1922'de WEAF adı ile kuruldu. 1924'te "N.W.Ayer and Son" firması EVEREADY saati adı altında ilk özel reklam programını hazırladı. 1928 de radyolar reklam saatlerinden 10,5 milyon dolar kazanmışlardı. 1930 yılında ise Amerikan halkının yarısı radyo alıcısına sahipti.

     

    Ancak 1930 yılı, beraberinde buhran ve ekonomik zorluklar getiriyordu. Bu dönem reklamcılar açısından da oldukça zor ve mücadele ile geçmiştir. Reklamcılar önceki dönemlere kıyasla çok daha sert ve gerçekliklerden uzak eleştirilere hedef olmuşlardır. Bunun sonucu olarak da tüketicilerde satışa karşı bir direnme meydana gelmiştir. Aynı yıllarda reklamcılık açısından olumlu bir gelişme olarak A.C. Nielsen, George Gallup, Arch Crossley ve Da-niel Starch gibi kişiler tarafından araştırma şirketlerinin kurulduğunu görmekteyiz. Bu şirketler halkın niçin herhangi bir markayı satın alıp diğerini almadığım, radyoların hangi saatlerde dinlendiğini, bazı ürünlerin satışlarının belirli dönemlerde neden arttığını ortaya çıkarmaya yönelik çeşitli araştırmalar yapmışlardır. Tüm bu olumsuz koşullar ve ikinci Dünya Savaşı'na karşın, 1940-1950'lerde reklamcılık inanılmaz bir hızla gelişmiştir.

     

    İkinci Dünya Savaşının başlamasıyla Birinci Dünya Savaşı sonrasında olduğu gibi devlet ile rek­lamcılar bir kere daha elele verdiler. Harp Reklamcılığı Divanı, özel reklamcılar tarafından destekleniyor, halk servisi kampanyaları düzenlenip uygulanıyordu. Reklam Konseyi, harp bonoları satışında Maliye Bakanlığı (Hazine Dairesi) ile birlikte çalıştı. WAVES için gönüllü kadınların temininde, donanmaya yardım edildi. Öyle ki sonuçta başvuru sayısı tahminlerin çok üzerinde oldu.

     

    Gönüllü hemşire temininde de Halk Sağlığı Servisi ile birlikle çalışıldı. Ordu için hazırlanan bir sloganda söyle deniliyordu:

     

    "Silah ve teçhizatını iyi koru ki, o da seni korusun."

     

    Savaş sıralarında özel reklamcılık yine savaş temasını işlemeye devam ediyordu. Örneğin; New-York New Hawen & Hartford demiryolları şöyle bir metinle başlayan reklamlar yapıyordu:

     

    "Saat 3.42 A. M. Bir askeri tren. Battaniyelerine sarılmış, ağır ağır soluyan insanlar... Bu alelade bir seyehat değildir. Onlar yarın açık denizlerde olacaklar ve belki de bir daha Amerika'yı göremeyecekler."

     

    Bütün direnmelere rağmen reklamcılık 1940 ve 1950'lerde geniş çapta gelişti. Bu orada televizyonun da yepyeni ve kuvvetli bir mecra olarak yayın hayatına girmesi reklamcılığın dev adımlarla ilerleyip bugünkü duruma gelmesinde en büyük etken oldu.

     

    Özellikle televizyonun hem görsel hem işitsel özelliğe sahip bir araç olarak reklam dünyasının hizmetine girmesiyle birlikte, reklamcılık, dev adımlarla büyüyen bir sektör durumuna gelmiştir. Öyle ki 1950'de Amerika'daki 3 milyon alıcıya karşılık 210 milyon dolarlık reklam yapılırken 1960 da 528 istasyon ve 54 milyon alıcı. 1.5 milyarlık bir reklam harcamasına sebep oldu. 1963 de Televizyon reklamlarının 2 milyar doları aşması karşısında küçük gazeteler battı, büyük tirajlılar ise sar­sıntı geçirmeye başladı. Radyo tamamen üçüncü plana düşmüştü, Öyle ki Federal Haberleşme ve Ulaştırma Komisyonu Başkanı William Henry; "Televizyonda ilan ve reklamı frenleyiniz, yoksa bizim müdahalemiz gerekecek" demek zorunda kaldı.

     

    1949 da Prinhters' Ink'e göre 57.8 milyon dolara başlayan televizyon reklamları 1967'de üç milyon dolara erişmiştir, Amerika'da bu sıralarda her on eve bir renkli televizyon alıcısı düşmekte idi.

     

     

  • Metin Yazarlığı Tanımı ve Amacı

    "Reklam yazarlığı üzerine sırasıyla ya da karışık 7 köşebent!" ya da

    "Sayıklayarak karışık yazmak!"

     

    Reklam yazarları normal dışı insanlardır!

    Reklam yazarı olmak isteyen birinin farklı düşünme, farklı bakma kabiliyetine sahip olması gerekir. Başarılı bir reklam yazarı olmak istiyorsanız, bunu hayatınızda her şeyden çok isteyin ve çok ama çok çalışın.

     

     1. Reklam yazarı, metin yazarı değildir!

    No, nein ve asla. Metin yazarlığı ve reklam yazarlığı kesinlikle aynı kavramlar değiller. Metin yazarı, sadece metin yazan kişiye verilen isim. Burada bahsi geçen, herhangi bir metin. Hangi amaçla olursa olsun, adı üzerinde metin yazan kişiye metin yazarı diyorum ben; "metin" kelimesinin ucu açık, haber metni de olabilir, hikaye de olabilir, tanıtım, özet, mektup da olabilir. Reklam yazarı ise, "reklam metni" yazarıdır; amacı reklam olan, reklam yapmak için hazırlanan metinlerin yazarıdır. Reklam yazarlığı başka bir uzmanlık alanı. Reklam yazarının görevi, konsept geliştirmekten bilgi işçiliğine, reklam metnini yazmaktan stratejik rasyoneller oluşturmaya kadar giden bir tanım, bir görev. Yani ortada her türlü içeriğe sahip olabilecek "metin" ve "reklam metni" diye iki ayrı terim varsa eğer; reklam metnini yazan reklam yazarıdır.

     

     2. Reklam yazarı, reklam ajansının belkemiğidir!

    Rodin'in düşünen adamıdır. Eskiden Türkiye'de farklı bir sistem vardı. Reklam yazarının yapacağı iş müşteri ilişkilerinden geldikten sonra reklam yazarı kendi konseptini belirler ve bu konsepti reklam metni haline getirirdi. Ardından bu reklam metni sanat yönetmenine gider ve onun inisiyatifinde bir tasarım ortaya çıkardı. Alanları çizgilerle ayrılmış disiplinlerdi bunlar. Ne reklam yazarı, sanat yönetmenine müdahale edebilir; ne sanat yönetmeni reklam yazarının noktasına dokunabilirdi. ...di ama! Günümüzde ise böyle değil artık. Reklam yazarı ve sanat yönetmeni birlikte çalışıyor. Hiç metni olmayan bir ilanın da reklam yazarı var. Hiç metin olmaması reklam yazarı dokunuşu olmadığı anlamına gelmiyor. Baştan aşağı metin olan bir işte de sanat yönetmeninin bir imzası var. Nihayetinde, bu bir ekip işi. Reklam yazarı işin başından sonuna kadar her kademede olan kişinin ta kendisi. Artık sınırlar çok net değil ve reklam yazarı da her konuya müdahale edebiliyor. Ki artık adman'lik kavramı var, modern reklamcılığın yeni oyuncusu, yeni pozisyonu. Reklam yazarı ya da sanat yönetmeni diye ayrıştırmayıp adman olarak belirleniyor yeni iş tanımı. Reklamın görsellerinin seçiminden, konseptin oluşmasına kadar her kademede işin içinde olduğunu görüyoruz adman'in. Doğru ve olması gereken yöntem; sanat yönetmeni, reklam yazarı ve yaratıcı yönetmenin birlikte çalışması. Ve hatta ekip çalışmasından bahsediyorsak, müşteri ilişkilerinde çalışan arkadaşların da işin içerisine dahil edilmesi gerekliliği. En yalın haliyle ise, en azından sanat yönetmeni ve reklam yazarı mutlaka ama mutlaka beraber bakmalı. Bir işin düşünme süreci var. Düşünme sürecinde reklam yazarı ortaya bir takım konseptler çıkarıyor ve bunu sanat yönetmeni ile paylaşıyor. Olması gereken bu değil ama olan biçimi bu.   Okuyan ve yazan adamın reklam yazarı olduğunu varsayarsak, ortaya gelen brief'i okuyan ve fark yaratan fikri çıkaran kişi reklam yazarı.

     

    3. Reklam yazarı, fark yaratan, farklı bakan kişidir!

    Ali yazar, veli bozar! Reklam, sürekli nefes alan ve yaşayan bir sektör. En nihayetinde pazarlama faaliyetinin olmazsa olmaz bir unsuru, sistemin atar damarı. Reklam yazarı, reklamı yapılmak istenen ürünün farklılaşmasını sağlayan, ürünün kendi içerisindeki değerini ortaya çıkartan ve o değere kimsenin bakmayacağı şekilde bakan kişi. Ama unutmamalıyız ki, asıl önemli olan ürünün kendi içindeki değeri ortaya çıkarabilmek. Reklamını yaptığımız ürünün farklılaşmasını sağlamalıyız. İşte burda giriyor devreye bakışta, duruşta, yazışta farklılık. Her şeye rağmen hem de!

     

    4. Reklam yazarı, edebiyatçı olmak zorunda değildir ya da her edebiyatçı reklam yazarı olamaz!

    Türkiye'nin yakın tarih reklam serüvenine baktığımız zaman bir dönem zorunlu reklamcılar kuşağı dediğimiz, alaylı bir kuşak hakimdi. Aşağı yukarı o dönemlerde bütün edebiyatçılar ve şairler, yaşamak ve para kazanmak için reklam sektörüne girdiler. O dönem yazma becerisinin azlığından hareketle bu insanlar reklamcılık yaptılar. Kimler yok ki? İlk kuşak mensupları edebiyatçılardan oluşmuştur. Bunlar zorunlu reklamcılardı. Çünkü yazarak para kazanabilecekleri çok fazla bir alan yoktu. Daha sonralarında gelen diğer alaylı kuşak ise benim de içinde bulunduğum kuşak. Bu kuşak, bilerek ve isteyerek reklam sektörüne girdiler ama alaylılardır. Edebiyatla araları iyi olan ve biraz daha bilerek, raslantısal değil de farkında olarak çalışan bir grup. Bizler alaylıydık ama kendimizi çok geliştirdik; yeniliklere, yeni söylemlere, bilimsel reklamcılığa adapte olmayı başarabildik. Bizden sonra gelecek kuşak ise eğitimli. Reklamcılık eğitimi alıp sektöre giriyorlar. Ama işin içerisinde daha farklı duyguların olduğunu düşünüyorum. Reklam, kişinin kendi içinden gelen bir görüş ve algılayış biçimi. Kelimelerin gücünü keşfediyorsunuz. Haber yazmakla ya da edebi metin yazmakla, reklam yazarlığı ayrışıyor. Çünkü başka kulvarlarda olan mesleklerden, yazım süreçlerinden bahsediyoruz. Kendimden örnek verirsek benim iki şiir kitabım var. Ama her zaman şiir yazımı ile reklam yazarlığını ayırıyorum. Çünkü ikisi de farklı disiplinler, iki farklı hayat gibiler. Burada bahsettiğim; gazetecilik yapanların, şairlerin, edebiyatçıların, ya da edebiyatla arası iyi olanların, edebi kalemi iyi olanların çok iyi reklam yazarlığı yapamayacakları anlamına gelmiyor. Ama belli sınırları da çizmek gerekiyor. Bu anlamda, reklamcılık eğitimi almak da tek başına, başarılı bir reklam yazarlığı kariyeri anlamına gelmiyor. Diğer bahsettiğim tüm bileşenlerin de olması gerekiyor reklam yazarı adayında. Ama şüphesiz abartmamak lazım bu kadar da fazla, herkes reklam yazarı olabilir tabii ki. Birinci şart çok istemektir. Çok istekli ve bu işi yapacağınıza inanmanız gerekiyor. Taş kırmak ya da kaneviçe işlemek gibi bir işçiliği var ama; onu göze alacaksınız tabii ki.

     

    5. Reklam yazarı, her daim açık kocaman bir gözden ibarettir!

    Gez, göz, arpacık! Başarılı bir reklam yazarı her şeyden önce iyi beslenmeli; algılarını sürekli açık tutmalıdır. Gündemi takip etmeli, mutlaka bir dünya görüşüne sahip olmalıdır. Reklam yazarı çok iyi okumalıdır. Sinemayla mutlaka ilgilidir, müzik kulağı vardır, edebiyatla şüphesiz ki ilgilenir. Ama ilgi alanının içindeki edebiyatla ilgilenmeli. Yani edebiyat derken; kalın çizgilerle Tanzimat Dönemi edebiyatından bahsetmiyorum. Çizgi roman okuması bile bir okumadır bence. Kendi beslendiği kaynaklarda belli kıstasları olması yeter. Devam etmesi, dert edinmesi, okumayı bırakmaması gerekiyor. Esasında bunlar kendisine çağdaş diyen her insanda, çağının farkında olan herkeste olması gereken özellikler, en insani değerler. Film festivallerini, vizyona giren yeni filmleri, müziği, interneti, teknolojik yenilikleri, dünya reklamcılığını ve tabii en önemlisi Türk reklamcılık tarihini bilmesi gerekiyor. Çünkü metin yazmak, başlık oluşturmak bütün bu kavramların süzülmesinden oluşuyor. Tabii ki birinci aranan özelliklerden biri, reklam yazarının Türkçe dil bilgisine hakim olması gerektiği. Bu olmazsa olmaz. Biliyorsunuz artık gelişen teknoloji ile birlikte bilgiye erişim çok daha kolay oldu. İnternet'te bilgi var ama asıl önemli olan o bilgiyi almak, süzmek, damıtmak ve farklı bir şekilde kendisine yedirmek ya da tüketiciye sunmak. Yani bilgiden veri çıkarmak. İstanbul'da masa başında oturarak reklam yazarı olabilirsiniz belki evet. Ama bu değerleri çok daha geniş düşünmek gerekiyor. Örneğin, İstanbul'u ele alalım. İstanbul'da varsan tüm Türkiye'de de kısmen varsındır. Ama Türkiye'de başka alışkanlıklar, yaşam biçimleri de vardır. Tam varolmak için, Türkiye'deki tüm algıya, tüm yaşam biçimlerine, tüm algılayışlara da seslenmen gerekiyor. Trabzon'da yaşayan kişinin algısı çok farklıdır, Bursa'da yaşayan kişinin algısı çok farklıdır. İyi bir reklamcının bütün bu değerleri bilmesi gerekiyor. Başarılı olmuş bütün işlerin özünde bu var. Türk insanının değerlerini bilmekte fayda var. Gelecek dönemlerde de yerel değerlerin daha çok önem kazanacağını düşünüyorum. Globalizasyondan lokalizasyona yeni bir kavram doğuyor ve çok da başarılı olacak: Glokalizasyon, yani küyerel. Bu kavramın başarısını göreceğiz önümüzdeki dönemlerde. Reklam yazarları kendilerine münhasır, farklı insanlardır. Delidirler, normal dışıdırlar. Dengesizdirler. Konuşmayanı hiç konuşmaz asosyaldir, konuşanıysa hiç susmaz. Reklam yazarı olmak isteyen birinin farklı düşünme kabiliyetine sahip olması gerekir. Reklam yazarlığı çok enterasan bir meslektir. Bugüne kadar yapılmış bütün işleri bileceksiniz, izleyeceksiniz. Ama onlar gibi olmamanız gerekiyor.   Her çıkan iş kişinin kendi macerasıdır. Örneğin, 20 tane beyaz eşya markası var. Bunlardan bir tanesi sizin müşteriniz olsun. Sonuçta buzdolabı buzdolabıdır. Tüm   buzdolabı tarihinde bambaşka bir iş çıkartacağınızı düşünmeye başlarsanız işiniz zorlaşıyor. Ürünün ya da hizmetin çok farklı bir özelliği yoksa o ruhu yakalamak ya da o ruhu oluşturmak reklam yazarına kalıyor. Her şeyi yeteri kadar bilen ya da öğrenmeye hevesli, istekli, kendini hep yenileyen, bir dünya görüşü, kesinlikle hayatta bir duruşu olan insanların bu mesleği yapması gerekiyor bence.

     

    6. Reklam yazarıının temel amacı okutmak ve harekete geçirmektir!

    Az laf, çok iş! Çok okuyan bir ülke değiliz. Bu yüzden reklam metni yazımında uzun cümleleri kullanmamanızda fayda var. Asıl önemli olan doğru kelimeyi bulabilmek. İnsanları durdurmanız gerekiyor. Süre gittikçe daralıyor, her geçen gün daha az saniyelerle, daha az alanlarla savaşıyoruz. Durdurmaktan kast ettiğim; insanlara başlığı ve metni okutabilmek anlamında. Başlığı okutmak çok önemli ve buraya kadar herkes gelebilir ama işin zor kısmı metni okutmak. İşte bu uzmanlık gerektiriyor. Reklam metnini sonuna kadar okutmak iyi bir reklam metninin başarısı. İşte burda da samimiyet, kesinlikle doğru kelimeler ve sade bir dil önem kazanıyor.

     

    7. Reklam yazarı kendine mutlaka bir dert edinmelidir!

    Yaz yaz yaz! Reklam yazarlığı çok keyifli bir meslek evet, ama çok keyifli oluşu rahat bir meslek olduğu anlamına gelmiyor. Benim ustalarım vardı. Attila Öğüt, Ege Ernart, Yavuz Turgul, Hulusi Derici, Attila Aksoy, Oğuzhan Akay. Sürekli sınavlardan geçtim ve onlardan çok şey öğrendim. Ve Türkçe çok büyük bir kaynak, bunu doğru kullanmak çok önemli. Her süreçte, her markada, her projede yeniden bir şeyler öğreniyorsunuz. Bir yandan zor, bir yandan keyifli bir sürecin içerisindesiniz. Ne bulursanız okuyun diyorum ben, ne bulursanız okuyun ve mutlaka bir dert edenin. Dert edinmekte fayda var. Dert edinin ve peşinden gidin, sonuna kadar izleyin. Ve mutlaka meslek ahlakını, etiği, yaptığınız işin ve davranışlarınızın ahlakını sorgulayın. Etikten asla ama asla vazgeçmeyin. Başka bir yerden bakmayı da öğrenin. Açınızı sürekli değiştirin. Yandan, üstten, alttan, çok üstten, her yerden bakmalı. Ve tabii ki, bakarken gördüğün, bulduğun bilgiyi hayatına yansıtmak çok önemli. Reklamcı yeterli ve öz   bilgiye sahip olmalıdır. "Reklam Metni Nasıl Yazılır?", "Yaratıcı Yazmanın Yolları" gibi kitaplara hiç bir inancım yok. Reklam çok geniş bir kavram; bu kavramı akademik metin olarak formüle etmenin mümkün olmadığını düşünüyorum. Deneyimleri anlatan kitaplardan bahsetmiyorum şüphesiz. Ama onları da tek başına okuyarak reklam yazarı olunmaz, adı üzerinde yazmak da gerekir. Kelime işçiliği yapmak, evirmek çevirmek, tüm yazdıklarını silmek atmak, tekrar yazmak gerekir. Yazı başlıbaşına çok keyifli bir serüven, görmekten ve yazmaktan asla bıkmamak, aksine çok keyif almak gerek. Dile çok hakim olmak, gerçekten sevmek, kurallarını çok iyi bilmek gerekir. Şüphesiz, "benim çok iyi fikirlerim var" demek yetmiyor, o fikirleri kağıda da dökebilmek, çok dikkalti olmak ve kesinlikle doğru yazmak gerekir.

     

     Metin Yazarlığı ile Yazarlık Arasındaki Fark

    Yazarlık ile reklam metin yazarlığı, birbirini etkileyen iki farklı alandır. Kimi yönde olumlu kimi yönde olumsuz olan bu etkiler, tamamen yazarın bilgi birikimine ve aradaki ayrımları veya olumlu olumsuz etkileri nasıl alabildiği ile alakalı olarak, ortaya yeni bir kimliği çıkarmaktadır. Normal metin yazarlarının, insanları etkileme, onları belirlenmiş davranışları göstermeleri için harekete geçirme amacı taşımazlar. Onlar, işleyecekleri konuyu derinlemesine araştıran, algılayan, ifadesi güçlü, algıları açık insanlardır. Normal metin yazarları, önemli olduğunu düşündükleri konular hakkında, insanların farkına varmalarını, algılamalarını, yaşamlarına veya yaşam görüşlerine değişik açılardan bakmalarını sağlama amacı taşırlar. Onları yaşamın veya yaşanmışlıkların, ince ayrıntıları hakkında aydınlatırlar. Hangi konuyu işlerse işlesin, insanların bakış ufkunu genişletmeye çalışırlar. Ama onlar, konuları işlerken, insanların verilen bilgilerle, etkileyici unsurlarla, yaşamla veya yaşanmışlıklarla aktarılan düşünceler doğrultusunda, hareket etmelerini beklemezler. İnsanlar normal metin yazarlarını okurken, bağımsızdırlar. Kendi deneyim ve bilgi birikimleri doğrultusunda, yazarın da yardımıyla okuduklarını, kendi istedikleri şekilde yorumlamaktadırlar.

     

    Fakat reklam metin yazarlığı, hareketi tetikleme amacı taşırlar. İnsanların verilen bilgiler doğrultusunda davranış geliştirmelerini isterler. İkisinin en önemli ayırım noktası da budur zaten. Reklam metin yazarının yaratıcılığı, tüketicilerin davranışlarını değiştirebilen, etki unsurlarını keşfedebilmesi ve bu etkileri işleme şekliyle ilgili olarak ortaya çıkar. Birçok kişi, reklam metin yazarlığı yapabileceğini, ilginç reklam fikirlerini bulabileceğini, yaratıcı olduğunu düşünmektedir. Fakat burada önemli olan, fikrin tek başına ilginç, farklı, yaratıcı olması değildir. Çok iyi bir reklam fikriniz vardır. Fakat o fikir, tüketicilere aynı yaratıcılıkta metin haline getirilip, tüketicilerin belirlenmiş davranışları göstermelerini sağlamazsa, iyi bir reklam fikri olmaktan çıkmaktadır. Reklam metin yazarlığı, sonuç almak durumundadır. Bütün yaratıcılığını bunun üzerine kullanır. Belirlenen tüketici davranışını elde etme. Bilgi birikimini, deneyimlerini, konulara bakış açısını, onları nerede nasıl kullanması gerektiğini, hangi güçlendirici unsurları bunlara ekleyeceğini, firmaların ürün ve hizmetleriyle nasıl bir bağdaştırma kurabileceğini, sadece, beklenen tüketici davranışlarını elde etme üzerine kullanır.

     

    Yazarlık ile reklam metin yazarlığı bazı açılardan ortak, bazı açılardan ise birbirinden üstün yönleri, birbirini etkileyen yönleri de bulunmaktadır. Ortak özellikleri açısından, her ikisinin algıları açıktır. Normal insanların düşünme biçiminden onları ayıran yönleri vardır. Olayların, yaşamın farklı unsurlarını görebilirler. Normal metin yazarları, bu unsurları, kendi algılarındaki derinliklere varana kadar yazabilme, algılatabilme becerisine sahiptirler, diğer bir değişle güçlü ifade ve dil kullanımları vardır. İşte, hem normal insanların farkında olmadığı, bilmedikleri unsurları görebilme ve anlatabilme becerisi onlara aittir. Reklam metin yazarında ise, gene insanların göremediği unsurları görme yeteneği bulunmaktadır. Fakat onlar bu unsurları, tüketicilerin istenilen davranışları göstermelerini sağlamak için, nasıl, nerede, hangi etkenlerle birlikte, hangi ifadeyle kullanabileceklerini bulma becerisine sahiptirler. Her iki yazar da eğer, belirli bir yetkinliğe sahip ise, bunların olumlu etkilerini diğerine aktarabilir.

  • Reklam Yazarı için Reklam Metinleri

    Reklam metinlerinin algılanması hedef kitlenin ilgisine, kültürel yapısına, önceden konu ile olan bilgilendirilmesine bağlı olabildiği gibi, metinde seçilen kelime, cümle yapısına veya tipografik düzene de bağlı olabilir.

     

    Başarılı bir reklam metni aşağıdaki amaçları yerine getirmelidir:

        • Ürün veya hizmetin tüketicinin zihninde canlandırdığı değeri, imajı artırılmalıdır.

        • Ürün veya hizmetin rakipleri karşısındaki fiyat ve kalite üstünlüklerini anlatmalıdır.

        • Ürünün, diğer ürünlere oranla tüketiciye ne gibi yararlar sağlayacağını anlatmalıdır ( temel satış vaadi).

        • Ürünün tüketiciye ne amaçla ve nasıl kullanılacağını anlatmalıdır.

        Reklam metininin etkili olması için gereken özellikler:

        • İnandırıcı ve gerçekçi olmalıdır.

        • Basit, yalın, kolay anlaşılır ve ilgi çekici olmalıdır.

        • Sıkça kullanılan, kısa, somut sözcükler seçilmeli.

        • Okuyan, gören ve dinleyen kişide yanlış anlama ve tepkilere neden olmamalıdır.

        • Hedef kitlede üstünlük taslayıcı, alışılmış klişelerin tekrarı izlenimi uyandırmamalıdır.

        • Metninde kullanılan göstergelerin düz anlam ve yan anlamları dikkatli şekilde seçilmeli ve hedef kitlede arzu edilen etkiyi yaratacak özelliklere sahip olmalıdır.

        • Reklamın belirlenmiş amacına uygun olmalı ve gereksiz sözcüklerden arındırılmış olmalıdır.

        • Reklamını vermek istediği fikir, özgün ve yaratıcı bir şekilde işlenmiş olmalıdır.

        • Kampanya için belirlenmiş olan sıcak yada soğuk tutum stratejisine uygun özelliklerde olmalıdır.

        • Kullanılan her sözcük, reklamın belirlenmiş amacına hizmet etmeli, farklı anlam yükleyecek sözcükler kullanılmamalıdır.

        • Reklam mesajı özgün yaratıcı şekilde aktarabilmelidir.

        • Konuşma diline yakın, gerçekçi ve inandırıcı bir dilde yazılmalıdır.

        • Kullanılan dilin kendi içinde taşıdığı ritim ve stil tutarlı olmalıdır.

        • Daha fazla kısıtlanmayacak kadar kısa ve çarpıcı olmalıdır.

        • Can sıkıcı kelime ve formüller kullanılmamalıdır.

        • Satın almaya ikna edici olmalıdır.

        • Başarılı bir görsel tasarıma sahip olmalıdır.

        • Kolay okunması amacıyla renkten yararlanılmalıdır.

        • Hızlı ve kolay okunması amacıyla bir sütunda 35 vurgu harften az ve 45 vurgu harften fazla harf bulunmamalıdır.

        • Uzun satırlar kadar, çok kısa satırlarda okumayı güçleştirmektedir.

        • Açık satır ve harf aralığı kadar, çok sıkışık satır ve harf aralarının da okumayı güçleştirmektedir.

        • Okuyucunun dikkatini ana metne çekmek için, başlık ile metin arasında alt başlıklar yerleştirilmelidir.

        • Paragraflar 70-75 sözcüğü geçmemeli, ürün hakkında detaylı bilgi için diğer tanıtıcı materyallere yönlendirilmelidir.

        • Paragraflar olduğunca kısa olmalı, buna karşın çok sayıda paragraf bulunmalıdır.

        • Ana metinde düzenli aralıklarla ara başlıklara yer verilerek, metnin okuması kolaylaştırılmalıdır.

        • Okuyucunun okuduğu metini kolaylıkla anlamasını sağlamak ve önemli yerleri vurgulamak amacıyla yıldız, ok ya da nokta gibi işaretler kullanılmalıdır.

        • Birbiriyle bağlantısı olmayan bilgiler verilmek istendiğinde, bu bilgiler sayı numarası vererek gösterilmelidir.

        •Kolay okunabilmesini sağlamak amacı ile dişi metinler dikkatle kullanılmalıdır.

     

    Reklam Metinlerinde Başlık ve Altı Başlık

     Başlık: Bir basın ilanında başlık, resimden sonra gelen ikinci önemli unsurdur. Bir okuyucu basın ilanı izlemek için harcayacağı sürenin yüzde 15-20′sini balık için harcar. Okuyucu başlıklara göre reklamının metnini okumaya yönelir veya bakışını başka bir yöne çevirir. Başlık önce görsel tasarımı ile bakışı yakalar daha sonra içerik okunur. Bu süre genel olarak iki saniye ile, saniyenin onda üçü ile dördü arasında değişir. Bir reklam başarılı bir başlık sayesinde diğer reklamlar arasında fark edilir. Başlık, ana metinden ortalama beş kat daha fazla okunur. Başlıklar, ürün veya hizmetin satış mesajını iletirken mutlaka bir yarar sunmalıdır. Başlıkta hedef kitleyi motive etmek için günlük konuşma diliyle olumlu, somut ve kısa kelimelerle hitap edilmeli, mutfak markaya yarı verilmelidir.

     

     Başlık tasarımında seçilecek tipografik karakterlerin yeterli büyüklükte, kontrast olması, kolay okunması dikkate alınmalıdır bu kısa yazıda renk kullanımının okunaklılığı artırdığı göz önünde bulundurulmalıdır. Tamamı büyük harflerden oluşturulan başlıklar zor okunduğu için dikkatle kullanılmalıdır. Başlıkta, negatif yazı karakteri psikolojik olarak olumsuzluğu çağrıştırdığı için tercih edilmemelidir. Marka veya kurum ismi fark edilecek şekilde kullanılmaya çalışılmalıdır.

     

    Alt Başlık: Ana başlık ile reklam metni arasında köprü görevi görür, ana başlığa göre daha küçük tipografik karakterlerinden oluşturulmuştur. Bir reklam metininde altı başlığın görevi, ana başlığı desteklemek, açıklamak ya da metine geçişi kolaylaştırmaktır. Okuyucu açısından ise, başlıkla ilgili sorunları aydınlatılmaya yarayan kısa açıklamalar görevi görür.

     

    Reklam Metinlerinde Kullanılan Başlık Türleri

     

    Doğrudan vaat belirten başlıklar: Okuyucuya reklamı yapılan ürün yada hizmetin sağlayacağı yararı doğrudan bildiren başlıklardır, duygusal öğeler içermezler.

     

    İndirekt dolaylı başlıklar: Okuyucuya reklamı yapılan ürün yada hizmetin sağlayacağı yararı dolaylı yoldan, duygusal sempati oluşturarak anlatan başlıklardır.

     

    Haber başlıkları: İnsanların dünyada neler olup bittiğini öğrenmeye karşı doğal bir isteği bulunur.Haber başlıkları insanların bu isteğini karşılamaya yönelik olarak hazırlanırlar. Reklamda vaat edilen yararın haber şeklinde sunulduğu başlıklardır.

     

    Soru başlıkları: Hedef kitleye zevkleri, ihtiyaçları, alışkanlıkları ile ilgili soru sorularak dikkat çekilen başlıklardır. Daha sonra metinde sorunun cevabı yayınlayarak, reklam metninin tamamını okutmak amaçlanır.

     

    Emir başlıkları: Okuyucuyu belli bir ürünü kullanmaya çağıran, kullanıldığı takdirde kazançlı çıkacağını ileri süren doğrudan anlatım türündeki reklamlarda kullanılan başlıklardır. Emir içeren başlıkları korkutma duyguları ile birlikte kullanmak, insanların emir almaktan hoşlanmamaları nedeniyle risklidir.

     

    Merak uyandırıcı başlıklar: Okuyucunun reklamı yapılan ürün yada hizmetle ilgili meraklandırılarak reklam metnini okumaya yönlendirildiği başlıklardır.

     

    Öğüt verici başlıklar: Reklam veren kurum veya kişinin hedef kitleye uzaman konumunda hitapta bulunduğu başlıklardır.

     

    Hedef kitlesini özel konularda bilgilendiren başlıklar: Hedef kitleye reklamı yapılan ürünle ilgili çeşitli konularda bilgi vermek amacıyla hazırlanır. Bu tür başlıklar ya belirli bir gruba seslenir ya da hedef kitlenin ortak bir çıkarını vurgular. Örneğin, reklamı yapılan ürün ya hizmetin kalitesi hakkında ilginç vaatlerde bulunulur veya indirimler hedef kitleye duyurulur.

     

  • Reklamda Kalite İsimden Önce Gelir

    Kalemi elinize almadan önce, arka planda yapmanız gereken işler vardır. Ancak bunu yalnız başınıza yapmayacaksınız. Müşteri temsilcilerinden yardım alacaksınız.

     

    Müşteri temsilcileri, bir reklam ajansında müşterilerden sorumlu kişilerdir. Piyasayı analiz eder, rekabet çözümlemesi yapar.Ve araştırma hazırlayıp bunu yorumlarlar. Strateji belirleyip bütçe planlamak gibi sıkıcı işlerin hepsini yaparlar. Aynı zamanda işi müşteriye sunmanızda size yardımcı olurlar. Yani genel olarak müşteri ve reklam ajansı arasında fikir alışverişini sağlayan irtibat sorumlusudurlar.

     

    Bazı müşteri temsilcileri harikadır, bazıları şöyle böyle, bazıları da kötüdür. Elimizden geldiğince akıllı olanlar ile çalışmanız sizin yararınıza olacaktır. İyi olanlar, yaratım sorumlularının ruhunu taşır ve bir reklam işinde sizin duyduğunuz heyecanı paylaşır. Açık sözlü, dürüst, teşvik edicidirler. Birlikte çalıştığım başarılı müşteri temsilcilerinden öğrendiğim bir iki şeyi sunmak istiyorum.

     

    Müşterinizin işini öğrenebildiğiniz kadar öğrenin.

     

    Bill Bernbach’a göre “Sihir üründedir… Ürününüzle yaşamalısınız. Onun hakkında derinlemesine ve doyurucu bilgi sahibi olmalısınız.

     

    Yazarlar ve sanat yönetmenleri için doğru olan, fabrika gezileri yapmaktır. Ciddiyim! Eğer böyle bir şansınız varsa bunu yapın. Milyonlarca soru sorun. Ürün nasıl yapılıyor? İçinde neler bulunmakta? Kalite kontrol kriterleri nelerdir? İlgili her broşürü, elinize ulaşan her notu okuyun. Herhangi bir sayfanın tam ortasında, reklama dönüştürülmek için bekleyen fikirlerin bir kısmını yada tamamını bulabilirsiniz.

     

    Şirketin işlerini öğrenin. Müşterilerinizle işleri hakkında konuşurken, onların terimlerini kullanarak konuşabilirseniz, size daha çok güvenecekler; uzmanlığınız, fontlarla sınırlıysa daha bir süre sonra sizi sıkıcı ya da ilgisiz bulacaklardır. Müşterinizin pazarlama işine gösterdiniz ilgi, herhangi bir müşteri temsilcisininki kadar ustaca olmalıdır. Kestirme yollar yoktur. Müşteriyi tanımak, ürününü tanımak, piyasasını tanımak şarttır. Karşılığı mutlaka alınır.

    Louis Pasteur,’ Şans,hazır olandan yanadır’ der.

     

    Diğer taraftan, farklı olarak kalmak da önemlidir.

     

    Bu muhalif fikre dikkatimi, başarılı bir metin yazarı olan Mark Fenske çekmiştir. Mark ‘Fabrika gezisi yapma isteğinize sakın fırsat vermeyin. Karşı koyun. Fabrikasına gitmek sizi müşteri gibi düşünmeye itecektir. Sonunda da müşterinizle aynı fikirleri üretmeye başlayacaksınız’

     

    Mark, beyninizde etkilenmemiş ve ‘saf ‘ halde bırakmanın, sizi yeni şeyler üretmeye iteceğini inanmaktadır. Haklı olabilir. Aynı zamanda bir de şu vardır;fabrikada kapakların şişeye takılmasını izlerken, tüketici gerçeğinden çok uzaktasınızdır. Bir tüketici için önemli olan’ içinde benim için ne var?’dır.

     

    Müşterilerinizin tüketicisini tanıyabildiğiniz kadar tanıyın.

     

    Bu işte ‘planlama’ adında oldukça yeni bir disiplin söz konusudur.

     

    Müşterinin tüketicisi hakkında mümkün olduğunca bilgi sahibi olmak ve bunu müşteriye hem de ajansa sunmak, müşteri temsilcisinin görevidir. Kağıdı kalemi elimize almadan önce, müşteri temsilcisinin size verdiği her bilgiyi okuyun. Unutmayın ki yaptığınız reklamların çoğu, sizin küçük sosyal çevremizin dışındaki insanları, ABD vatandaşı olmanın dışında hiçbir ortak noktamızın bulunmadığı insanları hedef alacaktır.

     

    Çiftçiliği ele alalım.Bitki zararlılarını yok eden ilaçların soya çiftçilerine pazarlayan TV reklamları yazdım. Fakat çiftçilik hakkında ne bilirim ki ben? Küçük bir çocukken karınca yuvasını gördüğümde ne olduğunu bile anlayamazdım. Olayları soya çiftçisinin gözüyle değerlendirmek için yapacak çok iş var, daha çok okumak gibi. Müşteri temsilcimiz, üzerinde çalışmanız için size yığınlarca materyal verebilir.

     

    Fakat bunları sadece okumayın. Hissedin.Derin bir nefes alın ve hedeflediğiniz kişinin dünyasına yavaşça dalın. Pazarlamanızı belkide emeklilere yapıyorsunuzdur. Yaşlı insanlarla, sabit bir gelirle yaşayan insanlarla konuşursunuz. Belki bir kenara koydukları birikimlerinin eriyip gitmesinden endişeleniyorlardır. Sandalyelerinden kalktıklarında canları acıyordur. Huzur içinde evlerinin önündeki karları küreyen emekliler fikrinin gözünüzde canlandırdığı bu beyaz tablo, onların yaşlı kalplerinde koyu kırmızı yansımalara yol açabilir.

     

    Stratejinin oluşturulduğu asıl toplantıda bulunun.

     

    İlk Strateji toplantısında sağlam bir düşünce yoksa,iyi bir reklam yapmak mümkün olmayacaktır.Sıfır artı sıfır elde var sıfır olacaktır. Kısacası asıl toplantıda bulunun. Bu herzaman mümkün olmayacaktır ve muhtemelen de elinizde olan her reklam için bunu yapamazsınız. Fakat hiç olmazsa büyük projelerde, stratejinin belirlenmesinde bulunmak işinize yarayacaktır.

     

    Ürününüzün mevcut konumlandırmasını inceleyin

     

    Positioning : The Battle for Your Mind adlı,ilgilenen herkese tavsiye ettiğim bir kitap vardır.(Yazarların,stratejik düşüncelerini sağlam bulmama rağmen yaratıcılık  konusunda onlardan farklı düşünüyorum.)

     

    Yazarlar Reis ve Trout;tüketicinin beyninde ürünleri hatırlamak açısından sınırlı miktarda yer olduğunu iddia ediyorlar.Her kategoride muhtemelen üç marka ismi için yer vardır.Eğer ürününüz söz konusu yerlerden birini almamışsa, rakiplerinizden birinin bulunduğu yere yerleşmek için onlardan herhangi birini ‘yerinden etmek’ zorundasınız. Örneğin 70′lerin başındaki 7-Up kampanyası;kendini limonla bir tat olarak sunmak yerine ‘kolasız’ (the un-cola) olarak lanse edip,üç büyük kola markası ile mücadele etmiştir.

     

    İşe başlamadan önce, ürününüzün mevcut konumuna bir bakın.. Rakiplerinizin konumlandırmaları nedir? Hangi alanlar savunmasız durumdadır? Müşterinizin konumlandırılmasıyla tanımlamaya mı yoğunlaşmanız gerekecek, yoksa bazı markaları yerinden etmeniz mi?

     

    Yapabilirseniz ürününüzün, kategorisinin en iyisi olduğu iddia edin. Firmaların istediği, her ürün kategorisi için tek bir firmanın bulunmasıdır. Ayrıca ürünün teki ve en büyük faydayı sağlaması da çok önemlidir. Bu, ekmekte tazelik olabilir, peçetede yumuşaklık (Bay Whipple örneği). Elinizden geldiğince, bayrağınızı en yüksek tepeye dikin.

    Güçlü bir reklam stratejisinde ısrarcı olun

     

    Yaratıcı yönetmen Norman Berry, ‘İngiliz stratejileri oldukça güçlü ve kesindir. Fikirler aşırı gözükse bile,yanılgı payı yoktur. Diğer pek çok strateji ise fazlasıyla belirsiz ve yoruma açıktır. ‘Bu ürün için strateji lezzettir’ derler.Fakat bu bir strateji değildir. Belirsiz stratejiler bağlayıcıdır. Kesin stratejiler özgür kılar’.

     

    Kesin bir stratejiye ihtiyacınız var. Diğer taraftan bir strateji, fazla kesin hale gelebilir. Kimi zaman ise fazla spesifik bir strateji,dar bir uygulama alanına sahip olur.İyi müşteri temsilcileri ve planlamacılar, stratejiyi sadeleştirip mükemmelleştirerek yaratıcı uygulamalar haline getirebilirler.

    Sonuç olarak,iyi bir strateji,umut vericidir. Stratejiyle ilgili çok farklı uygulamalar oluşturarak, aynı şapkadan yüz tavşan çıkarabilirsiniz.

     

    Nihai stratejinin işlevi, iyi bir reklam ortaya çıkarmaktır.

     

    Bazen bir strateji kağıt üzerinde iyi, taslak üzerinde kötü görünebilir. Genellikle bunu, üzerinde çalışmalar yapana kadar fark edemezsiniz.

     

    Field Marshal Erwin Rommel, ‘Taktik olarak uygulanamıyorsa,en iyi stratejik plan bile işe yaramaz’ demiştir. Eğer işe yaramıyorsa müşteri temsilcisine gidin ve kusurlarıyla birlikte ilk fikirlerinizi sunun. Üzerinde anlaşmaya varılmış olan stratejinin, aslında o reklam için doğru bir strateji olmadığını açıklayın. Sonra biraz oturun ve aynı yada benzer bir mesajla yeni bir strateji oluşturun. Fakat bu kez sadelik ve gücü ifade etmeniz için size kolaylık sağlar nitelikte olmalıdır.

     

    Nihai strateji basit olmalıdır.

     

    Reklam, beyin ameliyatı değildir. İnsanlar farklı yaşar ve düşünürler. Bir satış merkezinde bulunan herhangi birine arabalar hakkında sorular sorum. Size Volvo’ların güvenli,Porsche’ların sağlam ve Jeep’lerin de  sıkı arabalar olduklarını söyleyecektir.İşte buyrun. Burada kız blimi nerede peki? Yok.

     

    Hisleri x yönünde olan insanların, ürününüz hakkında y yönünde şeyler hissetmesini istiyorsunuz. Mesele budur. Burada tek bir sıfattan bahsediyoruz. Tüketicinin beynine girip, müşterinizin markası tek bir sıfat çivilemekten bahsediyoruz. Hepsi bu! De Walt el aletleri sağlamdır. Apple bilgisayarlarının kullanımı kolaydır.

     

    Filmlerde tek cümleyle özetlenebilecek fikirleri tercih ederim. Steven Spielberg’in bir sözün hatırladım. ‘Kaybolmuş yaratık, evine dönmek için yalnız çocukla arkadaş olur.’

    Amaç basit olmalıdır. Müşteri temsilcisinin ya da müşterinin sizi, fikrin üzerinde tekrar düşünmeye itmesine izin vermeyin. Ayrıntılara girmemeye çalışın.Çarpıcı renklerle düşünün.

     

    Söyleyeceğiniz şeyin önemli olmasına dikkat edin.

     

    İnsanların ilgisini çeken bir şey olmalıdır. Herhangi biri için, herhangi bir yerde bir önem taşımalıdır. Tüketicinin istediği bir şeyi sunmalıdır. Çalışmayan bir araba yada damlayıp duran bir musluk gibi yaşadıkları bir sorunu çözmelidir…

     

    Söyleyecek herhangi bir şeyiniz yoksa, müşterilerinizle cüzdanlarını bir tarafa kaldırmalarını söyleyin. Çünkü yaratıcı uygulamanızı ne kadar iyi yaparsanız yapın, önemsiz bir mesajın alıcısı yoktur. Ağaçlar ormanda ölür.

     

    Deneme stratejisi, deneme uygulamasından daha iyidir.

     

    En iyi yöntem budur. Bütün müşteriler bu yöntemi denemelidir ancak pek azı bunu yapmaktadır. Nasıl yürüdüğünü bir görelim.

     

    Müşteri;planlamacı ve reklam grubu ile oturur ve markanız için olası stratejileri araştırırsınız. Beş yada altı tane veya isterseniz on tane belirlersiniz.

     

    Daha sonra ‘pazarlama fayda panosu’ oluşturursunuz. Reklam gibi görünen ya da o hissi veren, fakat henüz reklam sayılamayan bazı taslaklar.

     

    Örneğin, diyelim ki müşteriniz aspirin üreticisi. Resimler, baş ağrısı çeken bir kişinin görüntüsü veya yakın çekimde masa üstünde duran iki aspirin olabilir. Her panodaki resmin yanında, ürünü farklı açılardan sunan bir başlık bulunur:

    ‘Çabuk etki sağlayan Throbinex’, ‘Throbinex mideyi zorlamaz’, Daha küçük, yutması daha kolay’. Böylece sıralanırlar. Bunlar reklam değil, ürünün yararlarıdır.

     

    Bunlar gibi on farklı panoyu hedef kitleye gösterin. Hangi mesajın tüketici de cevap bulduğu konusunda güzel fikirler edineceksiniz. Başlangıç  için çok iyi bir nokta. Aslında, tek başlangıç noktası da denebilir.

     

    Fokus gruplarla çalışın

     

    Bunu yapmaktan nefret ederdim dilerdim fakat hala yapıyorum. Kabaca yapılmış taslakları ve resimleri, resimli senaryo taslaklarını yani storyboard’ları tüketicilere göstererek pre-test uygulamak, bu endüstride çok etkilidir.

     

    İşi, reklamverene satmak için, sırf bu bencil sebepten dolayı da olsa, fokus gruplara anlaşmanızı öneriyorum. Birkez bu gruplarla temas içinde bulunduğunuzda,artık ‘ Evet. Orada oturdum ve bu insanları gözledim. Sanıyorum hangi stratejinin işe yarayacağını, tüketicinin neyi sevip neyi sevmediğini biliyorum ve bence bu kampanya işe yarayacak’ diyebilirsiniz.

     

    Reklamınızın yer alacağı yayınları okuyun

     

    Makaleleri kontrol eden. Hedef kitleniz neyi okuyor görün. Reklamınızın bulunacağı yeri inceleyin.

     

    Ödül kitaplarını inceleyin.

     

    Bu kitaplarda gördüğünüz mükemmelliklerden ilham alan ve sonra da en az onlar kadar büyük bir şey yapmak için hazırlanın. En iyi ödül kitapları One Show’un ve Communication Arts’ınkiler bir de British D&AD’nin yıllıklarıdır.

     

    Rakiplerimizin reklamlarına bakın.

     

    Her kategori, hemen kendi sıkıcı markasını oluşturur. Görsel kişileri öğrenin. Ormana sızan, dalların bir parçası olun ve rakiplerimizin bulundukları yerleri öğrenin. Stratejileri nelerdir? Görünümleri nasıldır? Zavallılar. Karşılarında kim olduğunu bilmiyorlar…

     

    Ve işin en eğlenceli kısmı…Kaleminizin ucunu açmak ve oturup büyük bir reklam yazmak.

     

     

  • Reklam Ajansları Görev Tanımları

    Reklam ajansları için tek tip bir yapılanmadan (organizasyon şemasından) bahsetmek yerinde olmaz. Ajansın büyüklüğüne, faaliyet alanlarına göre organizasyonları da değişecektir. Hatta aynı ajansın farklı müşteriler karşısında da organizasyon yapısında küçükte olsa farklılıklar oluşabilir. Pek çok ajans için açık ve esnek olmak, oluşturduğu fikri korumaya ve geliştirmeye çalışmak önceliklidir.

     

    Fakat her ajansta mutlaka olması gereken bölümler de mevcuttur. Bunlar;

    1-     Müşteri İlişkileri

    2-     Kreatif (Yaratıcı Birim)

    3-     Stratejik Planlama

    4-     Mali ve İdari İşler olarak sayılabilir.

     

    Ayrıca;

    1-     Basılı İşler

    2-     Prodüksiyon

    3-     Medya Planlama

    4-     Bilgi İşlem

    5-     İnsan Kaynakları

    6-     Trafk

    7-     Arşiv

    8-     İnteraktif

    9- Fotoğraf gibi bölümleri ajans büyüklüğüne ve yapısal özelliklerine göre de organizasyona eklemek mümkündür.

     

    Organizasyon yapısı, reklam ajanslarının çalışma düzenini ortaya koymakla birlikte güncelliğini koruyacak şekilde esnek olmalıdır.

     

    Görev tanımları yapılırken ileriye dönük oluşabilecek gelişmeler göz ardı edilmemelidir. Kişilerin unvanlarından ve üstlendikleri farklı görevlerden dolayı doğabilecek karışıklara sebebiyet vermemek için görev tanımları net, açık ve anlaşılır olmalıdır. Organizasyonlarda, büyüme ya da küçülme gibi sebeplerle eleman veya görev unvanları sayısında değişiklikler olabilir. Bunun dışında benzer görevler için farklı unvanlar kullanmak bir süre sonra karışıklıklara sebep olacağından organizasyon şemasında tercih edilmemelidir.

     

    Bir Reklam Ajansının Organizasyon Şemasında Yer Alacak Birimlerin Görev Tanımları

     

    Müşteri İlişkileri: Reklam ajansı ile firma arasında ki bağı oluşturan birimdir. Firmanın tüm işlerinin ajanstaki takibinden ve ajansın hazırladığı çalışmayı müşteriye sunumundan sorumludur. Aynı zamanda işin mali ve arşiv (ajans ile müşteri arasındaki her türlü belge saklanma ve her görüşme kayıt altına alınmalıdır.) kısmından da sorumlu olduğu için muhasebe ve finansman ile arşiv bölümleriyle de işbirliği içinde olmalıdır. Müşteri ilişkileri elemanları ajansın müşteri portföyünü geliştirmesi, imajını koruması ve güçlendirmesi için çalışır. Bu yüzden Müşteri Temsilcisi, dış görünümü ve davranışları ile ajansı temsil eder bir görünüm içinde olmalıdır.

     

    Müşteri İlişkileri bölümünde,

     

    1-Yönetim Denetçisi  (Management  Supervisor)

    2- Müşteri Birimi Denetçisi  (Account  Supervisor

    3- Müşteri Birimi Yöneticisi  (Account  Executive)

    4- Müşteri Birimi Yöneticisi Asistanı  (Assistant  Account  Executive) unvanlarıyla çalışanlar olabilir her birinin görev tanımları net olarak yapılmalıdır.

     

    Yaratıcı Birim (Kreatif): Müşteri tarafından arzulanan tanıtım için ortaya atılan fikirleri (Kreatif brief) çarpıcı bir fikre dönüştüren ve bu fikrin uygulamalarını tasarlayan gruptur.  Bu grup içinde sanat yönetmenleri, metin yazarları ve grafikerler vardır.

     

    1- Sanat Yönetmeni (Art Director): Uygulanabilirliliği olan yaratıcı bir fikir oluşturur ve marka kimliği ve değeri konularında tutarlı olacak şekilde bu fikrin sunumunu yapar. Belirlenen tarihler arasında işin eksiksiz ve her iki tarafı da memnun edecek şekilde tamamlanmasını sağlar.

     

    2- Metin yazarı: Yaratıcı fikir oluşturulmasında katkıda bulunur, belirlenmiş ve onaylanmış yöntemlere uygun olarak bu fikri yazıya döker. Yazım ve dizgi hatalarından sorumludur.

     

    3- Grafik Ekibi: Yaratım işinin başından sonuna kadar grafik işlerinden, işlerin koordinesinden ve basıma gidecek malzemelerin kontrolünden sorumludur.

     

    Stratejik Planlama: kampanyanın hedef kitlesinin belirlenmesi, bu hedef kitlenin beklenti, istek ve ihtiyaçlarının tanımlanması, bu tanımlamaya uygun kreatif brief in yazılıp son şeklini almasından sorumlu gruptur. Ayrıca tanıtım yayınından önce ve sonra tüketici araştırmaları yaparak öneriler geliştirir.

     

    Mali ve İdari İşler Bölümü: Mali yönden, reklam ajansının, ödeme ve tahsilâtlarını planlayan, ajansın birikimini değerlendiren ve kanuni olarak tutulması zorunlu olan kayıtları tutan bölümdür.  İdari olarak ajanstaki çalışma ortamı için gerekli uygun şartları sağlamak, idari ihtiyaçları temin etmek, çalışma gruplarınca sonuçlandırılacak işleri zamanında yerine ulaştırmak, yapılacakları organize etmek, çalışma ortamının rahat, konforlu ve güvenli olmasını sağlamakla görevli bölümdür.

     

    Prodüksiyon: Hazırlanan tasarımlarda kullanılacak filmlerin yaratıcılık, kalite ve maliyet açısından mükemmel olmasını sağlamak için prodüksiyon şirketinin seçiminden, bu seçimde kullanılacak kriterlerin belirlenmesinden, maliyetinden ve filmin ve ya fotoğrafın çekimlerinin en iyi şekilde sonuçlanmasından sorumlu gruptur. Tüm bunlarla ilgili toplantı tutanaklarını da arşivler.

     

    Basılı İşler: Basılı malzemelerin, baskı tekniği ve renk özellikleri açısından mükemmel olması için çalışan ve maliyetlerinin uygun olmasını temin etmekle sorumlu gruptur.

     

    Medya Planlama: Hedef kitleye mesajın en etkili biçimde ulaştırılmasından sorumludur.  Medya çalışmaları planlama, satın alma ve araştırma olarak üçe ayrılır:

     

    1-  Medya Planlamacısı  (Media  Planner): Hangi ortamın veya medyanın kullanılacağından bunun zamanlamasından, ne kadar süre ile ve ne kadar maliyetle kullanılacağını belirlemekten sorumludur.

     

    2- Medya Satın alıcı  (Media Buyer):  Hangi medya mecrasının ne kadar bütçe ile kullanılabileceğini saptar ve müşteri tarafından onaylanan plana uygun olarak medyayı kullanmaktan sorumludur.

     

    3- Medya Araştırması  (Media Research):  Birçok medya planlama bölümü,  medya bilgilerini değerlendirmeye tabi tuttuğu bir araştırma bölümüne sahiptir.  Bu bölüm, medya araştırma müdürünün hazırladığı;  belirlenen mecralarda hedef kitle bazında hangi dönemde, hangi yoğunlukta, hangi ulaşım maliyetiyle ve hangi satın alma avantajlarıyla var olunacağı ile izleyici veya dinleyici kompozisyonu, programların izlenme oranlarının saptanması,  gelecekteki maliyetlerin tahmini araştırması gibi işler üzerinde yoğunlaşmıştır.

     

    Bilgi İşlem:  Bu bölümün amacı, ajans içinde bilgi akışını organize etmek, gerekli yazılım ve donanım ekipmanlarını kanuni yollardan temin etmek, çalışanları konusunda eğitmek ve yedekleme işini yapmaktır.

     

    İnsan Kaynakları: Bu bölüm, ajans organizasyonu ve görev tanımlarını güncel tutar. Reklam ajansının insan kaynakları politikasının hazırlanmasında, eleman seçimi, eğitimi, izlenmesi ile uygulamalar hakkında yöneticileri yönlendirmek ve çalışanları bilgilendirmekle görevlidir. Eğitim ihtiyaçlarını ve kariyer gelişim planlarını hazırlar.

     

    Trafik: Kısaca görev tanımı reklam ajansının içinde doğru materyalin, doğru araçla, doğru zamanlamayla, doğru yere ulaşmasını sağlamaktır. Trafik bölümü ajansın can damarıdır ve çalışanları ajansta tüm olup biteni takip altında tutar.

     

    Arşiv: Hazırlanan çalışmaların, temiz ve düzenli bir şekilde saklanmasını, gerektiği zaman bu bilgilere ulaşma izni olan kişilerce kolaylıkla bulanabilmesini sağlayan bölümdür.

     

    Tüm bu birimlerin yanı sıra yardımcı birimlerin ajansın yüzü olma konusunda etkisi göz ardı edilemez. Bunlardan en önemlileri;

     

    1-  Santral görevlileri ve resepsiyonistlerdir; ajansın dış dünyayla ilk teması ve ilk izlenimi bu şekilde olmaktadır. Santral görevlileri ve resepsiyonistlerin görsel ve işitsel olarak donanımlı olmaları ajansın ne kadar verimli iş üretebildiği, ne boyutta profesyonel olabildiği konusunda müşteriye bilgi verecektir. Dikkat edilmesi gereken ilk konu, müşteriye önemsendiğinin hissettirilmesidir.

     

     

    2- Yönetim Sekreterliği; Yönetimin, tüm randevularının, telefon görüşmelerinin ve yazışmalarının, toplantı organizasyonlarının sağlıklı bir şekilde yürütülmesini sağlayan birimdir.

     

     

    Müşteri İlişkileri Direktörü

    Müşteri İlişkileri departmanı, ajans ile müşteri arasındaki bağı kurar. Hizmet verilen markaya yararlı, ajans için verimli bir işbirliği ortamı sağlar.

    Aşağıdaki tanımlamalar reklam ajansları, medya ajansları ve interaktif iletişim ajanslarındaki müşteri ilişkileri ve proje yönetimi pozisyonları için geçerlidir.

     

    Görev ve Sorumluluklar

    Hizmet verilen markaların iş hedeflerini ve pazarlama planlarını öğrenir; ihtiyaçları tanımlayan müşteri brief’ini alır; tüm iletişim faaliyetlerinin, markanın hedefleri doğrultusunda olmasını sağlar.

     

    Müşterinin ajanstan beklediklerini, ajanstaki stratejik planlama sorumlularıyla birlikte, bir kez de kendi tanımlar ve debrief olarak adlandırılan bu çalışmayı müşteriye onaylatır.

     

    Marka için gerekli iletişim işlerini, ajans içinde kullanılmakta olan formatları kullanarak (kreatif brief, medya brief’i vb.), stratejik planlama sorumlusuyla birlikte ilgili diğer departmanlara sipariş eder.

     

    Yerel ve yabancı medyayı takip eder. Başta sorumlu olduğu markaların sektörleri olmak üzere, tüm sektörlerdeki iletişim faaliyetleri, gelişmeler ve değişimlerden haberdar olur.

     

    Hizmet verdiği markaların içinde bulundukları pazarı, tüketici eğilimlerini ve markaların rakiplerini tanır ve izler.

     

    Markayla ilgili iş süreçlerini planlar, işlerin brief’e uygun ve zamanında teslim edilmesini sağlar, ajans içerisindeki sistem ve mekanizmalarla koordineli çalışır.

     

    Müşteri toplantılarını koordine eder, toplantı notlarını ilgili taraflara dağıtır ve beklenen işleri günceller.

     

    Üretilen yaratıcı iş / interaktif iletişim çalışması / medya planlaması işlerini müşteriye sunmak (bazı durumlarda kreatifler, stratejik plamalacılar da sunum yapmaktadır) ve onaylatmakla (yazılı) sorumludur.

     

    Markayla ilgili konularda, ilgili ajans çalışanlarını ve müşterileri zamanında ve doğru bir şekilde bilgilendirir.

     

    Müşteriyle ilgili her türlü evrak ve belgeyi dosyalar ve saklar.

     

    Müşterinin reklam / medya bütçesinin efektif kullanımından sorumludur.

     

    Müşteri kârlılığını gözetmekten sorumludur. Finans departmanı ile koordineli çalışır, faturaların zamanında kesilmesinden sorumludur ve tahsilatları takip eder.

     

    Ajansın müşteri portföyünü geliştirmesi, imajını koruması ve güçlendirmesi için destek olur.

     

    Aranan Özellikler

     

    İyi derecede pazarlama ve reklamcılık bilgisi.

     

    Gündemi, trendleri, sosyal medyayı takip etme merakı, popüler kültüre ve teknolojiye hakimiyet.

     

    Stratejik ve analitik düşünme yeteneği.

     

    Çözüm odaklılık, etkili insan ilişkileri yönetimi, organizasyon yeteneği.

     

    Türkçe ve İngilizce'ye hakimiyet, iyi iletişim kurabilme (yazılı – sözlü) ve sunum becerisi.

     

    Sosyal, aktif bir kişiliğe sahip olma, takım oyunculuğu, gözlemcilik, pozitif düşünme eğilimi.

     

    Güçlü problem çözme becerisi, stres altında çalışabilme yeteneği.

     

    Etkin zaman yönetimi, hızlı adaptasyon, titiz, özenli dikkatli çalışabilme becerisi.

     

    Ufuk açacak, yaratıcılığı besleyecek ilgi alanlarına sahip olma.

     

     

    Stratejik Planlama

    Stratejik planlama departmanı, kampanyaya tüketici gözüyle bakılmasını, tüketici beklentilerinin anlaşılmasını sağlar. Aynı zamanda, reklam / medya kampanyalarına yön verir.

     

    Aşağıdaki tanımlar reklam, interaktif iletişim ve medya ajanslarındaki stratejik planlama pozisyonları için geçerlidir.

     

    Görev ve Sorumluluklar

     

    Markaların pazarlama stratejilerini anlayarak/yorumlayarak ve geliştirerek, eksiksiz, doğru ve yalın iletişim stratejilerinin hazırlanmasından sorumludur.

     

    Hedef kitlede bulunan tüketicilerin davranış, beklenti, istek ve ihtiyaçlarını, alışveriş ve tüketim alışkanlıklarını belirler.

     

    Ürün ve sektör araştırmalarını yorumlar, iletişim öncesi ve sonrasında araştırmalar yapar, öneriler geliştirir.

     

    Müşterinin ajanstan beklediklerini, ajanstaki müşteri ilişkileri ile birlikte yeniden tanımlar ve debrief olarak adlandırılan bu çalışmayla ajansın doğru iş üretmesine destek olur.

     

    Hedef kitleyi net olarak tanımlar ve müşteri ilişkileri ile birlikte bu hedef kitleye ulaşma yollarını içeren kreatif brief'i / medya brief’ini yazarak, ilgili departmanlara yönlendirir. Markanın iletişim yolculuğunu belirler.

     

    Reklam ve interaktif iletişim ajanslarında yaratıcı çözümlerin oluşturulmasında, yaratıcı ekiple; medya ajanslarında medya planlama aşamasında, planlama ekibiyle birlikte çalışır.

     

    Dünyadaki gelişmeleri yakından izler, pazarlama trendlerini takip eder.

     

    Geliştirilen araştırma tekniklerini öğrenir, onları hizmet verdiği markalara ilişkin iletişim süreçlerine adapte eder.

     

    Aranan Özellikler

     

    İyi derecede pazarlama ve reklamcılık bilgisi.

     

    Gündemi, trendleri takip etme merakı, sosyal medyayı takip etme, popüler kültüre hakimiyet.

     

    Stratejik düşünme yeteneği, araştırma, analiz ve planlamaya yatkınlık.

     

    Türkçe ve İngilizce'ye hakimiyet, iyi iletişim (yazılı – sözlü) yeteneği ve sunum becerisine sahip olma.

     

    Dışa dönüklük, takım oyunculuğu, gözlemcilik, pozitif düşünme eğilimi.

     

    Çözüm odaklı olma.

     

    Ufuk açacak, yaratıcılığı besleyecek ilgi alanlarına sahip olma.

     

     

    Reklam Yazarı

     

    Sanat yönetmeniyle birlikte yaratıcı fikri oluşturur ve reklam senaryosunu yazar.

     

    Görev ve Sorumluluklar

     

    Strateji ve yaratıcı fikir oluşturma sürecinde görev alır.

     

    Sanat yönetmeni ile işbirliği yaparak, marka değerlerini öne çıkaracak şekilde, çeşitli mecralarda kullanılacak işlerin metinlerini yazar.

     

    Prodüksiyon aşamasında bulunup, brief'e uygun iş üretilmesinden, biten işin kalitesinden sorumludur.

     

    Ülke ve dünyadaki yarışmaları, sektörün performansını izler, özgün ve ödül kazandırıcı işler üretebilecek bilgi birikimine sahip olur.

     

    Aranan Özellikler

     

    Stratejik düşünce yeteneği, kararlaştırılan stratejiye bağlı olarak yaratıcı çözüm önerebilme becerisi, ikna yeteneği.

     

    Türkçe ve İngilizce'ye hakimiyet, iyi iletişim kurabilme (yazılı – sözlü) yeteneği, sunum becerisi. İyi bir dinleyici olma.

     

    Eleştiriye açık davranabilme özelliği, esnek kişilik ve çözüm üretme yeteneği.

     

    Yaratıcılığı besleyecek ilgi alanlarına ve kendini geliştirme arzusuna sahip olma, yeniliklere açıklık.

     

    Yeni fikir üretme enerjisine sahip olmak, zamanlamaya uygun iş üretebilme becerisi.

     

     

    Sanat Yönetmeni (Art Direktör)

     

    Reklam yazarıyla birlikte yaratıcı fikri oluşturur, yaratıcı işin görsel yönüyle ilgili sorumluluk alır.

     

    Görev ve Sorumluluklar

     

    Kreatif brief doğrultusunda, reklam yazarıyla birlikte yaratıcı çözümler hazırlar, marka değerlerini öne çıkaracak şekilde, görsel yönlendirme yapar.

     

    Yaratıcı işlerin prodüksiyon aşamasında bulunur, brief'e uygun iş üretilmesinden, biten işin kalitesinden sorumludur.

     

    Ülke ve dünyadaki yarışmaları, sektörün performansını izler, özgün ve ödül kazandırıcı işler üretebilecek bilgi birikimine sahip olur.

     

    Aranan Özellikler

     

    Stratejik düşünce yeteneği, kararlaştırılan stratejiye bağlı olarak yaratıcı çözüm önerebilme becerisi, ikna yeteneği.

     

    Türkçe ve İngilizce'ye hakimiyet, iyi iletişim kurabilme (yazılı – sözlü) yeteneği, sunum becerisi. İyi bir dinleyici olma.

     

    Eleştiriye açık davranabilme özelliği, esnek kişilik ve çözüm üretme yeteneği.

     

    Yaratıcılığı besleyecek ilgi alanlarına ve kendini geliştirme arzusuna sahip olma, yeniliklere açıklık.

     

    Yeni fikir üretme enerjisine sahip olmak, zamanlamaya uygun iş üretebilme becerisi.

     

     

    Prodüksiyon

     

    Yaratıcı iletişim fikirlerinin yapımını, reklam filmi, basılı malzeme ve diğer reklam uygulamaları üretimini üstlenir.

     

    Aşağıdaki tanımlar reklam ajanslarındaki prodüksiyonla ilgili pozisyonlar için geçerlidir.

     

     

    Film Prodüksiyonu

     

    Görev ve Sorumluluklar

     

    İlgili firmalardan alınacak fiyat tekliflerinin aynı kriterlere göre hazırlanması için, şirketlerle bağlantıya geçmeden önce kreatif ekiple teknik özellikler ve detaylar üzerinde mutabakata varır.

     

    Onaylanan senaryonun gerektirdiği teknik ve sanatsal kapasitelere hâkim prodüksiyon şirketlerinden fiyat ister.

     

    Teklifleri, kalite, yaratıcılık, hız ve maliyet açılarından değerlendirir ve müşteriye öneri sunar. Uygun ve efektif yapım maliyetinden sorumludur.

     

    Müşterinin onayından sonra, senaryodaki metin, görüntü, oyuncuların tanım ve kostümleri, mekân, dekor, teknik malzeme, zamanlama vb. detayları kapsayan bir dosya hazırlayarak, üretimin bu doğrultuda yapılmasını sağlar.

     

    Film ve fotoğraf çekimleri sırasında sette bulunur. Brief’e uygun iş üretilmesini sağlar.

     

    Bu çalışmalar sırasında müşteri, müşteri temsilcisi ve yaratıcı ekip ile çok yakın işbirliği içinde çalışır.

     

    Üretimle ilgili faturaların doğru zamanlamayla müşteriye gönderilmesi ve tahsilat süreçlerinde finans departmanı ile koordineli çalışır.

     

    Prodüksiyonun farklı aşamalarında hizmet veren kişi ve kurumları tanır, yeni yetenekleri öğrenir ve üretilen işleri izler.

     

     

    Basılı İşler Prodüksiyonu

     

    Görev ve Sorumluluklar

     

    Yaratıcı ekiple yakın iletişim içinde bulunarak, beklenen baskı, kağıt ve renk kalitesini anlar.

     

    Kalite, fiyat ve hız açısından en uygun matbaayı seçer ve müşteriden onay alır.

     

    Basım sürecinin her aşamasında kaliteyi denetler.

     

    Basım teknikleri konusundaki gelişmeleri izler, sektöre hizmet veren kuruluşları tanımakla yükümlüdür.

     

    Aranan Özellikler

     

    Film / basılı işler prodüksiyonuyla ilgili süreç ve dinamikler hakkında mesleki bilgiye sahip olma.

     

    Liderlik ve proje yönetim, organizasyon, pratik çözüm üretebilme becerileri.

     

    Yüksek kalite standartlarına sahip olma.

     

    Detaycı, titiz, dikkatli, stres altında çalışabilme becerisi.

     

    Takım ruhuna sahip olma, esnek ve çözüm odaklılık.

     

    Türkçe – İngilizce hakimiyeti, iyi iletişim (yazılı – sözlü) kurabilme, müzakere becerisi ve ikna yeteneğine sahip olma.

     

    Yaratıcılığı besleyecek ilgi alanlarına ve kendini geliştirme arzusuna sahip olma, yeniliklere açıklık.

     

     

    Medya Planlama / Satın Alma

     

    Reklam ve iletişim ajansları tarafından üretilen reklam işlerinin, marka hedefleri ve iletişim stratejilerine uygun biçimde, doğru mecralarda yayınlanmasını sağlar.

     

    Aşağıdaki tanımlar medya ajanslarındaki müşteri ilişkileri ve planlama – satın alma pozisyonları için geçerlidir.

     

    Görev ve Sorumluluklar

     

    Hizmet verilen markaların pazarlama ve iletişim stratejilerini öğrenir; ihtiyaçları tanımlayan medya brief'ini alır, hedef kitleyi ve bütçeyi anlar; medya planlama ve satın almanın, markanın hedefleri doğrultusunda yapılmasını sağlar.

     

    Yıllık / dönemsel medya planlama ve satın alma stratejisini belirler; müşterinin medya bütçesinin efektif kullanımından, doğru mecra karması planlamaktan sorumludur.

     

    Müşterinin ajanstan beklediklerini, ajanstaki stratejik planlama sorumlularıyla birlikte, bir kez de kendi tanımlar ve debrief olarak adlandırılan bu çalışmayı müşteriye onaylatır.

     

    Medya bütçesini yönetir. Strateji aşamasında belirlenen mecraların hedef kitle bazında hangi dönemde, hangi yoğunlukta, hangi ulaşım maliyetiyle ve hangi satın alma avantajlarıyla var olacağına karar verir.

     

    Ajans ve müşterilerini temsilen mecra sorumlularıyla sürekli iletişim halindedir.

     

    Yaratıcı çözüm önerileri geliştirir, müşteri onayından sonra, satın alma yapar.

     

    Tamamlanan müşteri kampanyaları ve rakiplerin durumuyla ilgili, karşılaştırmalı dönem raporu hazırlar, öneriler geliştirir.

     

    Dünyadaki gelişmeleri yakından izler, medya trendlerini takip eder.

     

     

    Aranan Özellikler

     

    Mecra dinamikleri ve kullanım yöntemleri hakkında uzmanlık.

     

    Stratejik ve analitik düşünebilme, verileri derleme ve analiz etme yeteneği.

     

    Türkçe ve İngilizce'ye hakimiyet, iyi iletişim (yazılı – sözlü) kurabilme, sunum, ikna ve müzakere becerisi.

     

    Detaycı, titiz, dikkatli, çalışabilme becerisi.

     

    Takım ruhuna sahip olma, esnek ve çözüm odaklılık.

     

    Yaratıcılığı besleyecek ilgi alanlarına ve kendini geliştirme arzusuna sahip olma, yeniliklere açıklık.

  • A’dan Z’ye Ünlü Reklam Sloganları

    Toplumsal sloganlar

     

    Dilde, fikirde, işde birlik.

     

    ▪Kadınlar ne ister: Sevilsin, sözlerine kulak verilsin, arzu edilsin, saygı duyulsun,

     

    ▪ihtiyaç duyulsun ve güvenilsin. Erkekler ne ister: Futbol maçına bilet.

     

    Kıbrıs'ta barış engellenemez

     

    ▪Citius! Altius! Fortius!

     

    ▪Kalbiniz ne kadar genç

     

    ▪Yeter Söz Milletindir

     

    ▪Yaşasın komün (Viva la Commune)

     

    ▪Laissez Faire Laissez Passer

     

    ▪Durmak yok , yola devam.

     

    ▪Şimdi CHP zamanı

     

    ▪Devletin başına Devlet gelecek

     

       ▪Ne ezilen ne ezen insanca hakca bir düzen

     

     

    Ticari sloganlar

     

    ▪A

     

    ▪Ace içeri mikroplar dışarı - Ace

     

    ▪Aç kapa aç kapa - Artema

     

    ▪Açık sarı Ona - Ona

     

    ▪Adını unutabilirsiniz tadını asla - Kremini

     

    ▪Adı tadında saklı - ŞekerSüt

     

    ▪Adres Bulmanın en Kolay Yolu - Navking Navigasyon

     

    ▪Ağzı olan konuşuyor - BP

     

    ▪Akai daha iyi - Akai

     

    ▪"Altın"cı hissinizin sizi götürdüğü yer - Atasay

     

    ▪Anlatılmaz kaplanır - American Siding

     

    ▪Annem bana kalır - Arçelik

     

    ▪Ara ye, tıkla ye - aloyemek.com

     

    ▪Arçelik demek yenilik demek yenilik demek Arçelik demek - Arçelik

     

    ▪Aroma'dan başkasını arama - Aroma

     

    ▪Artık hayatınızın bankası Fortis olacak - Fortis

     

    ▪Aşk değerli bir hediyedir - Arpaş

     

    ▪Aşkımla erir misin? - Algida Cornetto

     

     

    ▪B

     

    ▪Basında güven - Milliyet

     

    ▪Bak bu harika - Arnika

     

    ▪Bence bmc - BMC

     

    ▪Beyazötesi - Alo

     

    ▪"Birasal ısınmaya hayır" Efes Pilsen

     

    ▪Bir dilim asla yetmez - Algida Vienetta

     

    ▪Bir dünya markası - Beko

     

    ▪Bir banka size ne kadar yakın olabilir? - AnadoluBank

     

    ▪Bir gömlek üstün -Abbate

     

    ▪Bir farkınız olsun - Anadolu Finans

     

    ▪Bir kilim yeter sevgilim -Kilim Mobilya

     

    ▪"Bira" denince aklınıza ne geliyor ki? -Efes Pilsen

     

    ▪Bizim fikrimiz. Sizin yuvanız - Ariston

     

    ▪Bu kartı kullanıyorum - Artan

     

    ▪Bu lolipop ağızda ekşi tat bırakıyor -Rocco

     

    ▪Bu memleketin otomobili - Anadol

     

    ▪Bu terlik, tam benlik - Twigy

     

    ▪Burada olmayı seviyorum -Real

     

    ▪Tostum, doğruyum, çalışkanım -Ayvalık Tostçusu-Vi-Tosto

     

    ▪Bonus, bedavası en bol. - Bonus card

     

     

    ▪Ç

     

    ▪Çamaşırdır kirlenir, Omo'yla temizlenir - Omo

     

    ▪Çişimi yapıyom, çişimi yapıyom, popom kuru kalıyor - Can Bebe

     

    ▪Çok oluyoruz - Mavi Jeans

     

    ▪Çünkü aramak şart - Arakart

     

     

    ▪D

     

    ▪Daha az yerçekimi - Nike Air

     

    ▪Daha fazlasını iste - Pepsi

     

    ▪Darısı diğer aşıkların başına - Aşkım Aşkım

     

    ▪Digi digi digi Türkler, mutlu mesut aileler - Digiturk

     

    ▪Doğa lezzetle buluşunca - Ülker Burçak

     

    ▪Doğru tercih Atagül Gayrimenkul

     

    ▪Dolu dolu bankacılık - Anadolu Finans

     

    ▪Dost alışveriş - Adese

     

    ▪Dünyanızı değiştiren kokular -Air Wick

     

    ▪Düşündüğünüzden daha da öteye -Fiat Albea

     

    ▪Doğru yerde,doğru zamanda,doğru kişiden,doğru cevaplar alınır - SNM Araştırma

     

     

    ▪E

     

    ▪Efsane gazoz - Uludağ Gazoz

     

    ▪Ekstreleriyle de ekstralarıyla da farklı - ASYA Card

     

    ▪En değerli giysiniz cildiniz - Arko

     

    ▪En güzel çay, doğuş çay - Doğuş Çay

     

    ▪Enerjini hisset - Kinetix

     

    ▪Erciyes Kayseri'dir - Erciyes Gazetesi

     

    ▪Erkek adama hikaye gerisi - Arko Tıraş Serisi

     

    ▪Ev teknolojisi - Siemens

     

    ▪Evde olmak gibisi yok - Air Wick

     

    ▪Evdeki huzur, zenginlik budur - Anadolu Hayat

     

    ▪Evimin penceresi - Egepen Deceununick

     

    ▪Evini benimser - Kelebek Mobilya

     

    ▪Evinizde yeni standartlar - Arstil

     

    ▪Evinizin her şeyi - İkea

     

     

    ▪F

     

    ▪Faizsiz bankacılıkta çağı aşan hizmet - Asya Finans

     

    ▪Faizsiz kazanç - Albaraka Türk

     

    ▪Farkı fiyatı - ABC

     

    ▪Farklı beklentilere farklı çözümler - Asya Finans

     

    ▪Farklı düşünün - Apple

     

    ▪Farklı olmak suç mu? - Eti Wanted

     

    ▪Flo el üstünde tutuyor - Flo

     

     

    ▪G

     

    ▪Gayet makul gayrimenkuller - Türkiye İş Bankası

     

    ▪Gelecek de bir gün gelecek - Anadolu Hayat

     

    ▪Gerçek kombi gerçek konfor - Alarko Kombi

     

    ▪Gülen boya- Polisan

     

    ▪Güneydoğu’nun bağrından kopan lezzet- Cipso

     

    ▪Güveninizin eseri - AKBANK

     

    ▪Güzellik yetmez - Alfa Romeo

     

     

    ▪H

     

    ▪Hastalıkta ve sağlıkta - Anadolu Sağlık Merkezi

     

    ▪Hayalleriniz güvence altında - Ak Emeklilik

     

    ▪Hayata - Arçelik

     

    ▪Hayat uzmanı - Anadolu Hayat

     

    ▪Hayatın ekranı -ART

     

    ▪Hayatınızı canlandırın - Art Craft

     

    ▪Hem yumuşak, hem hesaplı - Solo

     

    ▪Her an her şeye hazırsın - 8x4

     

    ▪Her eve lazım - Arko

     

    ▪Her işin bir Arzum'u vardır. - Arzum

     

    ▪Her şey Türkiye için - AKP

     

    ▪Her şey zamanında - Ulusoy

     

    ▪Her zaman keşfetmek için bak - ATLAS

     

    ▪Her yudumda meyve tadında - Anatoly Meyve Aromalı Maden Suyu

     

    ▪Her zaman sizinle - Aksigorta

     

    ▪Hiçbir şey olmamış gibi - Ankara Sigorta

     

     

    ▪İ

     

    ▪İddaa oyna, futbolu yaşa -İddaa

     

    ▪İletişim sanattır - Aria

     

    ▪İmaj hiçbir şeydir, susuzluk her şey! Susuzluğunu dinle - Sprite

     

    ▪İmkansız hiçbir şeydir -Adidas

     

    ▪İnsanların güvenini kaybetmektense, para kaybetmeyi tercih ederim - Bosch

     

    ▪İstanbul mobilya rehberi - addressistanbulcom

     

    ▪İsteyin yeter - Aria

     

    ▪İş Bankası “daima burada” olacak- Türkiye İş Bankası

     

    ▪İşte bunu seviyorum - Mc Donald's

     

    ▪İşimiz kalbiniz, Yeriniz Kalbimizdir-Bursa Anadolu Hastanesi

     

    ▪K

     

    ▪Kalitenin öncüsü - Akapen

     

    ▪Kalitenin kaynağı - Askaynak Kaynak Elektrotları ve Telleri

     

    ▪Kalitesiyle zirvede - atv

     

    ▪Kirlenmek güzeldir - Omo

     

    ▪Kolesterolü düşürmenin doğal yolu - Kalbim Benecol

     

    ▪Kullanıcı dostu -Aidata

     

    ▪Küçük bir Arçelik'le sevgiye zaman kalır - Arçelik

     

    ▪Kontrolsüz güç güç değildir - "Pirelli"

     

     

    ▪L

     

    ▪Lekelere düşman, çamaşıra dost - ACE

     

    ▪Lezzetin güvenli yolu - Arifoğlu

     

     

    ▪M

     

    ▪Made in Ankara - Ancyra

     

    ▪Medyadaki gözünüz - Ajans Press

     

    ▪Meyveler gaza geldi - Akmina

     

    ▪Mintax'la canım Mintax'la - Mintax

     

    ▪Molfix ile macarena dansı - Molfix

     

    ▪MTM Ankara'da - MTM

     

    ▪Mutluluğunuz için - Altınbaş

     

    ▪Mükemmel radyatör - ALURAD

     

     

    ▪Ö

     

    ▪Önem taşır - Aras Kargo

     

    ▪Öyle hızlı temizler ki sanki bu dünyadan değil - Ajax

     

     

    ▪P

     

    ▪Para kazanmak kolay değil - Koçbank

     

    ▪Paran mı var derdin var - TEB

     

    ▪Para el yapımıdır - TEB

     

    ▪Paylaşılan anlarda - Ariston

     

     

    ▪R

     

    ▪Ronaldino'nun önerisi - Trident

     

     

    ▪S

     

    ▪Saba, çok iyi televizyon - Saba

     

    ▪Sağlıklı sigorta - Acıbadem Sigorta

     

    ▪Sağlıkta mükemmellik, 1920'den beri - Amerikan Hastanesi

     

    ▪Sana doyum olmaz - Arby's

     

    ▪Sen herşeyi düşünürsün - Tefal

     

    ▪Sevgiyle açılır - Akarsu Pen

     

    ▪Siz isteyin - Ariston

     

    ▪Size düşen keyfini sürmek - Atılım Mobilya

     

    ▪Sizi saran dost - Ankara Sigorta

     

    ▪Soru gelecekse cevap Anadolu Hayat Emeklilik - Anadolu Hayat Emeklilik

     

    ▪Süt içmenin en eğlenceli yolu - Nesquick

     

    ▪Sağlığınız bize emanet-Bursa Anadolu Hastanesi

     

    ▪"Sizin pazarınız" Gimsa

     

    ▪Siz düğmeye basın gerisini biz yaparız – Kodak 1888

     

     

    ▪T

     

    ▪Tadıyla farklı çay - Akın Çay

     

    ▪Tatlıyı da yedik, sıradaki - Algida

     

    ▪Tek başına Ariel mükemmel temizler - Ariel

     

    ▪Tek benzeri öteki teki - Arow

     

    ▪Teknolojinin kalbi _ ASUS

     

    ▪Teknolojisine Dünya tanık - Uğur

     

    ▪Türkiye çöl olmasın - Tema Vakfı

     

    ▪Türkiye'nin yenilikçi gücü - AKBANK

     

    ▪Türkiye için Dünya ile yarışıyor - Fatih Koleji

     

    ▪Tostum, doğruyum, çalışkanım - "Ayvalık Tostçusu-Vi-Tosto"

     

    ▪Ticareti hızlandırır, sizede zaman kalır - teknoticaret.net

     

     

    ▪U

     

    ▪Uzmanların seçimi - ASUS

     

    ▪Uzun konuşmanın kısa yolu - ALOPRATİK

     

     

    ▪V

     

    ▪Otomobil Aşkına (Aus Liebe zum Automobil) - Volkswagen

     

     

    ▪Y

     

    ▪Yağın ötesinde - Castrol

     

    ▪Yanıbaşınızda - Alfemo

     

    ▪Yapsa yapsa Polisan yapar - Polisan

     

    ▪Yaşam mimarı - Ağaoğlu

     

    ▪Yaşam için teknoloji - Bosh

     

    ▪Yaşam kalitesi için çalışır - Arçelik

     

    ▪Yeni başlangıçlar için - Armoni

     

    ▪Yıka ve çık - Rejoice

     

    ▪Yuvanızın kalbi - Ariston Kombi

     

    ▪Yüksek kalite, kusursuz hizmet -Akpet

     

     

    ▪Z

     

    ▪Zaman geçer altın kalır - Atasay

     

    ▪Zirveye uzanan çizgi - Antalya Yılmaz Koleji

  • Baskı Teknikleri ve Ofset Baskı

    Ofset kelimesi dilimize İngilizce OFF-SET kelimesinden geçmiştir. Matbaacılıkta "Boyanın kâğıttan önce kauçuk üzerine oturması" anlamında kullanılır.

     

    Baskı teknikleri arasında en yenisi, ofset baskı tekniğidir. Bu teknik, Alois Senefelder´in 1799´da bulduğu litografik baskı (taş baskı) tekniğinin rafine edilmiş biçimidir.

     

    Litografi tekniği, su ile yağın birbirleriyle karışmaması ilkesine dayanır. Basılması istenen imge, yağ esaslı bir mürekkep ile yüzeyi düzeltilmiş kireçtaşı üzerine çizilir. Daha sonra bir sünger yardımıyla su, arapzamkı ve asitten oluşan bir çözelti yüzeye uygulanır. Bu çözelti, imgenin bulunmadığı yağsız yüzeyler tarafından emilirken, imgeyi oluşturan yağ esaslı bölgeler tarafından reddedilir. Taş yüzeyine merdaneyle mürekkep verildiğinde ise bunun tam tersi gerçekleşir. Bu kez, bünyesinde yağ bulunan mürekkep, imgeyi oluşturan yüzeyler tarafından kabul edilirken, imgenin yer almadığı yağsız yüzeyler tarafından reddedilir. Mürekkeplenen taşın üzerine kâğıt konur ve imge, bir pres yardımıyla kâğıt üzerine aktarılır.

     

    Ofset baskı kalıbının hazırlanmasındaki ilk aşama; orijinallerden elde edilen çizgisel ve yarım-ton pozitif filmlerin tasarımdaki konumlarına uygun olarak bir araya getirilmesi, yani montajıdır. Montaj aşamasında, basılacak işle ilgili en son düzeltmelerin yapılabilmesi amacıyla "Ozalit Kopya" hazırlanır. Ozalit kopya, astrolon üzerine hazırlanan montajdan alınır. Yazı, fotoğraf, illüstrasyon gibi bütün çizgisel ve yarım-ton unsurlar, ozalit üzerinde gerçek baskıya oldukça yakın bir görüntü oluştururlar. Gerekli düzeltmelerden sonra, hazırlanan montaj astrolonundan fotografik yöntemlerle baskı kalıbı üretilir. Alüminyum, paslanmaz çelik ya da özel olarak hazırlanmış kâğıtlardan yapılan baskı kalıbının üzeri fotoğraf kağıtlarının üzerinde bulunan emülsiyona benzeyen ışığa duyarlı bir madde ile kaplıdır. Montaj astrolonu, kalıpla üst üste gelecek biçimde kopyalama makinesine yerleştirilir ve aralarındaki hava vakumla boşaltılır. Montaj filminin bütün yüzeyi kalıba çakıştırıldıktan sonra, güçlü bir ışık kaynağı ile pozlandırma işlemine geçilir. Pozlanan kalıp daha sonra elle ya da otomatik makinelerle banyo edilir. Banyonun içindeki kimyasal maddeler, ışık alan bölgelerdeki emülsiyon tabakasını çözer. Özenli bir biçimde temizlenip, basınçlı su ile yıkanan kalıp yüzeyinde baskıya girecek bütün unsurlar kolayca algılanabilir. Özel kimyasal maddelerle gerekli rötuşlar yapıldıktan sonra kalıp baskıya hazır hale getirilir.

     

    Bütün bu işlemler sonucunda; kalıp yüzeyinde basılacak bölümler suyu reddedip mürekkep kabul eden, diğer bölümler ise suyu kabul edip, mürekkep reddeden bir yapıya kavuşur.

     

    Ofset baskıda kalıptaki düz "şekiller" kauçuğa ters olarak basılır. Kauçuktaki ters şekiller kâğıda düz olarak geçerler. Kauçuk yumuşak olduğu için hem kâğıdı zedelemez ve hem de tüm detayların kâğıda geçmesine katkıda bulunur.

     

    1905 yılında Amerikalı RUBEL, taş baskıyı geliştirme amacıyla rotatif bir makine üstünde çalışırken tesadüfen ofset baskıyı bulmuştur. 1907 yılında Batı Almanya´da CASPAR HERMANN, ilk tabaka ofset ve rotatif ofset makine planlarını üç silindir sistemine göre hazırlamıştır. VOMAG, M.A.N. ve FRANKKENTHAL gibi Alman fabrikaları 1. Dünya savaşına kadar bu planlar uyarınca tabaka ve rotatif ofset baskı makinelerini imal ettiler. Ancak savaş çıkınca bu yöndeki gelişmeler durdu. Savaştan sonra çalışmalara yeniden başlandı. 1930 yıllarında makinelerin baskı hızı saatte 3000´e ulaştı. Bundan sonraki araştırmalar, makinelerin baskı hızını daha da arttırmak, emniyet ve kalite seviyesini yükseltmek amacına yönelik olmuştur.

     

    Ofset baskı sisteminin bulunduğu yıllarda albümin kalıp kopya metodu ile çalışılmaktaydı. Henüz film icat edilmediği için, cam negatif plakalardan çinkoya kopya alınırdı. 2. Dünya savaşından sonra reprodüksiyon filmi imalatı ve buna paralel olarak pozitif kalıp kopya sistemi geliştirildi ve yaygınlaştı. Kalıpların daha ince grenlenmesi, baskı makinelerin daha hassas çalışması, ofset baskı sisteminin kalitesini ve önemini artırmıştır.

     

    Tabaka Ofset Baskı Makineleri

     

    1) Büro teksir makineleri: Takriben 25x35 cm baskı alanına sahip olan bu makinelerle büro için gerekli formüller, cetvel işleri, el ilanları gibi işler basılır.

     

    Bu makinelerde, renkli işlerin hassas ve temiz basılamamasının başlıca nedenleri boya ve su merdanelerinin sayı ve çap itibarıyla yetersiz olması ve ayrıca siper ve poza ayarlarının yeterince hassas olmamasıdır. Genellikle negatif film ve dolayısı ile negatif hazır emayeli kalıplar kullanılır. Bu kalıplar karton ve alüminyumdandır.

     

    2) Küçük ofset makineleri : 46x64 cm makineler dahil olmak üzere tüm bu ebadın altındaki makineler bu gruba girer. Küçük ofset makinelerinin mürekkep ve su ünitesinin sahip olduğu merdane sayısı arttıkça, mürekkep - su dengesi kolay sağlanır. Boya kâğıda daha eşit biçimde dağılır. Makinenin çift kâğıt veya kağıtsız baskı yapmasını önleyen kontrol sistemine sahip olması bir avantajdır.

     

    3) Orta ve büyük boy ofset makineleri: 1970´li yıllara kadar tek renkli makineler kullanılmasına rağmen artık bu makineler genellikle küçük matbaalar tarafından kullanılmaktadır. Yüksek kapasiteli matbaalar tek renkli makineleri 3. veya 5. renk baskısı, yaldız baskısı veya arka baskı için kullanmaktadır. Tek renkli bir makine ünitesi üç silindir sistemi ile çalışır. Kalıp, kauçuk ve baskı kazanları normal olarak aynı büyüklüktedir. Bazı makinelerin baskı kazanı küçüktür. Kauçuk ve kalıp kazanının çapları ise iki kat çapındadır. Diğer önemli özellikleri ise kâğıt ebadına göre değişmektedir. Çok renkli yani birden fazla rengi tek partide basabilen makineler ise çeşitli silindir düzenlerine göre üretilirler.

     

    Tabaka Ofset Baskı Makinelerinin Silindir Sistemleri

     

    1) Paralel Dizi Sistemi: Tek renkli makinelerdeki kalıp, kauçuk ve baskı kazan takımları birbiri ardına birbirlerine paralel olarak dizilmiştir. Her ünite, ayrı baskı kazanına sahiptir. Üniteler arasında bulunan nakil kazanı, kâğıdın taşınmasını sağlar. Renk sayısına göre üniteler altıya kadar çıkabilir. Örnek olarak M.A.N, Nebiolo, Color-metal Marinoni, Planeta gibi makineler bu sistemde çalışırlar.

     

    2) Roland Sistemi (5 kazanlı sistem): Burada iki kalıp ve iki kauçuk kazanı arasına bir baskı kazanı yerleştirilmiştir. Kazanlar dikey biçimde ve hafif kavisli olarak dizilmiştir. İki renk baskısı yapılan kâğıt, zincirli taşıma sistemi tarafından alınır ve diğer çift renk ünitesine veya istife gönderilir. Roland, Solna ve König-Bauer fabrikaları bu sistemi uygulamaktadırlar.

     

    3) V -Sistemi : Yan yana dizilen iki kalıp ve iki kauçuk kazanın altında bir baskı kazanı bulunur. Çift renk basan bu ünite bir V şekli oluşturur. Çift renk baskı yapılan kağıt, aktarma kazanı vasıtası ile diğer üniteye geçerek diğer iki rengi alır veya istife gider. Çift veya 4 renkli Doğu Alman yapısı Plenata makinelerinden bazıları bu sisteme sahiptir.

     

    4) Satelit Sistemi: 4 veya daha fazla baskı ünitesi bir büyük baskı kazanı etrafında toplanmıştır. Makaslar kâğıdı bir defa tutar ve tüm renklerin basımından sonra taşıma ünitesine teslim eder. Bu sistemin avantajı ayar hassasiyetini büyük ölçüde sağlamasındadır. Bu sisteme "Vomag" sistemi de denmektedir.

     

    5) Ön - Arka Baskı Sistemi: Bu sistemde tabaka kâğıt, aynı baskı ünitesinde hem ön, hem de arka yüzüne baskı alır ve üniteyi terk eder. Burada kauçuk kazanlar arasından geçen kâğıt, gerekli baskı basıncını her iki yüzündeki kauçuk kazanlarından alır. Kauçuk kazanlar kızaklarla temas hâlinde baskı yaparlar. Bu sisteme Kauçuk-kauçuğa baskı da denir. Rulo ofset makineleri de bu sistemde çalışırlar.

     

    Tabaka Ofset Baskı Makinelerinin Ana Üniteleri

     

    1) Kağıt verici sistemler

     

    a) Emici sistem: 19. yüzyıl sonlarına kadar kağıt verme işlemi el ile yapılırdı. Ofset makinelerinin gelişmesi ile kâğıt verici sistemler de geliştirilmiştir. İlk olarak 1792´de Alman Mühendis Klein´ın denemeleri sonucunda istifteki kâğıdın en üst tabakasının hava üfleyici ile kaldırılıp ön pozaya verilmesi sağlanmıştır.

     

    b) Rotary sistem (Spiess): Önceleri bu sistemde kâğıt, transport bantları ile alınıp yürütülür ve vakum kullanılmazdı. Vakum ile kâğıdın emilmesi tekniğinin bulunmasıyla en üstteki, serbest duran kâğıdın, küçük bir sürtme çarkı ile hareket ettirilip, pozaya götürülmesi sağlanmıştır.

     

    c) Non-stop kademeli sistem: Bu sistemde kâğıt istifi üzerinde bulunan emici kafa, emme, üfleme ve hava akımını mekanik olarak düzenler. Kâğıdın arka kenarında bulunan iki emici, kâğıdı birbirinden ayırır ve ileri doğru iter. Aynı anda ayak biçimindeki bir üfleyici altta kalan kağıtlara basınç yapar. Böylece bu kâğıtların, en üstteki kâğıtla birlikte emilmesi önlenmiş olur. Bu arada diğer iki üfleyici 5 ile 8 tabakayı üfleyerek birbirinden ayırarak havalandırır. Havalanan kağıtlar en üstte bulunan taşıma emicileri tarafından kaldırılıp öne itilir. Böylece kâğıt, tabla üzerinde iki transport makarasının altına itilmiş olur. Ondan sonra taşıma emicileri tekrar geri dönüp diğer kâğıdı alırlar ve bir önceki kâğıdın altına sürerler. Kağıt baskıya geçtikçe verici asansör yukarıya doğru hareket eder.

     

    2) Kağıt Giriş Üniteleri

     

    a) Aparat tablası: Verici asansör ile baskı ünitesi arasındaki bağlantıyı teşkil eder. Üzerinde sonsuz dönen 4-8 adet transport bandı vardır. Daha üstte çelik borudan yapılmış bir çerçeve bulunur. Bu çerçeve üzerine monte edilmiş olan plastik tekerlekler, fırça makaraları, bilyeler, kâğıt durdurucu ve düzeltici fırçalar, tabla üzerinde yürüyen kâğıt tabakalarına yön verirler.

     

     

    b) Kâğıt düzeltme tertibatı: Baskı ünitesi ile temas etmeden önce çok kısa bir süre durdurulan kâğıt, makaslara paralel hale getirilir. Hafif bir yamukluk varsa düzeltilir.

     

    c) Poza tertibatı: Düzeltilen kâğıt, poza tertibatı tarafından yana doğru çekilerek düzgünlüğü sağlanır. Yan poza, ileri geri hareket eden bir sekman ve üzerindeki hareketli bir kâğıdı yana doğru çeken makaradan oluşur.

     

    d) Makaslar: Ön ve yan pozası ayarlanan kâğıt, makaslar tarafından sıkıca tutulur ve döner haldeki baskı kazanına iletilir. Basılan kâğıt istife giderken makaslar geri döner ve yeni kâğıdı baskı kazanına götürür.

     

    e) Emniyet tertibatı: Emici kafa ile makaslar arasında, makinelerin tiplerine göre değişen güvenlik tertibatları bulunur. Bunlar çift kâğıt akımını, kâğıdın geçmemesini veya kâğıdın eğri veya kırışık olma durumlarını kontrol ederler ve gerektiğinde baskıyı, kâğıt akışını, mürekkep ve su akımını durdurur ve makinenin süratini yavaşlatırlar.

     

    3) Kağıt istif asansörü: Bütün ofset makinelerinde kâğıtlar zincirli makas sistemi tarafından alınır ve istif asansörüne gönderilir. Hızla gelen kâğıtlar emici silindir tarafından yavaşlatılarak durdurulurlar. Yan düzenleyiciler ise kâğıtların yanlarını düzeltirler.

     

    4) Mürekkep ünitesi: Merdaneler vasıtasıyla baskı kalıbına taşınan mürekkebin yeteri kadar incelmesi için merdanelerin sayısı, düzeni ve çapları büyük önem taşır. Merdanelerin asıl görevi, mürekkebin tüm plakaya eşit incelikte dağılmasını sağlamaktır. Taşıyıcı merdane, mürekkep haznesine bitişik verici silindirden mürekkebi alır ve ezici geniş silindire verir. Sağa, sola hareket eden küçük çaplı ezici merdaneler (Vargel) büyük silindire yardımcı olurlar.

     

    Mürekkep ünitelerinde, değişik firmaların kullandığı üç ayrı sistem yürürlüktedir.

     

    Birinci sistemde mürekkep silindirleri, baskı kalıbı kazanının yarıçapı kalınlığındadır. (M.A.N., Roland Ultra) İkinci sistemde silindir çapları daha küçüktür. (Roland, Narris) Üçüncü sistemde ise irili ufaklı birçok silindir iki sistemin karışımını oluşturmaktadır. (Roland parva, Solna gibi firmalar)

     

    5) Nemlendirme ünitesi: Ofset kalıbını nemlendirmek amacı ile kullanılan hazne suyu, ofset sisteminin en önemli özelliğidir. Nemlendirme ünitesinin görevi, ofset kalıbında mümkün olduğu kadar ince ve homojen bir su tabakası oluşturmaktır. Bu su tabakası ne kadar ince olursa, baskı boyası o oranda etkili olur.

     

    a) Su ile nemlendirme sistemi: Su haznesindeki krom kaplamalı çelik silindirden alınan su, bez hortumlu verici merdaneye aktarılır. Su merdaneleri, emici havlu türü bez hortumların içine geçmiş şekilde çalışırlar. Fakat bez hortumlar su gidişindeki dengesizliği kolay düzenleyemezler. Bu yüzden özel kâğıt hortumlar geliştirilmiştir. Belli bölümlerin su ayarı için su sıyırıcı merdaneler veya hazne silindirinin suyunu azaltmak veya çoğaltmak için üfleyiciler yada pompalar kullanılmaktadır.

     

    b) Alkol ile nemlendirme sistemi: Bu sistemde hazne suyuna % 15 ile % 30 arasında alkol ilave edilerek suyun gerilimi azaltılır ve su merdanelerine hortum takmaya gerek kalmaz.

     

    Bu sistemde mürekkep - su dengesi çabuk kurulur. Kâğıdın nemlenmesi klasik hazne suyuna göre daha azdır. Kullanılan mürekkeplerin alkolden etkilenmemeleri ve çözülmemeleri gerekir. Ayrıca alkolün uçucu özelliği olduğu için sudaki alkol miktarı azaldıkça baskı kalitesi düşer.

     

    Nemlendirme ünitelerinde genellikle 5 çeşit merdane sistemi uygulanmaktadır. Bunlar:

     

    1) Dahlgreen: Alkollü hazne suyu, hazne içinde düşük turda çalışan geniş çaplı silindir ( Duktor ) tarafından, kalıpla temas halindeki ilk boya verici merdaneye gönderilir. Duktordaki fazla sular sıkıcı merdane tarafından hazneye akıtılır.

     

    2) Miehle - Matic: Klasik nemlendirme sisteminde olduğu gibi duktordan transport silindiri vasıtası ile alınan alkollü su, geniş çaplı verici su merdanesi tarafından doğrudan doğruya kalıba sürülür.

     

    3) Dampen - Orr: Transport merdanesi mevcut değildir. Duktordan direkt verici su merdanesine aktarılan su, buradan kalıba ulaşır. Verici su merdanesi, yumuşak kauçuktan yapılmıştır ve her iki kenarındaki kauçuk kızaklar, kalıp kazanının kızakları ile bitişiktir. Bu durum güvenli su aktarımına yardımcı olur.

     

    4) Roland - Autodamp: Alman "Roland" firması tarafından sipariş üzerine yapılır. Bu sistemde Dampen-Orr sisteminde olduğu gibi bir tek kauçuk su verici merdane vardır. Diğer merdanelerden daha uzundur ve kalıp kazanına daha iyi uyum sağlar.Baskı durdurulduğu zaman su verici merdane çalışmaya devam eder. Transport merdanesi otomatikman yarım tur ile çalışmaya başlar, yani yarı yarıya daha seyrek su aktarır.

     

    5) Rotaprint Hydra-Color sistemi: Bu sistemde Rota-Fluid denilen gliserinli bir eriyik direkt, kalıba boya süren merdanelere aktarılır.

     

    Baskı Öncesi Yapılması Gereken Ayarlar ve Baskı Kontrolü

     

    1) Kalıp, kazana, germe çubuğu vasıtası ile takılır ve vidalanır. Ayar rehberi, kalıbın düzgün ve ortalıklı takılmasında yardımcı olur.

     

    2) Kâğıt, havalandırılarak asansöre yerleştirilir. Havalandırmanın amacı, kâğıt kenarlarının birbirine yapışmasını önlemektir

     

    3) Mürekkep mümkün olduğu kadar kutudan alındığı gibi kullanılmalıdır. İlave gerekiyorsa, bir pleyt üstünde veya duruma göre boya haznesinde spatula ile iyice karıştırılır. Mürekkebin rengi, baskı orijinaline, inceliği de kâğıda uygun olmalıdır. Kalıptaki şekillerin durumuna ve hizalarına göre, mürekkep ayar vidalarıyla boya akış ayarı yapılır.

     

    4) Kâğıt, boya ve kalıbın cinsine göre boya ve su merdaneleri ve bunların kalıpla temas durumları kontrol edilir.

     

    5) Emici kafa, kâğıdın özelliklerine göre hassas şekilde ayarlanır, vakum lastikleri düzenlenir ve kontrolden geçirilir.

     

    6) Kâğıtları tabla üstünde teker teker gönderen transport makaraların basınçları, siperler, makaslar ve çift kâğıt kontrol elemanları birer birer gözden geçirilir ve gerekli düzenlemeler yapılır.

     

    7) Basılan kâğıtların, tek renkli makinelerde istife, çok renkli makinelerde 2. baskı ünitesine gönderilmesi için gerekli ayarlar yapılır. Ayarların doğru ve eksiksiz olup olmadığını kontrol etmek için; Öncelikle kağıt, mürekkep ünitesi çalıştırılmadan boş olarak makineden geçirilir. Daha sonra yıkanmış ve su verilmiş olan kalıba mürekkep merdaneleri vasıtasıyla mürekkep verilir ve deneme baskısı yapılır.

     

    Makineden çıkan kâğıtlar üzerinde gerekli renk tonu, boya dağılımı, resimlerin duruşu, montaj hataları, kayma, çiftleme, ve her türlü ayar bozuklukları hassas şekilde tetkik edilir ve esas baskıya başlanır. Baskıcının dikkat etmesi gereken hususlar ise; Renk tonunun aynı kalması, ayarlı baskının bozulmaması, basılan işin temizliği, makinenin doğru olarak çalışması, kâğıdın daima düzgün gitmesi ve Mürekkep-Su dengesinin sürdürülmesidir.

  • Matbaa Terimleri Sözlüğü

    BASKI VE MATBAA TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ

     

    TASLAK ÇALIŞMASI

    Kitabın ebadı, kullanılacak kağıt cinsi, renk sayısı vb. özellikler kararlaştırıldıktan sonra, kitaba girecek yazılı ve görsel unsurların sırasını, yerini belirten ve tipo grafik öğelerin kullanımına ilişkin (yazı puntosu, karakteri, sütun genişliği vb.) fikir verecek bir ön çalışma yapılması zorunludur. Bu ön çalışmalar kaba taslak diyebileceğimiz fikir taslaklarından, bilgisayar çıktıları üzerinde görülebilecek ayrıntılı taslaklara kadar bir dizi hazırlık aşamasını içerebilir. Taslak hazırlama süreci, tasarımın en önemli bölümlerinden birisidir.

     

    DİZGİ - GRAFİK - TAHSİH

    Taslak mizanpajı hazırlanmış kitabımız için bilgisayar ortamında oluşturulacak bir şablon sayfa üzerinde yazıların, dilbilgisi kurallarına uygun bir şekilde ve hedef kitlenin özelliklerine, kitabın türüne uygun tipografi kullanımıyla yeniden yazılması işlemine dizgi diyoruz. Dizgi aşamasının ardından gelen ve düz metinler, başlıklar, spotlar vb. yazılı unsurların yanısıra görsel unsurların (fotoğraf, resim, illüstrasyon, renk vb.) belli ilkeler gözetilerek düzenlenmesi işini ise grafik tasarım olarak adlandırıyoruz. Tasarım işi bitmiş sayfaların kağıt üzerine alınmış çıkışlarında yapılan ve dizgi hatalarını, görsel düzenlemeye ilişkin yanlışlıkları düzeltme aşaması ise tashih adıyla anılıyor. Tashih aşamasında işin kağıt çıktıları genellikle müşteri temsilcisi ya da müşteri tarafından ( yayınevlerinde düzeltmen) kontrol edilir, hatalar kalem ile belirtilir ve hatalı bölümler bilgisayar ortamında yeniden düzeltilir.

     

    FİLM - REPRODÜKSİYON

    Dizgisi, tasarımı tamamlanmış ve kontrol edilerek düzeltilmiş olan kitabımız artık baskıya hazırdır. Baskı için ise baskı makinesine bağlanıp zarar görmeden çalışacak bir baskı kalıbının hazırlanması gereklidir. Baskı kalıbının hazırlanması için öncelikle sayfaların filmlerinin (şeffaf) görüntülerinin elde edilmesi gerekir. Fotoğraf baskısı gerektirmeyen yani tamamı yazılardan oluşan kitaplar için çoğu kez aydınger adı verilen şeffaf kağıtlara laser yazıcıdan ters çıkış almak yeterli olmaktadır.Kitabımız renkli olduğuna göre, CMYK kısaltması ile dilimize yerleşmiş olan Cyan mavisi, Magenta kırmızısı, Yellow (sarı) ve Kontrast olarak ifade edilen siyah renklerin filmlerinin elde edilmesi gerekecektir. Matbaacılıkta renkli bir fotoğrafın baskı yoluyla çoğaltılabilmesi için öncelikle o fotoğraf üzerindeki CMYK renklerinin ayrılması yani bu renkleri içeren dört ayrı filmin elde edilmesi, bu filmlerden dört montaj yapılması, dört kalıp çekilmesi ve her bir kalıbın ilgili renk ile kağıt üzerine basılması söz konusudur. Filmlerde oranlarına göre ayrılmış olan renkler, baskı yoluyla teker teker kağıt üzerine basılmakta, örneğin; önce mavi renk basılmakta, ikinci olarak sarı renk mavi baskının üzerine basıldığında mavi, sarı ve yeşil tonlar elde edilmektedir. Bunlar üzerine magenta mürekkep basılınca morlar, lacivertler ve diğer ara tonlar oluşmakta, kontrast ile de fotoğraftaki derinlik ve netlik hissi arttırılmaktadır. Bu şekilde elde edilen baskıya trigromi baskı da denir.

     

    MONTAJ

    Kitabımız ofset matbaalarında sayfa sayfa değil, standart ebatlardaki tabaka kağıtlara basılır. Burada öyle bir düzenleme yapılır ki, tabaka halindeki bu kağıt uygun şekilde katlandığında birbirini takip eden sayfa numaraları ortaya çıkar. Burada en sık kullandığınız ölçü birimi formadır. 1 forma 16 sayfadan oluşur ve çok sayfalı (kitap, dergi gibi) işlerde planlama ve maliyet hesabı daima formalar üzerinden yapılır. İşte montaj işlemi, astrolog adı verilen ve saydam bir tabaka üzerine, basılacak işin filmlerinin forma düzeni esas alınarak yapıştırılmasından ibarettir. Basılacak iş iki renkli ise iki ayrı montaj, trigromi ise 4 montaj yapmak gerecektir. Trigromi +özel gibi bir ifade dört renk haricinde, yaldız gibi özel bir beşinci rengin basılacağını anlatmak için kullanılır.

     

    OZALİT PROVA

    Montajı tamamlanan iş, ozalit kağıdı üzerine pozlandırılıp, amonyak buharında bırakılarak baskı öncesi son kontrol için hazırlanır. Bu şekilde montaj üzerindeki iş ozalit kağıdına aktarılır, ozalit kağıdı forma düzenine göre katlanır. Burada amaç, kalıp çekimi öncesinde işin son kez kontrol edilmesi, sayfa numaralarının birbirini takip edip etmediğinin belirlenmesi ve hata riskinin azaltılmasıdır. Ozalit prova üzerine müşteri tarafından "basılabilir" onayı alındıktan sonra kalıp hazırlama işlemi başlar.

     

    KALIP

     

    Montajlar, son olarak yüzeyi ışığa duyarlı hale getirilmiş metal plakalar üzerine

     

    pozlandırılır. Ülkemizde yaygın olarak kullanılan ofset baskı plakaları ozosol ve

     

    tif olarak adlandırılır. Montajdaki görüntüler ışık yardımıyla metal baskı

     

    plakalarına aktarıldıktan sonra bazı kimyasal işlemlerden geçirilerek, baskı

     

    kalıbı baskıya hazır hale getirilir.

     

     

    BASKI PROVASI

    Bir işin, basıldığı zaman nasıl görüneceğini kestirme yöntemidir. Prova, son çoğaltmada kullanılacak olan gerçek kağıt, mürekkep setleri ve görüntüler ile çalışan baskıdan alınan bir örnektir. Günümüzde digital prova sistemleriyle baskı öncesi renkli prova alınabilmektedir.

     

    BASKI

    Renk provası alınıp, renklerin uygunluğuna karar verildikten sonra kitabımızın seri baskısına geçilir. Baskı makinesinin özelliklerine bağlı olarak (tek renkli, iki renkli, dört renkli, altı renkli, ön arka baskılı gibi) baskının süresi ve kalitesi değişebilir.

     

    BASKI KORUMA

    Kitap, dergi kapakları, broşürler, ambalajlar, dosyalar gibi dış etkilere açık basılı materyallerin yüzeyine uygulanan; öncelikli amacı basılı yüzeyi yağ, nem, güneş ışığı gibi unsurlardan korumak, ikincil amacı ise baskı yüzeyine parlaklık ya da matlık etkisi vererek baskıya estetik özellik kazandırmak olan işlemlere baskı yüzey koruma işlemleri denir. En sık kullanılan baskı koruma şekilleri; vernik, lak ve selofan uygulamalarıdır.

     

    CİLT

    Kitap kapağımız ve formalarımız basıldıktan sonra kitap şekline dönüşmek için bazı işlemlerden geçer. Kapak, koniklenir. Yani sırta gelecek kısımlara iz açılarak, kitap sırt bölgesi netleştirilir. Tabaka halindeki iç sayfalar, kırım makinelerinde katlanır. Kırımı yapılmış formalar sırayla biraraya getirilir ve bu işleme "harman çekmek" denir. Harmanı yapılmış kitap formaları iplik dikiş, spiral ya da amerikan cilt denilen sistemlerle birbirine ve kapağa tutturulur. Kapak takma işlemleri tamamlandıktan sonra ağız kısımları traşlanır. Kitap pakete hazırdır.

     

    SAYIM VE ŞİRİNK

    Müşteriye teslim edilecek kitaplar istenilen sayılarda paketlenecektir. Bu iş ya el ile paketleme şeklinde ya da shirink (şirink) adı verilen paket makinelerinde yapılır. Shirink makineleri istenen sayıda kitabın dışına plastik folyo sarıp, folyo kenarlarını ısı ile yapıştırır ve basılı ürünlerin dağılması, ıslanması önlenmiş olur.

     

    TESLİMAT

    Pakete girmiş kitaplarımız için tesellüm fişi (sevk irsaliyesi) kesilir ve kitaplarımız nakil aracına yüklenerek müşterisine doğru yola çıkar.

     

    MATBAA

    Diğer adı basımevi olan matbaalar, çeşitli baskı tekniklerini kullanarak gazete, kitap, dergi, broşür, ambalaj gibi her türlü basılı materyalini üretmek ve çoğaltmak görevini üstlenmiş kuruluşlardır. Matbaalar hizmet götürdükleri sektörlerin talepleri doğrultusunda, başta kağıt-karton sanayiinin ürünleri olmak üzere, plastik, teneke, kumaş gibi ürünler üzerine baskı yaparlar.

     

    MATBAACI

    1- Matbaa ve baskı işlerinin hazırlanma ve basılmaları ile uğraşan ve bu işi kendine meslek edinen kimse. Bu çerçevede matbaacılık ana mesleği altında çok sayıda meslek mensubu görev yapmaktadır. Bunların başlıcaları; dizgici, grafiker, filmci, montajcı, kalıpçı, baskıcı, mücellit (ciltçi), matbaa müşteri temsilcisi, matbaa yöneticisidir.

    2- Basımevi sahibi.

     

    MATBAACILIK

    1.Basılması istenen bir materyale ilişkin yazılı ve görsel materyallerin belirli sanatsal özellikler gözetilerek bir araya getirilip düzenlenmesi, baskıya hazırlanması ve çoğaltılması işlemlerinin tümüne matbaacılık denir. 2.Basımevi işletme işi. Matbua: Basılmış olan, basılı. Matbu evrak: Daha çok resmi nitelik taşıyan işlerde kullanılmak üzere basılmış evraklara denir.

     

    AJANS

    Basım sanayiinde ajans kavramı, daha çok basılacak materyallerin baskı öncesi hazırlık işlemlerini yürüten, fiziki üretimden çok düşünce üreten ve satan kuruluşları ifade eder. Ajanslar, resmi ve özel kuruluşların hizmet ya da mallarını tanıtmaya, sevdirmeye, sattırmaya yönelik reklam/tanıtım kampanyalarını organize eder ve yürütürler. Bu işleri yaparken de kampanya sırasında kullanılacak basılı materyallerin (afiş, broşür, bilboard, reklam panoları, kitap, el ilanı, kurum kimliği çalışmaları vb.) tasarım ve baskıya hazırlık işlerini bizzat yürütürler. Reklam ajanslarının kapasiteleri ölçüsünde eleman sayıları ve çalıştırdıkları elemanların nitelikleri değişebilir. Büyük ölçekli reklam ajanslarında görev alan uzman meslek mensupları genel olarak şunlardır: Sanat yönetmeni, grafik tasarımcılar, fotoğrafçı, dizgici, metin yazarı, müşteri temsilcisi

     

    YAYINEVİ

    Belirli uzmanlık alanları için kitapların üretim, dağıtım ve pazarlamasını takip eden kuruluşlara yayınevi denir. Yayınevleri de ajanslar gibi matbaaların en önemli müşterileridir. Yayınevlerinin büyük bir kısmı, bastıracakları kitapların dizgi ve tasarımını kendi bünyelerinde yaptıktan sonra film, montaj, kalıp, baskı ve cilt işlemleri için bir matbaa ile çalışırlar.

     

    SERVİS BÜRO

    1980'li yıllardan itibaren bilgisayarların basım sektöründe etkin kullanılmaya başlanmasının ardından, bilgisayar destekli film çıkış hizmetleri vermek üzere kurulmuş profesyonel kuruluşlara servis büro denmiştir. Servis bürolar, film çıkış makinalarına büyük yatırımlar yapmak istemeyen ajans ve matbaalar arasında köprü görevi gören kuruluşlar olup, günümüzde yavaş yavaş doğrudan kalıba pozlandırma sistemlerini de bünyelerine almaya başlamışlardır.

     

    SELEFONCU, LAKÇI, LAMİNASYONCU

    Baskısı tamamlanan broşür, dosya, kitap kapağı, karton ambalaj gibi bazı işlerin yüzeyine hem estetik kaygılarla, hem de daha dayanıklı olması, sudan, yağdan, güneş ışınlarından etkilenmemesi için ciltleme öncesi selefon veya lak uygulayan işletmelere denir.

     

    MÜCELLİTHANE (CİLTEVİ) CİLTÇİ

    Baskısı tamamlanan işlerin kesim, kırım, harman, dikiş, kapak takma vb. İşlemlerinin yapıldığı işletmelere denir. Pek çok matbaanın kendi bünyesinde mücellithanesi bulunmakla birlikte, özel kapak takma, varak yaldız vb. işlemler konusunda hizmet veren cilteveleri bulunmaktadır.

     

    DİZGİ TERİMLERİ

     

    AKSAN

    Özellikle yabancı dillerden dilimize geçmiş bazı sözcüklerin söylenişinde yol gösterici olarak görev yapan ve bazı harflerin üzerinde bulunan işaretlerdir.

     

    ALTBAŞLIK

    Büyük yazıları yutulabilir parçalara bölmek için kullanılan, sundukları yazının reklamını yapan, göz gezdiren insanları okumaya sevkeden ve ana başlığın altında bulunan başlıklardır.

     

    ARA BAŞLIK

    Bir haberin ya da yazının belirli bölümlerine dikkat çekmek için metin aralarında kullanılan yazı dizgisinden çok az büyüklükteki punto ile dizilmiş ve genellikle daha kalın (bold) olan başlıklardır.

     

    ASIL BAŞLIK

    Bir gazete ya da yayın tarafından kurumsal tanımlama olarak kullanılan tasarım ya da logo.Örneğin, Hürriyet Gazetesi'nin logosu.

     

    BASAN MALZEME

    Sıcak dizgide harf, işaret, çizgi, süs gibi baskı işlemi sonucu sayfada görülecek malzemeler

     

    BASMAYAN MALZEME

    Sıcak dizgide espas (araboşu), kadrat, anterlin, garnitür, klişe altlığı gibi baskı kalabında yer alıp mürekkeple temas etmeyen malzemelerdir. Espaslar, kelimelerin arasında; kadratlar, yarım kalan (dul) satırların tamamlanmasında veya kelime/satır ortalamada; garnitürler, sayfadaki büyük boşlukları oluşturmada; klişe altlıkları, klişeleri yazı yüksekliğine getirmede kullanılır.

     

    BAŞLIK

    Metnin başına büyük punto harflerle konunun adını belirtmek amacıyla konulan yazı.

     

    BAŞTAN BLOK YAZI

    Satırları sağdan başlayıp son kısmı serbest biten dizgi türü. Soldan blok da denilebilir.

     

    BAŞVURU İŞARETLERİ

    Okuyucuyu metinden dipnota ya da diğer başvurulara yönlendirmek için kullanılan işaretler

     

    BLOK PARAGRAF

    Paragraf başındaki satırı içeri almadan, satırbaşı boşluğu olmadan yapılan dizgi.

     

    BLOKLAMA

    Yazının düşey olarak, sağdan ve soldan düzgün şekilde dizilmesi. Tam blok ve yarım blok olabilir. Tam bloklamada dul satırlardaki harf araları gereğinden fazla açılarak istenmedik bir görünüm sergileyebilirler.

     

    BOLD YAZI

    Normal yazı karakterinden daha kalın gövdeye sahip olan daha siyah yazı karakteri veya stili

     

    LİGHT YAZI

    Normal yazı karakterinden daha ince gövdeye sahip olan daha ince çizgili yazı karakteri veya stili

     

    İTALİK YAZI

    Sağa yatık yazı karakteri veya stili

     

    KONTÜRLÜ YAZI

    İçi boş ince veya kalın çizgillerden oluşan yazı karakteri veya stili

     

    BOLD-İTALİK YAZI

    Eğik karakterleri ve kalın çizgileriyle zor okunmasına rağmen (burada olduğu gibi) pek çok dizgici tarafından tarafından kullanılan yazı stili. Bu stil daha çok alt başlıklarda tercih edinmelidir.

     

    ÇİFT

    Tipo baskıda metal harfleri dizerken kolaylık olsun diye kullanıdığımız cımbıza benzer ince uçlu alet.

     

    DEKORATİF YAZI

    Dekoratif yazı tipleri özel imajlar için tasarlanmışlardır. Genelde metinlerde değil başlıklarda ve sanat çalışmalarında tercih edilen yazı tipidir.

     

     

    DİZGİ OPERATÖRÜ

    Dizgi makinelerinde dizgi işini yapan kişi. Günümüzde yayınevleri dışında dizgi operatörlüğü mesleği yerini hem dizgi tasarım yapabilen yardımcı grafikerlere bırakmaktadır.

     

     

    DİZGİ

    Basım yoluyla çoğaltılması düşünülen yazılı bir metnin belirli standartlar gözetilerek matbaa harfleriyle yeniden yazılması işlemi

     

     

    DİZGİCİ

    Kurşun harfleri, harf kasalarından tek tek alarak kumpas üzerine dizen elle dizen kişiye mürettip; linotype, entertype, monotype gibi kurşun dizgi makinalarında klavye yardımıyla dizen kişiye dizgi operatörü denir. Günümüzde, masaüstü yayıncılık sistemi içeresinde bilgisayarda dizgi yap;an elemanlar da bilgisayar dizgi operatörü olarak anılmaktadır.

     

     

    DUL YAZI

    Bir paragraf sonunda yarım kalmış satır.

     

    DÜZELTMEN

    Genel tashih kurallarını bilen, metnin yazıldığı dile hakim olan, bu çerçevede dizgilmiş bir metindeki dizgi ve yazım hatalarını düzeltmekle yükümlü kişi.

     

    EĞİK YAZI

    Normal yazının bilgisayar tarafından hafif eğilmiş türüdür. İtalic olana göre daha iyi okunur.

     

    ELLE DİZGİ

    Daha önceden dökümü yapılmış ve hurufat kasalarında yerlerini almış kurşun harflerin mürettipler tarafından teker teker el ile alınarak biraraya getirilmesi yoluyla yapılan dizgi işlemi

     

    ENTERTYPE YAZI

    Kurşuna dayalı dizgi sisteminde som (tek) satırlar dizen mekanik dizgi makinası.

     

    FONT

    Belli bir adı ve sabit görünümü bulunan harf, sayı, noktalama işaretleri ve diğer yazı simgelerinin kümesi.

     

    FOTO DİZGİ SİSTEMİ

     

    Bilgisayarların matbaacılık sektöründe kullanılmaya başlanmasından önceki yıllarda kullanılan ve compugrafic adıyla da anılan fotografik temelli dizgi makinalarında yapılan dizgi sistemi. Bu sistemde dizgi makinalarının ekranlarında sınırlı sayıda satır görülebilir; dizilen satırlar bir kayıt biriminde saklanarak dizgi bitiminde pikaj yapılmak üzere rulolar şeklindeki ışığa duyarlı kağıtlara ışınsal aktarım yoluyla pozlanırdı. Bu kağıtlar tıptı fotoğraf baskısı gibi belli kimyasal işlemlerden geçirildikten sonra yazılar görünür hale gelirdi. Bu kağıtlardan pikaj yapılır ve pikajlı sayfaların filmi çekilerek baskıya hazırlık süreci devam ederdi.

     

    GALE

    Kenarlarından ikisi üzerinde bir gönye bulunan ve üzerine elle veya mekanik olarak tipografi dizgi satırları yerleştirilen madeni levha.

     

    HARF KASASI

    Belirli bir düzeni olan, içinde metal harfleri(hurufat) barındıran, çok çekmeceli bir kasa.

     

    HARF

    Tipografik düzenlemenin en temel öğesidir ve alfabenin her bir simgesini belirtir.

     

    HAT SANATI

    El ile güzel yazı yazma sanatı

     

    HATTAT

    El ile yazı yazmayı sanat olarak uygulayan kişi.

    Hurufat: Metal harfler. Kurşun, antimuan ve kalaydan kimi zaman da, bakır alaşımından dizgi dökümü için kullanılan metal.

     

    İnisyal Harf:

    Paragraf başındaki büyük ve çoğunlukla süslü baş harf.

     

    İtalik:

    Hümanistik küçük harften türemiş ve matbaacılıkta 1500'e doğru Aldo Manizio'nun girişimiyle benimsenmiş, okuyana göre sağ üst köşeye doğru hafif eğik olan basım harfidir. El yazısına benzetilmek için tekrar tasarlanıp eğilmiştir. İnceliği ve açısı yüzünden okunaklığı azdır.

     

    Kaligrafi:

    Güzel, şık el yazısı

     

    Karakter:

    Veri ve bilgileri işleme ya da iletme amacıyla göstermede, uzlaşmalı olarak kullanılan rakam, harf, noktalama işaretleri ya da herhangi bir başka simge.

     

    Klişe:

    1. Tipo baskıda kullanılmak amacıyla, üzerine kabartma olarak bir kompozisyon yada resim kopya edilmiş madeni levha.

     

    2. Çukur baskıda, fotoğraf negatifi ve pozitifi.

     

    Komut ya da İşlev Karakteri:

     

    Verileri kaydetme, işleme, iletme ya da yorumlama gibi işlemlerin yürütülmesi, başlatmaya, değiştirmeye ya da durdurmaya yarayan ve bir veriyi gösterme karakterinden ayrılması gereken karakter.

     

     

    Kumpas:

    Metal dizgi düzenlemesinde elle dizilecek harflerin birleştirilmesi için kullanılan metal bir alet.

     

    Linotype:

    Tekli bir kurşun çubuk olarak bir tam-bütün dizgi satırını dizen satır döküm makinası için yaygın olarak kullanılan ticari marka adı.

     

    Ludlow:

    Başlıkların ilanların dizgisinde kullanılan makine.(Karakter matrisleri, satırın tek blok olarak döküldüğü özel bir kumpasta elle birleştirilir.)

     

    Majiskül:

    Büyük harf veya büyük harflerle yazılmış yazı, kapital veya uppercase adıyla da bilinir.

     

    Matris:

    Sıcak dizgide döküm için kullanılan dişi harfler

     

    Mekanik dizgi:

    Basılacak matbaa harflerinin mekanik (Linotype, monotype gibi yöntemlerle) olarak dizilmesi.

     

    Miniskül:

    Küçük harf veya küçük harflerle yazılmış yazı.

     

    Monotype:

    Tek tek harflerden boyları ayarlanmış satırlar dizen mekanik dizgi makinesi.

     

    Otomatik Satır Aralığı:

    Yazı tipine, yazı büyüklüğüne ve stiline dikkat etmeden kelime işlem programlarının satır arası boşluklarını otomatik olarak ayarlaması.

     

    Pi Fontları:

    Daktiloda olmayan simgesel karakterlerler. Klavyedeki Alt, Option ile elde ettiğimiz sembollerde yüklü bulunan simgeler veya özel olarak üretilmiş simge fontlarına verilen isim.

     

    Pika:

    Pika tasarımcısı ölçüm birimi. 12 punto = 1 pika, 6 pika = 1 inch

     

    Prova tezgahı:

    Fotogravürcülerin deneme provalarını çıkarmasına ya da tipo işçisinin ilk prova baskılarını ya da sütun tashihleri yapmasına olanak veren baskı makinesi.

     

    Punto:

    Harf büyüklüklerinin tanımlandığı temel ölçü birimidir.

     

    Regular:

    Yazı ailesi mensuplarından biri. Daha çok ana metin dizgisinde kullanılan, okunurluk açısından en uygun yazı şekli.

     

    Sans serif yazı: Genellikle eşit ağırlıklı çizgilerden oluşan, açıklığı en iyi olan ve tırnak adını verdiğimiz bitiş vurguları olmayan yazı tipleridir. Arial, Helvetica, Univers sans serif yazı tipi örnekleridir.

     

    Sayfa başı derinliği:

    Sayfanın üstünde, üst marja eklenen fazladan boşluk. Bu boşluk genellikle bölüm başlığını belirginleştirmek için yeni bir bölümün ilk sayfasında bulunur. Sayfa başı derinliği tüm kitap boyunca aynı kalmalıdır.

     

    Sayısal (digital) dizgi:

    Günümüzde bütün kişisel bilgisayarlarda gerçekleştirilebilen; çok sayıda yazılım ve font üreticisi firma tarafından desteklenerek her geçen gün daha da geliştirilen dizgi sistemi.

     

    Script yazı:

    El yazısına benzeyen yazitiplerine verilen addır. Resmiyetten uzak samimi bir hava oluştururlar. Dizgide bazı harfler birleşirken bazıları birbirlerine dokunmazlar. Davetiye gibi az yazı gerektiren samimi yazışmalarda kullanılırlar.

     

    Serif yazı:

    Tırnaklı yazı tipi olarak da anılan serif yazı tiplerinde her harfin bitiş noktalarında küçük yatay çiziler vardır. Bu çizgiler her harfin şeklini ayrı tutar ve harfler arası geçişi kolaylaştırır. Dikey çizgileri yatay çizgilerinden daha kalındır. İnce ya da kalın, eşit kalınlıkta, incelen şekilde veya yuvarlak olabilirler. Okunurluğu en iyi yazı tipleridir.

     

    Sıcak dizgi:

    Tipo baskı sistemini destekleyen linotype, entertype dizgi makinelerinde kurşun harflerin dizilip, döküm makinelerinde dökülmesiyle gerçekleştirilen dizgi sistemi. Gutenberg teknolojisi de diyebiliriz. Kurşun harflerin ya tek tek ya da satır halinde dökülmesi esasına dayanır. Bu dizgi sistemi yüksek baskı sistemlerinden tipo baskı sistemini destekler.

     

    Soğuk dizgi:

    Genel olarak kurşun döküm yoluyla elde edilne diğer harf dizgisi için kullanılır. Fotodizgi ya da sayısal (digital) dizgi ile karıştırılmamalıdır. 1990 öncesinde IMB vb. firmaların üretmiş olduğu top şeklindeki metal karakter kümelerinden oluşmuş kalıplarla çalışan daktilolar mevcuttu. Her bir top farklı bir karakter içerirdi. Topları değiştirerek değişik karakterlerde dizgi yapmak mümkündü. Sıcak dizginin yaygın olduğu o dönemde bu sistem soğuk dizgi olarak adlandırılmıştı.

     

    Sondan blok:

    Satırların sağa dayalı olduğu dizgi türü.

     

    Tashih:

    Dizgi yanlışnıı düzeltme işi. Tashih konusunda ortak bir dil oluşturulmuş olup, belli işlemler belli sembollerle gösterilir.

    istiyorsanız x-yüksekliği ile oynayabilir ve logo olarak kullanılabilecek değişik semboller bulabilirsiniz.

     

    Amonyak:

    Ozalit çekimlerinde görüntünün oluşturulması için kullanılan keskin kokulu ve bazik özellikte olan bir tür kimyasal madde.

     

    Astrolon (Montaj folyesi=asetat):

     

    Trase üzerine yerleştirilerek, üstüne montaj yapılan şeffaf folye film. Kimyasal özellikleri bakımından farklılıkları vardır. En çok kullanılan polyester esaslı folyeler boyutlarını en az değiştiren folyelerdir.

     

    Etek-Makas Revolta:

    İkinci çeşit çevirme şeklidir. Kağıdın 1. yüzü basıldıktan sonra makas tarafı eteğe, etek tarafı makasa getirilerek yapılan baskı türüdür. Ön ve arka baskıda poza aynıdır. Etek-makas revolta kıvırılarak öne doğru çevirmek suretiyle yapılır.

     

    Forma Klavuzu:

    Mücellithanede ciltleme işini kolaylaştırmak için her tabakanın (formanın) birinci sayfasına monte edilir.

     

    Forma sayı klavuzu:

    Formanın sırt tarafına merdiven şeklinde monte edilir. Ciltleme esnasında kitabın bütün formalarının yerinde veya çift olup olmadığı kontrol edilir.

     

     

    Kağıt makas payı:

    Ofset baskı makinasının kağıdı tutma payıdır. Tabladan gelen kağıdı salıngaç makasları, baskı silindiri üzerindeki makasa verir. Baskı silindiri ile kauçuk silindiri arasından preslenerek geçen kağıda baskı yapılmış olur. Bırakılan bu paya baskı yapılmaz. Silme işlerde bu pay mutlaka bırakılmalıdır.

     

    Kalıp Makas Payı:

    Kalıp plakasının kalıp kazanına bağlanması için ayrılan paydır.Baskı yapmayan kısımdır.

     

    Kros (Rehber):

    Baskıda renklerin yerine oturmasını sağlayan kılavuz işaretlerdir. Montajın en az her iki yanına konur. Genellikle kağıt ortası yerleştirilir. Kalıp çekimi, baskı ve kırım bu kroslara göre yapılır.

     

    Milimetrik kağıt:

    Üzerinde milimetrik kareler basılı olan kağıt.

     

    Montaj Şablonu:

    Baskıda görünmesini istemediğimiz alanların örtücü kırmızı bant ve örtücü kırmızı kağıt veya örtücü siyah kağıt ile kapatılması yoluyla elde edilen ve her renk için hazırlanan şablondur.

     

    Montaj:

    Işığı geçiren bir zemin folye (Astrolan) üzerine, baskısı yapılacak filmleri traseye göre yapıştırma işidir. Resim ve yazı filmlerini, her baskı rengi için ayrı ayrı olmak üzere toplayıp belli bir plana göre boyutlarını değiştirmeyen tam saydam folye üzerine, ayarlı olarak yapıştırılma işlemine montaj denir.

     

    Montajcı:

    Elle veya bilgisayar destekli olarak montaj yapan kişidir.

     

    Montajda sayfa dağılışı:

    Bir broşürün, bir kataloğun, bir mecmuanın veya bir kitabın montajında sayfaların tek tek basılıp kırıldıktan sonra sayfa numaralarının doğru olarak serpilmesine denir.

     

    Ozalit:

    Montajda yapılan hataları görmek için baskıya geçmeden önce yapılan prova.

     

    Ozalit Kağıdı:

    Ozalit çekiminde kullanılan bir tür kağıt.

     

    Revolta:

    Baskısı yapılan kağıdın arka yüzüne aynı kalıpla baskı yapılarak iki aynı forma elde edilen baskı şeklidir. İki çeşit revolta vardır.Bunlar ; Yanı üzerine çevirmeli revolta ve Etek-Makas revoltadır.

     

    Yanı Üzerine Çevirmeli Revolta:

    Çok sık kullanılan bir çevirme şeklidir. Küçük ebatlı basacağımız işin ön ve arka sayfaları kağıdın bir yüzündedir. Yani kalıpta ön ve arka sayfalar bir aradadır. Kağıdın her iki tarafıda basılacağından, bir tabaka ortadan kesilerek iki aynı forma elde etmiş oluruz. Kağıdın 1. yüzü basıldıktan sonra yanı üzerine çevirilerek aynı kalıpla 2. yüzüne baskı yapılır. 1. ve 2. yüz baskılarda makas aynıdır, değişmemiştir.

     

    Trase (Baskı taksimat kartonu-Montaj planı):

    Basılacak işin filmlerinin montajı için gerekli olan çizimlerin yapıldığı karton veya kağıt. Milimetrik kağıda çizilir.

     

    Traş Payı (Kesim Çizgisi):

     

    Trase çizildikten sonra ara kesim ve kırıldıktan sonraki kesim yerlerini belirtmek için kullanılan yardımcı işarettir.

     

    BİLGİSAYARDA MONTAJ

     

    Forma Montaj Programlarında Montaj:

    Bu programlar sadece montaj değil baskı ve baskı sonrası aşamalarada

    müdahele edebilme imkanı vermektedir. İşinizin Net ebadı, montajın

    yapılacağı sayfa ebadı, revolta baskının olup olmayacağı, cilt şekli

    (tel veya iplik dikiş), traş payları, kroslar, kırım ve kesim çizgileri, baskı

    kontrol şeritleri, diğer klavuz çizgileri (filmin rengi, formanın sırtına konulan

    belirleyici işaretler) v.s. bilgileri program üzerinde ilgili yerlere girildikten sonra

    iş film pozlandırıcıya gönderilerek her renk için film çıkış alınır. Alınan bu çıkış

    tek parça olabileceği gibi (baskı makinasının ebadına göre) daha küçük

    parçalar halinde de alınabilir. Forma montaj programı olarak piyasada "Imposition", Ultimate Technographics firması tarafından üretilen "Impostrip" ve Heidelberg firmasının üretmiş olduğu "Signastation" programları kullanılmaktadır.

     

    Masaüstü Yazılım Programlarında Montaj:

    Sayfa mizanpaj programlarından QuarkXPress, Design Studio ve Indesign programları kullanılırken, çizim programlarından FreeHand ve CorelDraw montaj için kullanılmaktadır.

     

    OFSET KALIP TERİMLERİ

     

    Kalıp:

    Montajı tamamlanmış filmlerin görüntülerinin, ışık yoluyla aktarıldığı ve bazı kimyasal işlemlerle baskıya hazır hale getirilen yüzeyi ışığa duyarlı metal plakalardır.

    Kalıphane: İçinde kalıpyarı yıkama ve açma küvetleri, turnet, kopya şasesi, laklama masaları, kalıp rotüş masaları bulunan bölümdür.

     

    Ecza muhafaza dolapları:

    Kalıp eczalarını saklamak ve muhafaza etmek için kullanılan dolaplardır.

     

    Montaj dolapları:

    Çekilecek ve çekilen montajları muhafaza etmekte kullanılır.

     

    Laklama masaları:

    Kalıba lak sürmede kullanılır.

     

    Higrometre:

    Nem ölçme aleti. Kalıphanenin nemini ölçmede kullanılır.

     

    Açma ve yıkama küvetleri:

    Pozlanan kalıbın açılması ve yıkanması için kullanılan yerdir. Tabanda ızgara bulunur. Ayrıca açma küvetleri üzerinde; kalıp açarken oluşan gazların ve buharın tahliyesi için aspiratörlü davlumbazların olması gereklidir.

     

    Tek metalli kalıplar:

    Çinko veya alüminyum metallerinden oluşmuş ofset kalıplarıdır.

     

    Çinko Kalıplar:

    Tek metalli kalıplardır. Tire işler için uygundur. Greni kaba olduğu için ince tramlı hassasişler için elverişli değildir. Yüzeyi donuk ve koyu renktedir. Asitten hemen etkilenir. Çabuk okside olur. Basılan kalıp, üzerindeki iş silindikten sonra gren yapılarak yeniden kullanılabilir.

     

    Aliminyum Kalıplar:

    Tek metalli kalıplardır. Greni ince olduğu için ince tramlı hassas kopyalar için elverişlidir. Yüzeyi gümüş beyazı rengindedir. Asitten hemen etkilenmez. Çabuk okside olmaz. İnce grenli olduğu için az emaye ve az hazne suyuna ihtiyaç gösterdiği için avantıjlıdır. Bu kalıplarda da basılan kalıp üzerindeki iş silinip gren yapılarak yeniden kullanılabilir.

     

    Pozitif tif kalıp:

    Pozitif montajdan kalıp çekilir. Emayesi turnette döküldükten sonra montaj pozlandırılır. Poz gören kısımlar sertleşip kalıp üzerinde kalır. Poz görmeyen kısımlar açma banyosunda kalıpta çözülüp kalkar. Kalkan kısımlar asit çözeltisi ile derin yedirilir. Böylece 1-2 mikronluk derinliğe inen yerlere daha sonra sürülen lak yerleşir. Asıl boyayı alıp baskı yapan kısımlar bunlardır.

     

    Negatif tif kalıp:

    Negatif montajdan kalıp çekilir. Kalıbın poz gören kısımları sertleşir. Poz görmeyen yerler ise banyo esnasında çözülür. İşin ekonomik yönü hesaplandıktan sonra negatif montaj gerektiriyorsa; işin negatif filmleri çekilip, negatif montaj yapılır ve negatif kalıp çekilir. Sonuçta baskı orjinalin benzeri olur.

     

    Ozasol banyo:

    (Ozasol açma) Pozlandırılmış ozasol plakanın mukntazam açılmasını sağlar. Tram noktalarını tahrip etmez. Plaka kenarlarındaki geç açılmayı ortadan kaldırır. Pozlandırmadan sonra plaka üzerine kafi miktarda dökülür. İş olmayan kısımlar beyaz (plakanın rengi) oluncaya kadar banyo edilir. Piyasada konsantre şekilde satılır. Yaz sulandırılma ve kışın değişik oranlarda sulandırılır. Her firmanın değişik şekilde miktarı ticari etiketlerde yazılıdır.

     

    Tif emaye:

    Ofset tif klişelerinin hazırlanmasında hassas ve ince tramlı işler için asit tipi developmanlı hazır çinko ve alüminyum hassaslaştırma solüsyonu.

     

    Tif açma:

    Emaye ile hassaslaştırılmış ve pozlandırılmış kalıpların developman solisyonudur. Kalıbın muntazam açılmasını sağlar. Pozlandırmadan sonra kalıp üzerine dökülür. İş olan kısımlara tampon ile yayılır. Kalıp üzerinde dairevi hareketlerle iş olan kısımlarında beyaz köpük bırakıncaya kadar açılmasına devam edilir. Banyo artıkları rakle ile temizlenir.

     

    Tif İndirme:

    Tif lakının yerleşebilmesi için gerekli derinliği sağlayan ve kalıbın tirajında çok öneli olan bir malzemedir. İstenilen indirmeyi (derinliği) çabuk sağlar. Açılan yazı veya tram noktalarını hiç bir değişikliğe uğratmaz. Açma banyosundan sonra kalıp üzerine (öncelikle iş olan kısımlara) tampon ile tatbik edilir. Rakle ile banyo artıkları temizlenir, ispirto veya su ile iyice temizlenir.

     

    Tif Lak: Tram çukurlarına iyice nüfuz eder. İnce tabaka teşkil eder. Kalıp ispirto veya su ile temizlenip kurulandıktan sonra lak pamukla sürülür, inceltilir ve kurutulur.

     

    Tif Karartma:

    Laklanan imajın daha iyi kontrol edilmesini sağlamak vs. maksatlar için koruyucu amaçlı bir developmandır. İstenilen siyah örtücülüğü verir. Kalıbın makinede hemen alışmasını sağlar. Sürülen lak kuruduktan sonra üzerine pamukla tif karatma sürülür ve pudralanır.

     

    Koruyucu Zamk:

    Kalıpları bekleme esnasında oksidasyondan koruyan koruyucu maddeler ihtiva eden uzun ömürlü bir karışımdır. Kalıbın uzun süre muhafaza edilmesini sağlar. Kalıp çekiminden sonra ve makine durmalarında kullanılır.

     

    Ozasol Baskı Plakaları:

    Yüzeyi elektrolitik ile kaplanan hazır emayeli plakalardır. Pozitif veya negatif çalışırlar. Su vermede üstün gelişmeler sağlar. Yüksek baskı tirajına dayanıklıdır. Pozitif ve negatif plakalar olmak üzere iki türü vardır.

     

    Pozitif Ozasol Plakalar:

    Pozitif montajlar çekilir. Poz gören kısımlar banyoda çözülür gider. Poz görmeyen kısımlar baskı yapar. Yaklaşık baskı tirajı 50.000'dir.

     

    Negatif Ozasol Plakalar:

    Negatif montaj çekilir. Bunda poz gören kısımlar sertleşir. Diğer kısımlar banyoda çözülür. Dayanma süresi pozitif kalıplara göre daha azdır.

     

    Ozasol Fikser:

    Plakanın karartmayı çabuk almasını sağlar. Plakanın ton yapmasına mani olur. Su-Mürekkep dengesini süratle temin edir. Banyodan sonra plaka su ile yıkanır ve ozasol fikserle fikserlenir.

     

    Ozasol Karartma:

    İyi koruyucu vazifesi görür. Plaka üzerinde kuruma yapmaz. Plaka fikserli iken pamuk tamponla iş olan yerlere sürülür.

     

    Ozasol Banyo:

    Ozasol kalıplarda kullanılan konsantre bir banyodur. 1+9 oranında sulandırılarak kullanılır.

     

    Çok Metalli Kalıplar:

    İki veya üç değişik metal tabakanın birleşmiş şeklidir. Bu metal tabakaların, su ve boyaya olan reaksiyonları birbirleri ile zıttır. Boyayı kabul etmesi gereken yerlerde lak yerine, bakır bulunur. Suyu tutması gereken yerler ise çelik, krom-çelik alaşımı ile kaplıdır. Yüksek baskı tirajlı işlerin temiz ve yoyaya doygun olarak basılabilmesine imkan verirler. Ortalama baskı sayısı 100.000'dir. Dezavantajı: Teçhizat ve kalıp olarak pahalı olmaları, bir defa kulanılabilmeleri ve tashih imkanlarının çok sınırlı olmasıdır.

     

    Bi-metal kalıp:

    Bakır-krom veya bakır-nikel gibi çift tabakalı metal ofset kalıbı. Bakır veya pirinç taşıyıcı tabaka ve onun üzerinde bir krom tabakasından oluşur. Krom tabakası suyu kabul eder, boya almaz. Oksidasyonu önlemek için zamklamaya gerek yoktur. Kalınlığı 0.5 mm'dir. Ortalama baskı sayısı: 100.000'dir.

     

    Tri-metal kalıp:

    Üç metalli plakalar. (Krom, bakır, alüminyum) veya (Krom, bakır, çelik) gibi. Bu kalıplarda çelik veya alüminyum taşıyıcı tabaka üzerinde bakır tabaka bunun üzerinde de krom tabaka bulunur. Kalınlığı 0.5 mm.dir. Ortalama baskı sayısı 1.000.000 dur.

     

    Quatro metal kalıplar:

    Dört metalli plakalardır. Taşıyıcı alüminyumdur, üzerine bakır onun üzerine özel bakır, onun üzerine de krom gelir. Özel bakırın faydası baskıda mürekkep akıcılığını artırmaktır. Ortalama baskı sayısı 1.000.000 dur.

     

    Grenaj:

    Baskısı yapılan plakanın tekrar kullanılır hale gelmesi için yapılan temizleme işlemidir. Çinko ve alüminyum kalıplar kopyadan önce grenlendiği gibi basılan kalıpları tekrar kullanmak için silme işidir. Grenlenen kalıbın yüzeyi matlaşır. Bu yüzeyde çok küçük çukurlar oluşur. Bu çukurlar hazne suyunun tutunabilmesini sağlar. Kalıp grenlenmemiş olsa hazne suyu kalıp üzerinde kalmaz. Kalıp ton tutar. Çok metalli kalıplar grenlenmez.

     

    Gren makinesi:

    Çinko ve alüminyum kalıpların üzerindeki işi silmede kullanılır. Kalıp gren makinesinin tablasına yerleştirildikten sonra, kalıbın üzerini kaplayacak şekilde porselen bilyeler dökülür. Belli aralıklarla ince özel kum ve su dökerek titreşim yardımıyla kalıbın üzerindeki işler silinir, küçücük çukurcuklar oluşur.

     

    Mekanik Grenleme:

    Kalıbın kum tanecikleri ile bombardıman edilmesi, fırça yardımıyla matlaştırılması veya bilyalarla kalıp üzerine küçük çukurlar açılmasına denir.

     

    Elektrokimyasal Grenleme:

    Bu yöntemde plakanın yüzeyi iletken bir banyoda elektronların alüminyumoksidi çok ince bir tabaka halinde ayrıştırmasıyla gözenekli hale getirir. Mekanik yolla matlaştırılmış plakadan greni çok daha incedir.

     

    Hamlama asidi:

    Grenaj sonrasında kalıbı temizlemek için % 3 oranında kullanılır. Kalıp fırçalandıktan sonra suyla yıkanır. Grenli kalıp üzerindeki toz ve yabancı maddeleri temizler. Emayenin kalıba daha iyi tutunmasını sağlar.

     

    Hamlama:

    Plaka üzerindeki yağların ve kirlerin asitli su ile temizlenmesi.

     

    Rakle:

    Banyo işlemleri sırasında kalıp üzerindeki banyo artıklarının sıyırılarak atılmasını sağlayan özel lastikli sıyırgaç. Bunlara ilaveten ayrıca; mezür, pamuk, fırça, huni, filtre ve ispirto gibi sarf malzemeleri de gereklidir.

     

    Emaye:

    Işığa karşı hasas kimyasal malzeme.

     

    Turnet:

    Ofset kalıpları hazırlanmasında çinko plakaların emaye ile aynı zamanda kurumasına yarayan alet. Çeşitli büyüklükte yuvarlak bir dolap halindedir. Ortada bir motorla dönen kollar vardır. Bunun üzerine çinko kalıp bağlanır, döndürülerek tam ortadan emaye dökülür, kapak kapatılır; tur adedi tayin edilir,ısıtma anahtarı açılmıştır. Kısa bir müddet sonra kalıp hazır olur. Fabrikasına göre çeşitli modelleri, dik ve yatık olanları vardır. Isıtma ve kurutma tertibatı, devir sayacı, termometre, kalıp yıkamak için telefon duş tertibatı vardır.

     

    Kopya Şasesi:

    Montajı hassas plaka yüzeyine geçirmeye yarayan özel ışıklı cihazlardır. Kalıp pozlandırmada kullanılır. Montajın emayeli kalıp ile vakum altında pozlanmasını sağlamaktır. Yeni çıkan şaseler; bir ışık kaynağı, çift vakum çerçevesi ile kaliteli kalıplar süratle baskıya hazır lale getirilir. Güçlü mor ışık en modern metal halogen ampülü iyi izole edilmiş, lamba ile çerçeve arasında ideal mesafe ayarlanmıştır. Cihazın bir çerçevesinde kalıp pozlanırken diğer tarafında da kalıp değiştirilebilir. Gerek ışık kaynağı gerekse çift taraflı kullanımı dolayasıyla %80 oranında zaman ve enerji tasarrufu sağlar. Ön tarafında elektronik kontrol ve kumanda sisteminde; otomatik ayanlanan poz süresi, vakum göstergesi, lamba saat göstergesi mevcuttur.

     

    Açma tamponu:

    Kalıp kopya, banyo işleminde kullanılan özel fırça.

     

    Kalıp rötüş masaları:

    Kalıplardaki film ve bant izlerini rötüş yapmak ve zamklamada kullanılır.

     

    Retüş:

    Kalıp-kopya işlemi sırasında, istenmeyen yerlerin atılması işlemi.

     

    Korrektör:

    Kopya işlemi tamamlanmış plaka üzerinde, istenmeyen yerlerin çıkarılmasını sağlayan kimyasal solüsyon.

     

    Difüzyon Pozu:

    Kalıp üzerindeki bant, film, astrolon, pislik vb. izlerini pozlama yoluyla yok etmek için difüzyon perdesi ile verilen pozlamaya denir.

     

    Hazne Suyu Konsantresi:

    Düz ofset baskı makinaları için asidik bir hazne suyu konsantresidir. Konvansiyonel nemlendirme sistemleri için hazırlanmış olup kalıpları oksidasyona karşı korur. Kalıbı temiz tutar, renk canlılığını ve parlaklığını temin eder. % 3 – 4 oranında 4.5 pH değerine ayarlanarak kullanılır.

     

    Kalıp Temizleyici:

    Ofset baskı kalıplarındaki kuru ve taze boyaları kağıt ve toz lifleri ile diğer birikintileri ve toplamayı süratli ve güçlü bir şekilde temizleyen mükemmel bir kalıp temizleme sütüdür. İhtiyaca göre su ile çoğaltılarak da kullanılabilir.

     

    Lak Sökücü:

    Plaka üzerinde lakın giderilmesiyle grenaj zamanından tasarruf edilir. Kalıpta yapılacak düzeltmelerde eski lakı sökerek yenisi için lak yerlerini hassaslaştırır. Pamuğu emdirilmiş lak sökücü ile iyice ovulur. Suyla temizlenir.

     

    Mizantren:

    Basan kısımların daha iyi çıkması için ve basılacak işten daha iyi netice alabilmek için kalıp arkasında veya kazan kağıdında yapılan işleme denir.

     

    Ton Giderici:

    Ofset plakalarında tam bir temizlik yaparak, kurumuş mürekkep, yüzeydeki oksidasyon, tonlama ve diğer kirleri temizleyen ve güçlü temizlik özelliği ile imaj sahalarının mürekkep tutma özelliğini arttıran bir karışımdır. Çinko ve alüminyum kalıplarda, baskı öncesi, baskı anı ve baskı sonrası meydana gelen oksitlenmeyi giderir. Kalıpların tekrar kullanılmasında koruyucu olarak uzun süre saklanmasını sağlar. Ton yapan kısımlar pamuk ve süngerle iyice ovulur. Bol su ile temizlenir.

     

    Tram:

    Gerek tipo baskıda klişe, gerek ofset ve tifdruk baskılarda kalıp yoluyla resim basmaya yarayan noktacıklardır. Baskı çeşidi ve baskı malzemesine göre göre cm2'ye düşen nokta sayısı değişir.

     

    Termal Kalıp:

    Bilgisayardan kalıba sisteminde kullanılan lazer yöntemiyle üzerine görüntü aktarılan ısıya duyarlı kalıplardır. Bu kalıpların üzerine görüntü aktarılırken direkt bilgisayardan verilen komutla lazerli pozlama yapılır. Son teknolojik ofset makinalarında (Speedmaster vb.) kullanılabilindiği gibi klasik ofset makinalarında da kullanılabilir.

     

    Polyester Kalıp:

    Film gibi pozlandırılıp yeniden kalıp çekmeye gerek olmadan baskı makinasına bağlanabilen kalıptır. Her türlü ofset makinalarında kullanılabilir.

     

     

  • Ofset Baskı Terimleri

    Alkol:

    Baskıda kaliteyi arttırmak için kullanılan uçucu sıvı madde.

     

    Asansör:

    Baskı makinası aparatlarından biri.Baskıya girecek olan baskı materyalinin

    istiflendiği baskı tablasıdır.Buraya baskı materyali düzgün bir şekilde bırakılmalıdır.

     

    Bağlayıcı:

    Mürekkep pigmentlerini birleştiren sıvı madde.

     

    Blanket: Basılacak görüntünün baskı materyaline aktarılmasını sağlamak için blanket kazanına takılan materyaldir.

     

    Boya Ünitesi:

    Boya ünitesi; boya haznesi, taşıyıcı, verici, ezici ve dağıtıcı merdanelerden oluşur. Merdanelerin görevi, hazneden boyayı alıp incelterek, kalıba eşit incelikte ve düzgün olarak aktarmaktır. Kalıba boya veren merdaneler kauçuk kaplıdır.Diğer merdaneler ise çelik veya bakır kaplamadır.

     

    Büro teksir makineleri:

    Küçük tabaka kağıtlara baskı yapan küçük baskı makineleridir. Takriben 25x35 cm. ebadındadır. Kalıpları genellikle karton veya ozasol alüminyumdur.

     

    Çok renkli makineler:

    Birden fazla ünitenin yan yana gelmesiyle oluşturulan makinelerdir. Ünite sayısı kadar renk basma imkanı vardır.

     

    Emniyet tertibatı:

    Emici kafa ile makaslar arasında, makinaların tiplerine göre değişen güvenlik tertibatları bulunur. Bunlar çift kağıt akımını, kağıdın geçip geçmediğini, kağıdın eğri veya kırışık olma durumlarını kontrol ederler.Gerektiğinde baskıyı, kağıt akışını boya ve su akımını durdurup makinanın süratini rolantiye alır. Bu kontrol, siviçler yardımıyla veya mekanik dokunma şeklinde ya da fotesel yöntemiyle gerçekleştirilir.

     

    Hazne Suyu:

    Baskıda mürekkebin dengeli bir şekilde baskı materyaline aktarılması için kullanılan suya denir.

     

    Kauçuk – kauçuk sistemi:

    (Ön – arka baskı sistemi) Bu sistemde tabaka kağıt, aynı baskı ünitesinde hem ön, hem de arka yüzüne baskı alır ve üniteyi terk eder. Burada kauçuk kazanlar arasından geçen kağıt, gerekli baskı basıncını her iki yüzündeki kauçuk kazanlardan alır. Rulo (WEB mi?)set makineleri böyle çalışır.

     

    Kazan devri: Kağıt akımında makinenenin baskılı-baskısız erişebileceği dönme sayısıdır.

     

    Küçük ofset makineleri:

    Büro teksir makineleri de küçük ofset makineler sınıfına girer. Küçük ofset makinesi sınıfına 46x64 cm makinalar dahil olmak üzer, bu ebadın altında baskı yapan makineler girer.

     

    Makaslar:

    Ön ve yan pozası ayarlanan kağıt, makaslar tarafından sıkıca tutulur ve döner haldeki baskı kazanına iletilir. Basılan kağıt istife giderken makaslar geri döner ve yeni kağıdı baskı kazanına götürür.

     

    Merdane:

    Boyayı veya suyu homojen olarak baskı makinesindeki kalıp kazanına gönderen silindirik yapıdaki parçaya denir.

     

    Merdane Kılıfı:

    Merdanenin üzerine takılıp, kenarları dikilerek merdaneye tutturulan suyun homojen olarak dağılmasını sağlayan beze denir.

     

    Mizatren:

    Ofsette; basması gerektiği halde baskısı çıkmayan bölgelerin, baskı yapacak duruma getirilmesi için kauçuk altından yapılan besleme işidir.

     

    Mürekkep:

    Pigment, vernik ve bağlayıcıların karışımından oluşan materyale renk veren maddedir.

     

    Nemlendirme Ünitesi:

    Su haznesi, vargel ve su veren merdanelerden oluşur. Kalıba su veren merdaneler kauçuk, diğerleri çeliktir. Kalıba, hazne suyunun eşit incelikte ve düzgün dağılmasını sağlar.

     

    Numaratör:

    Baskı makinesi üzerinde bulunan ve baskı sayarak kaç adet baskı yapıldığını belirten elektronik cihaz.

    Orta ve büyükboy ofset makineleri: Bu gruba 50 cm x 70 cm'den 110 cm x 160 cm ebadındaki kağıtlara baskı yapabilen makineler girer.

     

    Paralel dizi sistemi:

    Tek renkli makinelerdeki kalıp, kauçuk, baskı kazan takımları birbiri ardına birbirlerine paralel dizilmişlerdir. Her ünite, yani kazan takımı ayrı baskı kazanına sahiptir. Üniteler arasında bulunan nakil kazanı, kağıdın taşınmasını sağlar. Renk sayısına göre üniteler altıya kadar çıkar.

     

    Pigment:

    Boyanın özünü teşkil eder. Onun asıl rengini verir. Çeşitli vernik ve dolgu maddeleri ile birleştirilerek boya imalinde kullanılır.

     

    Poza:

    Baskı sırasında kağıdın makinada düzgün bir şekilde baskı kazanına iletilmesini sağlayan, ileri geri hareket ettirilebilen parçadır.

     

    Roland sistemi:

    (5 kazalı sistem) Burada iki kalıp ve kauçuk kazanı arasına bir baskı kazanı yerleştirilmiştir. Kazanlar dikey biçimde ve hafif kavisli olarak dizilmiştir. İki renk baskısı yapılan kağıt, zincirli taşıma sistemi tarafından alınır ve diğer çift renk ünitesine gönderilir.

     

    Saatlik üretim:

    Sürekli baskıda ulaşılabilen baskılı tabakaların sayısıdır.

     

    Segatif:

    Boyanın çabuk kurumasına yarayan bir nevi sıvı kurutucu.

     

    Siper:

    Kağıdın asansörden alındıktan sonra tırnaklara gidene kadar düzgün

    durmasını sağlayan parçalardır.

     

    Sparagum:

    Kauçuğun ezikliğini gidermek için kullanılan kimyasal maddeye denir.

     

    Spatula:

    Mürekkebin ezilmesi ve karıştırılmasında kullanılan geniş ağızlı alet.

     

    Tabaka ofset:

    Kesilmiş (tabaka halindeki) kağıtlara baskı yapan makinelerdir.

     

    Tek renkli makineler:

    Bu makineler üç silindir sistemi ile çalışır. Kalıp, kauçuk ve baskı kazanları normal olarak aynı büyüklüktedir. Bazı makinelerin baskı kazanları kauçuk ve kalıp kazanlarına oranla daha küçüktür.

     

    Transparan mürekkep:

    Şeffaf renksiz mürekkep.

     

    Transparan:

    Işığı geçiren, şeffaf.

     

    Trikromi - Trigromi

    Üç renkli seri boyalarla (Cyan+Magenta+Yellow) basılan tram açıları değişik olan baskı çeşididir. +Black.

     

    Üstübu:

    Baskı öncesi ve sonrasında temizlikte kullanılan temizlik materyali.

     

    V – sistemi:

    Ofset baskı makine sistemlerinden biridir. Yan yana dizilen 2 kalıp ve 2 kauçuk kazanın altında bir baskı kazanı bulunur. Çift renk baskı yapan bir V şekli oluşturur. Çift renk baskı yapılan kağıt, aktarma kazanı vasıtasıyla diğer üniteye geçerek diğer 2 renk basılır.

     

    Web ofset makineleri:

    Ofset baskı sisteminin gelişmiş şeklidir. Bobin kağıtlara baskı yapar. Tabaka kağıtlara baskı yapan makinelerden pek farklı değildir. Katlama, kesme, harmanlama, paketleme, kurutma yapabilecek cihazlar eklenerek muayyen bir iş görmek için (gazete, dergi, mecmua vs.) imal edilmişlerdir.

  • Baskı Sonrasi İşlemlere İlişkin Terimler

    Cilt:

    Baskılı formaların çeşitli teknikler uygulanarak kitap haline getirilmesi işlemi.

     

    Ciltci:

    Kitap ciltleme işini yapan kimse (mücellit).

     

    Ciltcilik:

    Bir yapıtın sayfalarını çeşitli işlemlerde bir araya getirip ona son biçimini vererek süslü ve koruyucu sert ya da yumuşak bir kapakla donatmaya yönelik etkinlik.

     

    Cilt makineleri:

    Cilt işleri için kullanılan, kağıt kesme, makas ve giyotinleri kırma-katlama makineleri, harman makineleri, tel ve iplik dikiş makineleri, tutkal, kambura, kapak takma, zımba ve pilyaj makineleri…

     

    Giyotin (Bıçak):

    Kağıt tabakalarının küçük ebatlara bölünmesinde ya da ciltlenmiş formaların ağızlarından traş alınmasında kullanılan; günümüzde çoğu elektronik kumanda sistemli kesim makinaları.

     

    Mukavva Bıçağı:

    Mukavvayı kesmek ve yarmak için kullanılır. Özel olarak bu işi için imal edilir. Sap kısmı kuvvetli, ağız kısmı ise istenilen ölçüye göre ayarlanabilen ve iki ağız keskin bir bıçaktır.

     

    Amerikan cilt:

    Tutkallı cilttir. Bu yöntemle formalar dört kenarından kesilir ve plastik tutkalla sırtlarından birbirlerine yapıştırılır. Sırt yüzeyini tülbent ya da tel ile daha da sağlamlaştırmak mümkündür.Uzun süre kullanılması gerekli kitaplar ya da ajanda gibi yılın her günü kullanılması zorunlu olan ürünler dışında karton kapaklı ciltleme sistemleri geliştirilmiştir. Bu sistem ülkemizde Amerikan Cilt türü olarak tanımlanmaktadır. Amerikan cilt makinesinde, harmanı çekilmiş formaların sırt kısmı özel tırtıllı bıçaklarla traşlanır, bu bölüme tutkal sürülüp kapak takılarak preslenir. Günümüzde yüksek tirajlı (roman, öykü, ders kitabı vb) ürünlerde ekonomik ve hızlı olması nedeniyle tercih edilir. Kuşe kağıtların ciltlenmesinde tercih edilmemelidir.

     

    Mekanik Ciltleme:

    Bu yöntemde; kapak ve iç sayfalar biraraya getirildikten sonra metal ya da plastikten yapılmış spiral, vida ve perçinlerle birbirine tutturulur.

     

    Tel Dikiş:

    Formaların ya da tabaka halindeki kağıtların tel zımba ile birbirine tutturulması işlemidir.Sırttan ve üsten telle dikiş olmak üzere iki şekilde yapılır. Sırttan Telle Dikiş : Dergi, broşür, bülten ve katalogların ciltlenmesinde, maliyeti düşük ve uygulaması en kolay olan sıttan telle dikiştir. Sayfaların tamamen açılarak kolay ve rahat bir okuma sağlaması bu yöntemin en büyük avantajıdır.

     

    Üstten Tel Dikiş :

    Sırttan tutturulmayacak kadar kalın kitap, dergi, makbuz, bloknot, fatura ve bilet koçanlarının biraraya getirilmesinde üstten telle dikiş yöntemi kullanılır. Tek dezavantajı sayfaların tamamen açılmasına olanak vermemesidir. Tel, zamanla paslanıp sayfayı yırtabilir. Bu nedenle telle dikiş yöntemi, sözlük, ansiklopedi gibi başvuru niteliği taşıyan ve uzun ömürlü olması gereken yayınlarda tercih edilmemelidir.

     

    İplik Dikiş:

    Bu yöntemle formalar sırtlarından delindikten sonra; ipek, pamuk ya da naylondan yapılmış ipliklerle dikilirler. İpliklerle dikiş yöntemi günümüzde artık makineleşmiştir. Bu makineler basılan bütün formaları ardarda ve birbirine bağlı olarak diker. Dikilen formalar daha sonra, kitabın içeriğini oluşturan gruplar halinde kesilerek birbirinden ayrılır. İplikle dikiş pahalı ama en uzun ömürlü ciltleme yöntemidir.

     

    Üç ağızlı giyotin: (Bıçak)

    Ciltcilikte kullanılan ve kitapların üç tarafınıda el değmeden arka arkaya, otomatik kesen giyotin bıçak.

     

    Kambura: Ciltte kitap sırtlarının yuvarlatılması işlemi. Çok sayfalı ve sert kapaklı kitap ajanda vb. materyallerin dayanıklılığını arttırmak ve estetik görünmesini sağlamak amacıyla iplik dikiş ve tutkallamanın ardından el ile (çekiç ile sırta vurarak) veya makine ile yapılan bir işlemdir.

     

    Forma:

    Matbaacılıkta kullanılan temel hesaplama birimlerinden birisi olup, sekiz ön, sekiz arka olmak üzere 16 sayfadan oluşan kitap bölümüdür. Tabaka kağıdın saat yönünde üç kez katlanması ile elde edilir. Baskı hesabı, 4, 8, 16 ve 32 ...sayfa şeklinde 4'ün katları olarak planlanır. 4 sayfalık planlama çeyrek forma, 8 sayfalık planlama yarım forma ve 16 sayfalık planlama tam forma olarak ifade edilir.

     

    Kırım:

    Tabaka halindeki basılı materyalin elle ya da makine ile katlanarak forma haline getirilmesi işlemi.Dört temel kırım tekniğinden söz edilebilir. Yatay, dikey, akardeon ve bohça kırım. Bu dört kırımdan 64 çeşit kırım üretilebilir.

     

    Harman:

    Formaların cilt öncesi kitap birimi haline getirilmek üzere sırayla yan yana veya iç içe dizilmesi. Bazı durumlarda tabaka harmanı yapılması da gerekebilir. Tabaka harmanı için yatay ve kule tipi harman makineleri üretilmiştir.

     

    Perferaj:

    Fatura, irsaliye, vezne alındıları, uçak vb. araçların biletlerinde kopyalarının kolay kopması için baş ve sırta yakın kısma boydan boya açılan deliklere denir.

     

    Pilyaj:

    Dosya, broşür, dergi vs. gibi basılmış materyallerin kırım yerlerine denir.

     

    Gofre (Kabartma):

    Davetiye, tebrik, karvizit vb. gibi materyallerin üzerine kabartma tozu serpilerek ve bu kısmın üst tarafta kalacak şekilde fırınlanması işlemine denir. Gofraj işlemi, bir dişi ve bir erkek kalıp yardımıyla tipo baskı makinelerinde de yapılabilir.

     

    Yaldız Baskısı: Varak Yaldız

    Metal klişe veya kurşundan hazırlanmış tipo baskı kalıbının ısıtılarak, cilt bezi ya da benzeri bir materyal üzerine konulmuş yaldız kağıdına (elle veya mekanik) yoluyla elde edilen transfer baskı.

     

    Yaldız Boyama (Bronzlama):

    Toz halindeki varak, gümüş vb. yaldızların transparan baskı yapılmış baskı altı malzemesine serpilmesi yoluyla yapılan boyama işlemi. Dini kitap baskılarında, tarihi mozaik baskılarında ve ambalaj sanayindeki lüks ve pahalı kutu, kağıt baskılarına uygulanan altın, gümüş, bakır ve bronz rengindeki tozların sürülmesini kolaylaştırır.

     

    Şiring (Paketleme):

    Teslime hazır hale getirilmiş dergi, kitap, broşür, katalog gibi basılı materyallerin tek tek ya da ikili, üçlü olarak postaya verilmesi için plastik ambalaj malzemesinin (folyo) ürünlere sarılıp, ısı yardımıyla kenarlarının yapıştırılması işlemine denir.Ürünlerin taşınma ve depolanma sırasında nemden zarar görmesini ve dağılmasını önler.

     

    Ebru:

    Ebruculuk, ciltleme tekniğinde kağıtta desen oluşturmak için el becerisiyle yapılan işlere denir.

     

    Şömiz:

    Sıvama kapakların dışına sarılan gömlek. Şömizler kitap kapağı gibi tasarlanıp basılaraksert kapaklara takılır.

     

    Lama:

    Giyotinin kesici çelik ağzı.

     

    Cilt Tezgahı:

    Ciltlenecek kitapların elde dikildiği tahta aygıt.

     

    Cilt Ana Kapağı (Yan kağıdı):

    Ciltlenmiş bir kitapta, dış kapakların iç yüzlerini cilde bağlayan, dış kapakla ara kapak arasındaki yaprak (Bu kapağın ön ve arka yüzü yazısızdır.) Osmanlı ciltciliğinde bu kapaklar çoğunlukla ebruludur.

     

    Broşlamak:

    Basımevinde basılan yaprakların ya da dikilmiş formaların sırtına karton ya da kağıt yapıştırarak bir cilt oluşturmak.

     

    Kılavuzlu Cilt:

    Kitabın niteliğine ve önemine göre, kapakların, tek, çift ya da üçlü kılavuzla bezendiği cilt.

     

    Kordonlu Cilt:

    Forma kırnaplarının kitabın sırtında küçük çıkıntılar oluşturduğu cilt.

     

    Yarıklı Cilt:

    Forma kırnaplarını geçirmek için yaprakların sırttan yarıldığı cilt.

     

    Kalamazo:

    İçine hareketli föy (yaprak) takılan ve bir anahtar düzeneği ile föy arasına göre ayarlanabilen bir tür klasördür. Kalamazolar, bilgisayarların olmadığı dönemlerde bankalarda, vergi dairelerinde ve pek çok işletmede muhasebe hesaplar ının tutulmasında yardımcı defter olarak kullanılırlardı.

  • Baskı Yüzey Koruma İşlemleri

    Baskı Yüzey Koruma:

    Cilt işi bittikten sonra kitap, dergi, broşür, dosya vb. gibi materyallerin üzerine güzel bir görüntü vermek ve dış etkenlerden korumak için yapılan bir işlemdir. Bunlar selefon, laklama ve verniktir.

     

    Selefon (Laminasyon):

    Basılı broşür, dosya, kitap kapağı gibi çok kullanılan basılı materyallerin dış etkenlerden korunması (güneş, nem,yağ vb.) için baskı yüzeyine sıvama yoluyla kaplanan ince bir jelatindir. Matlık veya parlaklık etkisi yaratabilir.

     

    Lak:

    Broşür, kitap kapağı, katalog, dosya, davetiye gibi işlerde baskıyı dış etkenlere karşı korumak ve ürüne parlaklık kazandırmak için baskı yüzeyine mürekkep gibi uygulanan bir madde. Kanserojen etkisi nedeniyle gelişmiş ülkelerde kullanımı giderek azalmaktadır.

     

    Vernik:

    Baskı yüzeyine uygulanan koruma işlemlerinden biri olup dayanıklılık ve parlaklığı lak kadar olmasa da yüzeye uygulanması kolay bir madde.

     

    Demir Gönye ve Demir Cetvel:

    Ölçüm işlerinde dayanıklı olması açısından m e t a l ölçü aletleri tercih edilmelidir.

     

    Çekiç:

    Özellikle elle kambura açma işi için gerekir.

     

    Pergel:

    Değişik cilt işlerinde kullanılır.

     

    Deri Bıçağı:

    Deri kenarlarını inceltmeye yarar.

     

    İp Kıskacı:

    Deri ciltlerde sırtın ip kabarcıklarını düzenlemeye yarar.

     

    İp Dağıtmak İçin Teneke:

    Bu alet cilt iplerinin uçlarını dağıtmak için kullanılır. Çinko parçasından yapılır.

     

    Biz:

    Bu alet pek çok işin yanı sıra, daire şeklinde mukavva parçaları keserken de işe yarar.

     

    Istaka:

    Cilt işlerinde kullanılan kâğıt katlamaya yarayan kemik ya da tahtadan yapılmış yassı bir el alet.

     

    İskarpela:

    15 mm genişliğinde keskin ağızlı bir alettir. Cilbentlerde şerit geçecek yarıkları açmak için kullanılır.

     

    Testere:

    Küçük bir el testeresi ve kıl testere bulundurulacak olursa oyma kalıp motifleri ve küçük yuvarlak kutu mukavvaları kesilebilir. Forma sırtlarını işaretli yerlerden kesmeye yarar.

     

    Tahtalar:

    Kapağı takılmış kitap ve mukavvaları sert ağaçtan tahtaları arasında baskıya konur. Değişik büyüklükte tahtalara ihtiyaç vardır.

     

    Yaldız Baskısı İçin Kumpas:

    Bu alet masa üzerine yatırılabilecek ve elle rahatça sıkılabilecek şekilde yapılmıştır. Bununla kitapların yaldızlama işi yapılır.

     

    Deri Taşı:

    Üzerinde deri traş edilecek olan bu taş tahminen 30x40 cm büyüklüğünde bir litografya taşıdır.

     

    Deri Ütüsü:

    Bu alet deriyi düzeltme de kullanılır.

     

    Cilt İğneleri:

    Bunlar kitap dikmek ve şiraze örmek için kullanılan yorgan iğneleridir. Genelde büyük boylu ve ince olanları tercih edilir.

     

    Zımpara kâğıdından eğeler:

    Bunlar üzerine zımpara kâğıdı yapıştırılmış mukavva veya tahta parçalarıdır. Büyükleri bir elle kolayca kavranabilecek kadar olmalıdır. Bu aletle mukavva kenarları yuvarlatılır. Bundan başka mukavvanın üzerinde veya kesik yerlerindeki pürüzleri düzeltir.

     

    Boya çanakları, fırçalar, boya serpmek için teller ve sert fırçalar:

    Bunlar kitap kenarlarını boyamak, ayrıca renkli kâğıtlar yapmak için kullanılır.

     

    Dikiş tezgâhı:

    El ile dikilecek kitap, defter gibi işlerin dikilmesi için kullanılan alete denir. Alt kısmı yeterli büyüklükte bir tabla ile, üstte gergi ipi veya şeritlerin gerileceği bir çerçeveden ibarettir. Tahtadan yapılmıştır.

     

    Krome Kartonlar:

    Bir yüzleri satine edilmiş olup çoğunlukla ilaç kutuları ve diğer küçük ambalaj işlerinde kullanılır.

     

    Krome Lüks Kartonlar:

    Bir yüzleri çok iyi satine edilmiş olup lüks kapak, davetiye, kartvizit, reklâm işlerinde tercih edilir.

     

    Bristol Kartonlar:

    Çok iyi cins kartonlar olup kapak işlerinde kullanılır.

     

    Dosyalık Kartonlar:

    Bristol cinsinden olup genellikle dosya ve karteks işlerinde kullanılır.

     

    Gri Mukavva:

    El işlerinde ve makinelerde kullanılmak üzere 2 çeşit imal edilir. Uzun elyaflıdır. Kutu, ambalaj, anakart ve benzeri işler makinelerde kullanılan, ciltlemede kapak olarak kullanılanlarda elle yapılır. Kullanılmış eski kâğıtlardan imal edilirler.

     

    Saman Mukavva:

    Yalnız el işleri için imal edilirler. Kısa elyaflı olup gevrek bir yapıdadır. Çabuk kırılır. Ana maddesi buharlaştırılmış samandır. Paket olarak hesaplanır. Ucuz olduğundan kalitesiz cilt işlerinde kapak olarak kullanılır.

     

    Holzpappe (Odun hamurundan):

    Bu mukavvaların öz maddesi kısa lifli odunlardır. El işleri için yapılanları paket usulü hesaplanır. Makinede kullanılacak olanlar ise gr/m2 olarak hesaplanır. Takvim ve çeşitli pano işlerinde kullanılır.

     

    Astarlı Mukavva:

    Hem el işlerinde hem de makinede kullanılacak şekilde imal edilir. Ana maddesi buharlaştırılmış odun parçalarıdır. Astarlı olduğundan lüks kutu işlerinde ve ambalaj yapımında iyi netice verir.

     

    Preslenmiş Mukavva:

    Hadern denilen bir maddeden yapılır. Sert bir taşla zımparalanıp cilalanır. Çok sert olduğundan klasör, kartaj işlerinde kullanıldığı gibi cereyan geçirmediğinden izolasyon işlerinde de kullanılır.

     

    Sert Mukavva:

    İsminden de anlaşıldığı gibi çok serttir. Bükülebilir. Fakat kırılmaz. Çanta imalinde, fihrist ve kartaj işlerinde kullanılır.

     

    Sırt Mukavvası:

    Yumuşaktır, kitap sırtlarında kullanılır. 80-100'lük paketler halinde satılır, hesabı da paket üzerinden yapılır.

     

    Kaliko Cilt Bezi:

    Kalikolar pamuk ipliğinden yapılan cilt bezleridir. Dayanıklı cilt yapımında kullanılır. İlk olarak 1825 de yapılmıştır. Suya karşı hassastır. Islaklık leke bırakır. Sudan etkilenmeyeni de yapılmıştır. İki yüzü de örülmüştür. Fakat örgü dışarıdan belli olmaz.

     

    Vinleks Cilt Bezi:

    Ana maddesi PVC (POLY VİNLY CLORUR) dır. Yıkanabilir, dayanıklıdır. Çeşitli kalınlıkta yapılabilir.

     

    Üzeri Yazıyabilir Bezler:

    Özel olarak ehliyet, nüfus cüzdanı, kimlik kartları için imal edilir.

     

    Alkor:

    Taşıyıcıları iplik değil kâğıttır. Ambalaj kâğıtları üzerine PVC kaplanarak yapılır.

     

    Suni Deri:

    Dosya, klasör, kitap cildi sumen işlerinde kullanılır. Ana maddesi PVC' dir,

    Diğer Bezler: Cilt kapağı olarak kullanılmayan tülbent, Paprolin bezlerde vardır. Bunlar daha çok harita onarımında şerit yerine forma sırtlarında kullanılır.

     

    Deri Çeşitleri:

    Maroken, Sahtiyan, Domuz, Keçi, Koyun derileri cilt işlerinde en çok kullanılandır. Sayılanların ilk üçü en iyi ve dayanıklı olanıdır. Bunlar kimyasal işlemden sonra ciltlemede kullanılır. Koyun derisi ucuz, dayanıklı ve parlak olduğundan renklendirilerek kullanılır. Renklendirme de analin ve örtücü boya kullanılır. Örtücü boya derideki hataları giderir.

     

    Tül (Gaze):

    Ciltçilikte sırta konan ve formaların kendisine dikildiği veya zamklandığı seyrek elyaflı, fakat sağlam pamuklu bez.

     

    Şiraze:

    Kitapların kafaya bağlandıkları yerin iki ucunda ibrişimden örülen ince şerit.

     

    Kırnap:

    Ciltlemede kullanılan belirli uzunluktaki iplik.

     

    Kola:

    Soğuk ve sıcak olarak iki şekilde yapılır. Hammaddesi nişastadır.

     

    Jelatin:

    Kemikten imal edilen yapıştırıcıdır.

     

    Çırış:

    Bitkisel bir yapıştırıcıdır…

     

    Dekstrın:

    Mısırın 200 derecede kaynatılmasıyla elde edilen zarf ve pul arkalarında kullanılan çabuk kuruyan bir yapıştırıcıdır.

     

    Selüloz:

    Duvar kâğıtlarıyla afişlerin yapıştırılmasında kullanılır.

     

    Plastik tutkal:

    Cilt işlerinde kullanılan 30 kg. 'lık bidonlar içerisinde satılan bir yapıştırıcıdır. Yapılacak işe göre az miktarda su katılır.

     

    Cilt boyaları:

    keten, deri, pandizot kumaş ve benzeri cilt kapağı malzemeleri üzerine baskı yapmak için kullanılan, ışığa dayanıklı örtücü boyalardır.

     

    Sıcak tutkal:

    Boncuk ve tabaka halinde satılır. Suda eritilerek kullanılır. Kitap kabını ve sırtını yapıştırmada kullanılır.

     

    Sentetik Yapıştırıcılar:

    Ana maddeleri PVC'dir. Su ile yapılanları olduğu gibi aseton ve benzinden yapılanları da vardır. Bu yapıştırıcılar bir kere sürülünce bir daha su veya benzinle dahi çıkmaz.

     

    Gummi Arabikum:

    Buna bizde "Arap Zamkı" denir. Az yapraklı defter, kitap işlerinde kullanılır.

     

    Baskı taşıyıcı malzemeler:

    Boyayı kabul eden ve onu üzerinde taşıyabilen, cisimlere "baskı taşıyıcı malzemeler" denir. Bu malzemeler genellikle kâğıt, karton, mukavva olabileceği gibi, plastik folye, cam, seramik, m e t a l, kumaş gibi çeşitli materyaller olabilir.

     

    Kâğıt:

    Hammaddesi odun, saman, paçavra gibi bitkisel maddeler olan, üzerine baskı yapılmaya elverişli tabakaya kâğıt denir.

     

    Kâğıdın gramajı:

    1 m2'nin gram olarak ağırlığı.

     

    Kâğıdın hamuru:

    Kâğıdın yapılmadan evvelki son durumu…

     

    Kâğıdın suyu:

    Kâğıdın makinede dokunuş istikameti…

     

    Rule kâğıt:

    Bobin halinde sarılmış sonsuz kâğıt…

     

    Birinci hamur kâğıt:

    Selülozu çok, odunu azdır…

     

    İkinci hamur kâğıt:

    Odun miktarı ile selüloz miktarı birbirine yaklaşıktır.

     

    Üçüncü hamur kâğıt:

    Odun miktarı çok, selüloz miktarı azdır.

     

    Kuşe kâğıt:

    Yüzeyleri dolgu maddeleri ile kaplanıp perdahlanarak kaliteleri yükseltilen bu kâğıtların her iki yüzü parlak olanlarına kuşe kâğıdı denir.

     

    Tabii kuşe:

    Tabii kuşede dolgu maddeleri, kâğıt hamurunun içine karıştırıldığı için, yüzeysel dolgu maddeli kuşe kâğıtlara oranla bunların beyazlıkları daha azdır.

     

    Kromelüks (krome) kâğıt:

    Bir yüzü dolgu maddeleri ile kaplanıp perdahlanarak kalitesi yükseltilen bu kâğıtlara krome kâğıt veya kromelüks adı verilir. Bu kâğıtların bir yüzü parlak diğer yüzü mattır.

     

    Bristol karton:

    Çok beyaz ve iyi kalite bir karton cinsidir. 1., 2., 3., kalitede cinsleri vardır. Bir yüzü yarı parlak diğer bir yüzü beyaz mattır.

     

    Pelur kâğıt:

    Çok hafif, çok ince kâğıttır. Düz ve soğan pelur cinsleri mevcuttur.

     

    Otokopi kâğıtları:

    Diğer adı mikro kapsül sıvamalı kâğıt olan otokopy kâğıtları, kendinden kopyalı kâğıtlar olarak bilinir. Kâğıdın bir yüzüne gözle göremediğimiz, içi mürekkeple dolu mikro kapsüller sıvanır. Kâğıdın diğer yüzüne sert bir cisimle bastırıldığında (kalem gibi) mikro kapsül patlar ve bir alttaki kâğıt yüzeyine aynı görüntü geçer. Fatura, irsaliye gibi çok kopyalı işlerde kullanılır. CB, CFB, CF cinsleri mevcuttur.

     

    Ozalit kâğıtları:

    Kâğıt veya aydınger orijinallerden resim ve proje çoğaltmaya yarayan yüzeyi ışığa karşı duyarlı madde ile kaplı kâğıttır. Matbaalarda amonyak developerli olanları kullanılır. Yapılan montajların baskıdan önce müşteriye onay için ozalit maketleri kullanılır ve direk montajda kullanılır.

     

    Aydınger kâğıtları:

    Daha çok mimarların kullandığı kaygan yüzeyli, saydam özel bir kâğıt cinsidir. Matbaalarda düşük tirajlı tire işlerin baskısında film yerine kullanılır. Dizgilerin ters emülsiyonlu olarak lazer yazıcıda çıkış alınması yoluyla elde edilen aydınger çıktılar, doğrudan montajda kullanılır.

     

    Efalin kâğıdı:

    Kumaş dokulu baskı yapılabilen yumuşak renkli kâğıt.

     

    Papirus kâğıdı:

    Antik çağda Mısır’da geliştirilmiş papirus ağacının yapraklarının

    kurutulmasıyla elde edilen kağıt.

     

    Papye kâğıdı:

    İçinde herhangi bir dolgu maddesi olmayan emici yumuşak kâğıt.

     

    Kalender:

    Kâğıt fabrikalarında kâğıt ütüleme ve parlatma ünitesi veya makinesi.

     

    Higrometre:

    Nem ölçü aleti…

     

    Karton:

    Bitkisel selülozun mekanik veya kimyasal yollarla istiflendirilmesi veya atık kartonların yeniden liflendirilmesiyle elde edilen hamurlardan üretilen sert, dayanıklı ve kalın kâğıt malzeme olarak tanımlanabilir.

     

    Stifnis:

    Kartonun eğilmeye karşı gösterdiği direnç olarak tanımlanan stifnis kutu üretiminde kullanılacak kartonun en önemli özelliğidir.

  • Cilt Nedir ve Nasıl Uygulanır?

    Basılmış olan kitap, mecmua, broşür ve buna benzer bütün yazılı veya resimli işlerin bulunduğu kağıtların sayfa ve forma sırasına göre katlanıp bir araya getirilmesi ve bunların blok teşkil ettikten sonra üzerlerine muhafaza olarak bir kap geçirilmesi ve bunların blok teşkil ettikten sonra üzerlerine muhafaza olarak bir kap geçirilmesi veya dağılmaması için birbirlerine tutturulması ve bunun gibi işlemlere ciltleme, bu sanata da mücellit sanatı denilmektedir.

     

    Bu sadece genel tanı olarak geçerli izahattır. Mücellit sadece bir kitabın, bir mecmuanın ciltlenmesi anlamına gelmez. Örneğin, baskı makinesine basılmak için bir iş geldi. Basılacak kağıdın makineye istenilen ebatta kesilerek yüklenecek hale gelmesi de .

     

    Baskı sonrası formaların birbirini takip edecek şekilde sayfa numarası ile katlanması yine sıra ile dikilmesi veya tel dikişle tutturulması ( zımbalanması), pliyaj yapılması, gofre gibi işlemlerden geçmesi hepsi mücellit işidir.

     

    Günümüzde mücellit işçiliği son derece ilerlemiştir. Teknolojinin gelişmesi ile formaların harmanlanması, dikişli tutkalı , kapak takması, kesme işlemleri, hatta paketleme işlemleri bile (poşetleme) makineler tarafından yapılmaktadır.

     

    Baskı sonrası , basılan bir işin son durumunu gösteren bir ayna görevini yerine getirmektedir.

     

    Hazırlığı, filmi kağıdı baskısı ne kadar mükemmel olsa da bu işin mücellithaneden çıktıktan sonraki görünümü ve kalitesi gerçek bir sanattır.

     

    Günümüzde yaşadığımız bazı hatalı ciltlemelerden kaynaklanan ve bizleri rahatsız eden (mutlaka yaşadığımız) olayları hatırlayalım. Bir kitap almak istiyorsunuz. Beğenmiş olduğunuz kitabı elinize aldınız. Cilt kapağı eğri yapıştırılmış, formalar karışmış, selofan kabarmış, kenar kesimleri eğri ve yanlış kesilmiş siz bu kitabı alır mısınız? Yoksa bu hataların yapılmamış olduğu daha düzgün bir kitabı mı tercih edersiniz?

     

    İşte burada baskı sonrasının en önemli kısmı olan mücellit işinin ne kadar önemli olduğu ortaya çıkmaktadır.

     

     

    Ciltçilik Terimleri

     

    Kırım :Basılan bir işi verilen ebada göre kırılmasıdır.

     

    :Basılı bir formayı katlama işidir.

     

    Katlama :Kağıdın istenilen ölçüde katlanması

     

    Harmanlama :Formaların, cilt öncesi kitap birimi haline getirilmek üzere sırayla yan yana veya iç içe dizilmesidir.

     

    Kapak Takma :Amerikan ve iplik dikiş veya tel dikişli kitaplarda kapağın ilavesi.

     

    Perforaj :Delik açma ( basılan bir işin aynı sayfa üzerinden rahat koparılabilmesi için sık aralıklarla açılan delik işlemi - zımbalama işlemi)

     

    Pilyaj :Cilt işlerinde, katlamayı kolaylaştırmak için karton veya mukavva üzerinde oyuk açmak.

     

    Tel Dikiş :En az (ortadan kırılmış) iki yaprağın birbirine tel ile zımbalanması

     

    Omega Tel Dikiş :Dosyalara takabilmek için tel dikişin sırtı kambur şeklindeki çeşidi.

     

    Amerikan Cilt :Harmanlanan formaların freze ile sırtlarının tıraşlanması ve tutkallanarak yapıştırılması işlemi.

     

    İplik Dikiş :(Düğümlü - Atlamalı - Normal ) olarak çeşitleri olan ve harmanlanan formaların iplik ile birbirlerine sırt kısımlarından tutturulma işlemi.

     

    Şiraze :Kitapların kapağa bağlandıkları yerin iki ucunda ibrişimden örülen ince şerit.

     

    Kurdele :Kitapların aralarında ayraç görevi yapan, hatırlanmasını istediğimiz sayfa arasına bırakılan kumaş parçası.

     

    Numaratör :Birbirini takip eden sayfalar veya perforaj ile ayrılmış karşılıklı sayfaların takibi için istenilen yerlere baskı sonrası yapılan numara koyma işlemi.

     

    Varak :Tabaka Halindeki yaldız.

     

    Taslamak :Hazırlanmış kitap kapağının cilt bezi ile kaplanması ve kapağın yan kağıdı ile birleştirilmesi işlemi.

     

    Istaka :İçbükey olarak oyulmuş uçları ile cilt sırtını yuvarlaklaştırdıktan sonra düzeltmeye yarayan tahta ve kemikten yapılan mücellit aleti.

     

    Spiral :Yaprak halinde veya forma halinde olan harmanlanmış bir işin sırt ve herhangi arzu edilen yerinden delinerek ve istenilen yerin başından sonuna kadar özel telle birleştirilme işlemi.

     

    Şömiz(gömlek) :Genellikle kitapların kapakları üzerine geçirilen baskılı koruma kapakçığı.

     

    Gofre :Kalın kağıt veya karton üzerine içten veya dıştan olmak üzere yapılan baskı kabartma.

     

    Pres :Altta ve üstte aynı ölçüde iki tablası bulunan, üstte sıkma işlemini yapan bir bölümü olan, ciltleme işlemi biten işin kapağı takıldıktan sonra (kurumadan) cilt bezi mukavvaya yapışırken arada kalabilecek hava kabarcıklarının giderilmesi işleminin yapıldığı makineler.

     

    Bir Kitabı Ciltlerken Yapılacak İşlerin Sıra İle Takibi

     

    .  Önce basılı işler kırma makinesi ile forma haline getirilir.

     

    .  Varsa yan kağıt veya içine girecek resim, harita, poster vb. ilaveler yapıştırılır.

     

    .  Harman yapılır ve formalar numara sırasına göre dizilir

     

    .  Müşteri isteğine göre tel veya iplik dikiş makinesinde dikiş yapılır

     

    .  İplik dikiş yapıldı ise sırtlar tutkallanır.

     

    .  İstenirse kenarlar yaldızlanır veya boyanır.

     

    .  Kitabın iyi açılması için kambura makinesi ile yuvarlaştırılır.

     

    .  Sırtın taşması için tekrar preslenir, sırt bezi geçirilir. Sırtın üst ve altına şiraze takılır.

     

    .  Başka makinelerde yan ve sırt mukavvaları kesilip kağıt, bez veya deri üzerine yapıştırılarak hazırlanan kitap kapakları kitaba takılır. Bu arada kitap ile kapak arasına yanlara taşan bezler ve işaret ipi de takılarak yan kağıtları yapıştırılır.

     

    .  Kitap kuruyuncaya kadar pres edilir.

     

    .  Gerekiyorsa ve müşteri arzu etmişse sırt ve ön yüzlere ciltçi boyaları ve yaldız kullanmak sureti ile baskı yapılır. Cilt boyaları ışığa dayanıklı, örtücü ve özel boyalardır. Bu boyalara parlatıcı vernik katarak görünüşü daha çarpıcı hale getirmek mümkündür

© Copyright. Tüm hakları Prestij Reklama aittir.